Kağıt nedir?

Yazı yazmak, kitap ya da dergi, gazete basmak, içine öteberi sarmak, gibi işlerde kullanılan, çeşitli bitkisel maddelerin hamur haline getirilmesinden sonra ince tabakalar halinde elde edilen madde.Yazının icadından sonra, yazılması gerekli şeylerin tespiti için, en eski zamanlarda kurutulmuş ve balmumu ile sertleştirilmiş palmiye gibi bitki yaprakları, adi hayvan derileri, bir kamışın kabuğundan çıkarılan papirüs kağıtları kullanılmıştır. Bugünkü şekliyle kullanılan kağıt, ilk defa Çinliler tarafından icat edilmiş, Araplar aracılığı ile İspanyadan Avrupaya geçmiştir. Kağıt yapımı, XIV. yüzyıldan sonra daha yaygın olmaya başlamış, bugünkü gelişmiş şekline de XVIII. yüzyılda ulaşmıştır. Kleopatra, Konfiçyüs, Einstein, Edison, Ts’ai Lun. Bütün bu kişilerin içinde insanlık tarihinin gelişimine en büyük faydası olan kimdir dersek, herhalde Ts’ai Lun demezsiniz. Ama O’dur. Ts’ai Lun günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce Çin’de yaşayan bir memurdu ve MS 105 yılında bugünkü kullanılan hali ile kağıdı icat etti. Dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş paçavralarını suyla karıştırarak ezdi, lapa haline getirdi, presleyerek suyunu çıkardı ve bu ince tabakayı kuruması için güneşin altında ipe astı.

stacks_image_D397B8E5-1DAC-4D3B-9ED2-656329AAD790

Aslında insanlar MÖ 3500 yıllarında bile üzerine yazı yazabilecek çeşitli şeyler kullanıyorlardı. Kağıdın icadı sonraki devirlerde Çinlileri dünyanın en gelişmiş kültürünün sahibi yaptı. Şaşırtıcıdır ki, Orta Asya’ya 751, Bağdat’a ise 793 yılında ulaşan Ts’ai Lun’un kağıt yapma metodu, Avrupa’ya 1000 yılda gelemedi. Avrupa’da ilk kağıt ancak 1151 yılında İspanya’da yapılabildi.
Özellikle matbaanın icadı ile birlikte kağıda olan ihtiyaç gittikçe büyüdü. Yeterli hammadde bulmakta zorlanıldı. Ayrıca bu şekilde kağıt imalatı çok zaman alıyordu ve dünyanın bir çözüme ihtiyacı vardı.
Kesin tarih bilinmiyor ama yaklaşık 18. yüzyılın başlarında Fransız bilimci Rene-Antonie Ferchault de Reaumur ormanda ağaçların arasında yürürken bir yaban arısı kovanı gördü. Yaban arıları evlerinde olmadığından durup kovanı incelemeye başladı. Birden kovanın kağıttan yapılmış olduğunu gördü. Peki onlar paçavra kullanmadan kovanı nasıl yapıyorlardı? Sadece paçavra değil, kimyasallar, ateş ve karıştırma tanklarını da kullanmıyorlardı. Arılar insanların bilmediği neyi biliyorlardı ?
Aslında her şey çok basitti. Kısa bir gözlem sonucunda gördü ki, yaban arıları ince dalları veya çürümüş kütükleri kemirir gibi ağızlarına alıyorlar, burada mide sıvıları ve salyaları ile karıştırıyorlar ve kovanlarını yapmada kullanıyorlardı. Reaumur arıların sindirim sistemini de inceleyerek buluşunu 1719 yılında Fransız Kraliyet Akademisi’ne sundu.
İlk kağıt makinesi 1798 yılında yapıldı. Ancak bu geniş bir kayışın dönerek fıçıdaki lapayı aldığı ve ince kağıt haline getirdiği, her dönüşte tek bir kağıt yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makine çok geçmeden 1809 yılında John Dickinson tarafından icat edildi.
Günümüzde kağıt üretimi yüksek teknoloji ile ve tam otomatik olarak yapılabilmektedir ama işlemin aslı esas olarak değişmemiştir. Kağıtların arasındaki kalite farkını kullanılan lifin türü, lapanın hazırlanışı, içine katılan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlar belirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde ağaçlar ana kaynak ise de özellik taşıyan kağıtların yapılmasında günümüzde sentetik lifler de kullanılmaktadır.
Bugünkü kağıt yapımı için kullanılan ilkel madde, kısa iplikli selüloz hamurudur.
Kağıt eskiden yalnız paçavradan yapılırdı. Bugün ise, paçavra, ancak iyi cins kağıtlar için kullanılmaktadır.

stacks_image_A67F8958-A175-4CDE-A3AD-48F65C63D61A

KAĞIT EBATLARI VE GRAMAJLARI

Kuşe kağıt mat ve parlak yüzeyli

Ebatlar: 70 x100, 64 x 90, 57 x 82 cm
Gramajlar: 80 gr. | 90 gr. | 115 gr. | 135 gr. | 170 gr. | 200 gr. | 250 gr. | 300 gr. | 350 gr.
Bristol Karton; tek yüzeyi parlak
Ebatlar: 70 x100
Gramajlar: 180 gr. | 200 gr. | 225 gr. | 250 gr. | 280 gr. | 300 gr. | 330 gr. | 350 gr. | 400 gr
I. Hamur Kağıt
Ebatlar: 70 x100, 64 x 90, 57 x 82 cm
Gramajlar: 55 gr. | 60 gr. | 70 gr. | 75 gr. | 80 gr. | 90 gr. | 100 gr. | 110 gr. | 120 gr.
Krome Karton; tek yüzeyi parlak [ Normprint (arkası gri), Extprint (arkası gri ön yüzü ekstra beyaz), Triblex (çift yüzeyi beyaz) ]
Ebatlar: 70 x100 cm
Gramajlar: 225 gr. | 250 gr. | 300 gr. | 350 gr. | 400 gr. | 450 gr.
Otokopi Kağıdı
Ebatlar: 70 x100, 64 x 90, 59 x 84 cm
Renkler: Beyaz | Sarı | Pembe | Yeşil | Mavi
Fantazi Kartonlar
Ebatlar: 70 x 100 ebatlarında ve farklı renklerde ve farklı dokuda bulunmaktadır.
Gramajlar: 90 gr. | 120 gr. | 140 gr. | 170 gr. | 220 gr. | 250 gr. | 280 gr. | 300 gr

Kağıt yapımında iki önemli işlem vardır:

1 – İlkel maddelerin kağıt hamuru haline çevrilmesi:
ilkel madde paçavra ya da odun olduğuna göre, kağıt hamurunun kağıt haline çevriliş işlemi değişiklik gösterir.

Paçavradan kağıt hamuru hazırlanması için; ilkin, paçavralardan, kağıt yapmaya yaramayan kısımlar ayrılır.

Ayıklanmış olan paçavra, sıcak sodyum hitroksitli ya da kireçli su ile yıkanır. Paçavra ipliklerinin beyazlatılması için kireç kaynağı, klor gazı kullanılır ve hamur iyice ezilir. İşte elde edilmiş olan bu hamura boya, kaolen, baryum sülfat, reçine gibi maddelerle kolalama maddeleri ilave edilir.

Odundan kağıt hamuru elde etmek için kağıt yapımında kullanılacak odun olan çam ağacı, kayın ağacı, kavak ağacı toplanır. Ağaçlar silindir şeklinde kesilir, kabuğu soyulur, rendelenmek suretiyle temizlenir. Bundan sonra sıcak su buharına tutulur. Sonra da sert taştan yapılmış büyük değirmen taşların, da lifler haline getirilir. Meydana gelen bu odun hamuru havuzlarda toplanır. Odun hamuru, reçinelerden, 1inyinden temizlenir ve beyaz halde hamur meydana çıkar.

2- Kağıt hamurunun kağıt haline konulması :

Büyük bir havuzda, bir pervane aracılığı ile akıcı bir duruma sokulan kağıt hamuru, büyük iki dönen silindir arasına gerilmiş ve sonsuz olarak döner bez üzerinde akıtılır. Bu bez üzerinde ince yaprak halinde ilerlerken, silindirler aracılığı ile suyunu kaybeder ve ıslak kağıt haline gelir. Bu ıslak kağıt, kurutma makinelerinden geçer ve tahta bir makara üzerine sarılır. Bu sarılı makaralar, kağıt bobinlerini meydana getirir

Bu bobinler, rotatif makinelerde baskı yapan gazeteler tarafından aynen kullanılabilir. Düz baskı denen makinelerde kitap ve dergi basmak için bu bobin halindeki kağıtlardan düz kağıt denen kağıtlar elde edilir. Kağıt çeşitleri : Matbaacılıkta kağıdın gerek cins bakımından, gerekse boy ve en bakımından büyük önemi vardır. Matbaa makineleri, belli ölçülerdeki kağıt boylarına göre yapıldığından, bütün dünyada kullanılmakta olan kağıt boylan değişmez ölçüler içinde bulunurlar. Bu ölçüler, rotatifler için gerekli olan bobin şeklindeki kağıtlar ve düz makine denilen baskı makineleri için belirlidir. Milletlerarası kağıt boyları, 57×82, 63×95, 68×100, 70×100 santimetre olarak bilinir. Rotatifler için kullanılan bobinler de, genel olarak bu ölçülerin katlanışına u. yor.

Yukarda ölçüleri verilen kağıtların ikiye, dörde, sekize katlanmasına göre, değişik boyda kitap, gazete, dergi boyları meydana getirilir. Elinizde tuttuğunuz ansiklopedinin kağıt ölçüsü, 68×100. forma boyu ölçüsü de 68×100 / 1/16 dır.

Kağıtlar, cinslerine göre de ayrılırlar. Bunlar da, kuşe kağıdı (beyaz parlak kağıt), birinci hamur (beyaz mat)( ikinci hamur (beyaz mat), üçüncü hamur (esmer mat), illüstrasyon (resim baskısına elverişli kalın ve ağır kağıt,) pelür kağıdı (ince. yarı şef. raf), simili (iki yüzü parlak), yarım simili (bir yüzü parlak), verje (mat, kalın ve lifli), filigranlı (ışığa tutulunca içinde çizgiler görülen), çeşitli kalınlıkta karton ve mukavvalar.

Bu kağıt cinslerinden başka, baskı işlerinde kullanılmayan eski ve yeni kağıt çeşitleri şunlardır.

Çin kağıdı : İpekten ya da bambu kamışından yapılır, ince, sarımtırak kağıttır.

Duvar kağıdı : Oda duvarlarını kaplamak için hazırlanmış süslü ve kabartmalı kağıtlardır.

Çizgili kağıt : Defter yapımında kullanılan, üzerine çizgiler basılmış kağıt.

Resim kağıdı : Kurşun kalem, sulu boya, çini mürekkebi ile resim yapılabilen, pürtüklü, suyu içen kağıt

Kopya kağıdı : Yazı makinelerin, de, ikinci bir kağıda yazılanları çıkarmak için kullanılan arkası renkli korumuş mürekkepli bir cins özel kağıt

Saman kağıdı : Genel olarak san renkte, kurşun kalemle yazı yazmakta, müsvedde yapmakta kullanılan kağıt.

Sünger kağıdı : Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kullanılan içici kağıt.

Krepon kağıdı : Çiçek, fener gibi şeyler yapmakta kullanılan, çekildikçe katları açılan renkli kağıtlar.

Elişi kağıdı : Bir yüzleri parlak, cilalı, renkli kağıt.

Esericedit : Yazı yazmak için kullanılan, belli boydaki birinci hamur kağıt.

Renk

Renk ışığın meydana getirdiği fiziksel bir olgudur. Birazda psikolojik bir etkisi vardır.
Işığın farklılaşması bize farklı algılamalar yarattığından, gelen ışık kaynağının yapısı, ışığı geçiren veya yansıtan maalzemenin yapısı ve algılayan gözümüz olduğu icin değişkenlikleri içerebilir.
Yani yanılabiliriz. Bunun için renk nedir sorusuna bir yerden başlamak gerekirse renk ışıktır yanıtı verilebilir.
Işığın olmadığı yerde ne gözümüzün nede malzemelerin renkleri vardır. Yani her yer karanlık ve buna taktığımız ad ise Siyahtır. Işık olmadığı için malzemelirin renkleri görülemiyor, aslında varlar demek sonu gelmez bir felsefi tartışma içine girmek demektir. Bu yüzden bunu basitçe ifade etmek gerekirse ışığın olmadığı yerde renk olmaz. Işık eşittir Renk olarak tanımlayabiliriz.

stacks_image_DA612549-8186-44AD-8C96-BE05454DB859

Buna basit bir örnek verelim. Gün ışığından tecrit edilmiş bir odada,Beyaz bir kağıda mavi spot ışığı ile aydınlattığımızda mavi güzükür. Malzememizin mavi gözükmesini sağlayan mavi spot ışığıdır, aslında kağıdımız beyazdır. Kağıdımızı mavi yapan ışığın içindeki mavi kanalın aydınlatmasıdır. Yani ışığın içindeki renk spektumunun mavi bölümüdür. Bir malzemeyi hangi renkle göreceğimiz onu aydınlatan ışık kaynağının rengiyle değişir. Eğer çevremizde gördüğümüz maddelerin aydınlatılması gün ışığı (güneş ışığı) ile oluyorsa gözümüzün geçirdiği evrim sonucunda, gün ışığının içindeki spektrumun renk bantlarını emen (asorbe eden), ememediğini (asorbe edemediği) yansıttığı renk kodunu görürüz.

stacks_image_52D79E6A-2792-4166-9D5A-7306DF6D5E8F

Işık

Işık nedir, herhangi bir kaynaktan yayılan, içinde farklı renklerin yaklaşık olarak eşit karışımı ile meydana gelen bir enerji biçimidir. Homojen değildir. Bizi ilgilendiren onun içinde barındırdığı renkler olduğundan, bu yayılma veya aydınlatma süresinde, aydınlattığı malzemenin üzerine çarpıp, ışık kaynağı içindeki hangi renklerin o malzeme tarafından emilip hagisinin geri yansıttığıdır. Geri yansıyan renk malzemenin rengini oluşturur. Örneğin malzememiz ışığın içindeki tüm renkleri emip yansıtmazsa siyah olarak algılarız. Tersi olursa, yani tüm ışığı geri yansıtırsa beyaz olarak algılarız. Veya sadece maviyi yansıtırsa mavi olarak algılarız. Kısaca doğada var olan herşey ışığı emip yansıttığı oranda renklidir. Buna göre temel kabul edilen 3 renk modeli vardır. Bunlar LAB, RGB, CMYK ve bunlara ait renk bilgilerini içeren HSL. Bu modellere ek olarak baskı ortamlarında kullanılan, Pantone (spot), Tire (Bipmap ve GrayScale), Dublex (Duaton) biçimlerdir. LAB model doğada var olan renklerin gözle görülebilen en geniş alanını ölçmeye yarayan uluslararası bir ölçü standartıdır. Bu yolla renkleri ölçebilir ve kodlayabiliriz.

RGB, ölçülebilen renklerin baskı ortamına taşımada filtre görevi görerek, renklerin kanallara ayrılması işini üstlenir. CMYK ise kanallarına ayrılmış bu renkleri, baskı ortamına taşımak için tekrar kanallara ayırma işini üstlenir. Bugün baskı ortamlarında standart olarak kabul gören prosess diye adlandırılan CMYK sistemi, çok büyük olmasa da ölçülebilen renklerin aktarımı sırasında kayıplara uğrar. Ölçülebilen renkler RGB ile elde edildiğinde kayba uğrarlar. CMYK'ya dönüştürülünce ikinci bir kayba uğrarlar. RGB parlak ve floresan renkleri görür. CMYK ise bu renkleri göremez.

Buna yapılabilecek bir şey yoktur. Belki ileride teknolojik gelişme bu kayıpları kapatabilir. Bizim yapacağımız bu kayıpları bilmek ve resim düzeltme programları aracılığıyla kayıpları aza indirmektir.

RGB model İçinde üç temel rengi barındıran RGB, her renk içinde de iki rengi barındırır. RGB modele ihtiyaç varmıdır Eğer yapacağımız iş baskı ortamına taşınmayacak ise elbette vardır. İnternet veya yapacağımız iş sadece ekranda sunum ise RGB modeli kullanmanızda yarar var. Nedeni basit diskinizde hem az yer tutar hemde parlak renkleri içerdiği için görüntünüz daha iyi olur. Başka bir yol ise dökümanınız çok yüksek megabayt tutuyorsa RGB çalışmanız. Yalnız burada dikkat edeceğiniz bir konu, işiniz bittikden sonra CMYK modele dönmeniz ve CMYK modele dönerken referanslardan çevirme işlemini nasıl yapacağınızı belirleminizdir. İlerki bölümlerde ele alınan refaranslar bölümünde anlatılanlara bakarak bu işlemi yaparsanız RGB'den CMYK'ya çevrim işlemini az kayıpla yapabilirsiniz.

stacks_image_3F1E0E03-AAB8-4DAC-A434-1858DB45B161

Önceden taranmış bir görüntü üzerinde çalışırken bu o kadar sorun olmaz ama kendinizin yarattığı bir dosya ise sorun olabilir. Çevrimden önce ne kadar kayba uğradığınız hakkında bilgi edinmek isterseniz Gamut uyarısı komutunu kullanabilirsiniz. Şekilde görüldüğü gibi RGB'yi oluşturan renkleri sıralarsak; Kırmızı ile Sarı birleşerek RED kanalını, Mavi ile Sarı birleşerek GREEN kanalını, Kırmızı ile Mavi birleşerek BLUE kanalını oluştururlar. Genel olarak Scannerler bir görüntüyü bilgisayarlara bu kanalları kullanarak aktarırlar. Kısaca RGB model, ofset hazırlıkta renkli bir görüntüyü kanallarına ayırma görevi görür. CMYK model bu üç filtreyi kullanarak, içlerindeki zıt renklerin birbirlerini görmemesi ilkesinden yararlanıp temel renkleri elde eder. Örnek vermek gerekirse bir resme; Red filtresi ile baktığımızda mavi rengi, Blue filtresi ile baktığımızda sarı rengi, Green filtresi ile baktığımızda kırmızı rengi görürüz Bu ayrışma baskı standartı olan CMYK modele alt yapı oluşturur. Ama ortada siyah yoktur. CMYK modelin tek başına bir kanal olarak siyah rengi içinde bulundurması gerekmektedir. Bu nedenle CMYK, RGB kanallarını dönüştürürken siyah kanalı diğer renklerden eksilterek oluşturur. CYMK Model Prosess diye adlandırdığımız CMYK'ya neden ihtiyacımız vardır RGB kanalları ile oluşturulan bir görüntüyü ofset makinalarında basamayız. Nedeni basittir. RGB her kanalında iki ayrı rengi barındırır.

stacks_image_0CC19802-DAA1-4CC2-9D71-B2FAFF987EA6

Baskıdaki temel boyalar ikili rengi içermezler. Üst üste gelen renklerin nasıl bir sonuç vereceği bilinemez. Ayrıca siyah renk de ortada yoktur. Çünkü RGB modelde siyah renk her kanalın eşit miktarda karışımdan elde edilir. Ekranda RGB ile oluşturduğumuz siyah rengi baskı ortamına taşıdığımızda koyu kahve veya daha farklı renk ile karşılaşırız. Bu tür karışıklığı ortadan kaldırmak için CMYK bir baskı standartı olarak gelişmiştir. CMYK doğada olmayan siyah rengi oluşturarak baskı yoluyla bir kağıt üzerinde görüntüyü oluşturur. Dolayısıyla Siyah ekleme bir renktir.
Eğer siyah rengi C+M+Y'den elde etmeye kalkarsak koyu kahverengiyi oluşturur ve detay kaybettirir. CMYK temel olarak kabul ettiği dört rengi şekilde görüldüğü gibi ayrıştırır. Buna göre CMYK'yı tanımlamak gerekirse: CMYK dört renk üzerine kurulu bir modeldir. Mavi-Kırmızı-Sarı ve Siyah renklerden oluşur. Baskı ortamında yarı transparan mürekkepler kullanarak görüntüyü kağıda aktarır.

HSL Renk kontrol ve düzeltme modelidir. Hue renk özünü, Saturate doyma noktasını yani matlık ve parlaklığını, Lightness ise açıklık ve koyuluğunu denetler. Bir resim üzerinde detay kaybetmeden renk değişiklikleri yapma olanağı verir.

stacks_image_139E9E49-D30E-4559-95F8-4D712667480C

GrayScale Sektörümüzde S/B fotoğraf olarak adlandırılır. Sadece siyah plakadan oluşur. CMYK'nın siyah plakası ile aynı değerleri taşımaz. Tüm renklerin birleşiminden tek plaka haline dönüştürülerek elde edilir.
Pantone Tek yüzey renk düzenidir. Genelde spot renk diye adlandırılır. Baskı ortamlarında ekstra renkler ile basılır. İçinde farklı renkleri barındırdığı için iki ayrı pantone rengi birleştiremeyiz. Birleştiği zaman ne tür sonuçlar alacağımızı önceden kestiremeyiz. Ancak tint (Tram) kullanarak kendi yüzey rengini değiştirebiliriz.
Photoshop artık Spot renklari kullanabilmekte. CMYK kanalı dışında kullanabileceğiniz spot kanallar yaratmada ve onları film baskısına taşıyabilmektedir. İlerki sayfalarda göreceğimiz gibi, örneğin desen çalışmalarında parlak olarak basacağınız renkleri veya yaldız renkleri ayrı bir kanalda toplayabilirsiniz. Duatone Dublex veya Sepya olarak bilinir. İki ya da daha fazla rengi içerebilir. Genelde temel renk olarak siyah ağırlıklı çalışılır. CMYK ve dışında kalan spot renklerde kullanılabilir. Ayrı ayrı plakalarla oluşturulan bir görüntü istenirse CMYK'ya çevrilerek prosess olarak basılabilir. Bu tür bir çalışma yapıldığında eğer sadece vermiş olduğunuz spot renklerin basılmasını (kendi renk adları ile) istiyorsanız dosyanızı mutlaka EPS formatında kaydetmelisiniz. Örneğin dosyanızda kullandığınız renklerden biri Siyah diğeri ise Pantone 386, resminizi EPS formatında kaydedip herhangi bir sayfa düzenleme programına çağırdığınızda resmin renk adlarını çağırmış olduğunuz programın renk paletinde görebilirsiniz. Resminizin içinde kullandığınız Pantone 386 rengi sayfa üzerinde herhangi (yazı veya çizim) bir objeye verebilirsiniz. Böylelikle resminizin içinde kullandığınız renk ile sayfanız içinde kullandığınız renk aynı palet içinde filme aktarılacaktır.

Renklerin Dili...

Renklerin insanlar üzerindeki etkisi hiç de yabana atılır cinsten değil. Her ne kadar 'zevkler ve renkler tartışılmaz' dense de uzmanların elde ettikleri dikkat çekici sonuçların bu tartışmanın yapılmasında gecikildiğini açıkça gösteriyor.Girdiğiniz bir lokantadan neden kalkmak istemediğiniz, yolda yürürken neden birden bire acıktığınız, neden kapalı bir alanda otururken sıkıldığınız ya da neden bir kişi ile konuşmaya kalktığınız zaman size kaçamak cevaplar verdiğini hiç merak ettiniz mi?

İnanmayacaksınız belki ama işte bütün bunların cevabı renkler...


Renkler kendi dilleriyle karşınızdakine, muhatabınıza sizin karakterinizi sizden önce anlatıyor. İşte renklerin yadsınamaz etkisini fark eden batılı şirketler, bunu iş hayatında sıklıkla kullanmaya başlamış ve çok da başarılı olmuşlar. Hayatımızı şekillendiren, bizi kimi zaman neşeli, kimi zaman da düşünceli yapan renkler ve marifetleri saymakla bitmez.
Renkler hayatımızın parçası. Peki renklerin hayatımızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman karakterimizi yansıttığından ya da seçtiğimiz rengin bize olumlu ve olumsuz etkileri olduğundan haberiniz var mı?

stacks_image_6D2C537B-A626-4708-822B-9D49B67F5C29

KIRMIZI : Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir.
İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.

YEŞİL :
Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır.

SİYAH :
Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi.

MAVİ :
Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır.

LACİVERT :
Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır.

MOR :
Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir.

PEMBE :
Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir.


SARI :
Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür. : Temizliği ve saflığı temsil eder. İstikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler... KAHVERENGİ : Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv'de bir sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.


İşte renklerin dünyası, şirketlerin bunu nasıl kullandıkları...


Yeşil, doğanın ve baharın rengidir, insanlar üzerindeki etkisi tartışılmaz. Yaratıcılığı körükler. Ayrıca huzuru ve üretkenliği temsil eder. Güven ve rahatlık veren bir renktir. Yeşil tabiatta hakim olan bir renk olduğu için rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi de büyüktür. Yeşil rengin ağırlıklı kullanıldığı yerlerde üretkenlik artar. Yeşil alanlarda insanların daha az mide ağrısı çektiği tespit edilmiştir.
Yeşil, güven ve huzur verir . O yüzden bankaların logolarında en çok tercih ettikleri iki renkten biridir. Yatak odası için de rahatlatıcı bir renktir. Batıda büyük otellerin mutfaklarında duvar renginin, aşçıların yeniliklerini arttırmak için yeşile boyandığı söylenir. Hastaneler de logo ve iç dizaynlarında yeşili tercih eder. Çünkü rahatlatıcı ve sakinleştiricidir. Sakız paketlerinde ve sebze satılan yerlerde de yeşil en çok tercih edilen renktir.

Sakinleştiren Yeşil


Dinlendirici bir renk olan yeşilin yorgun insanlar üzerinde yatıştırıcı, sakinleştirici bir etkisi vardır. Özellikle mavi ile karıştırılmış yeşil, pasif, sinirli ve tansiyonlu anları azaltır.
Yeşil, sakinleştirici, iyileştirici ve yapıcı nitelikleriyle insanları olumlu etkileyen bir renktir.Ö
Yeşil rengin dekorasyondaki etkileri
Yeşil gözleri dinlendiren ve heyecan duygusunu azaltan bir renk olduğu için mekanlarda huzur verir. Açık tonları daha duygusal atmosferler için tercih edilir.Sonsuz bir tinsellik ve barışıklık duygusu da yarattığı için evlerde bol miktarda yeşil bitkiler bulundurulması tavsiye edilir. İlkbahar mevsimini çağrıştıran özelliği ile, uygulandığı her mekana temiz hava ve canlılık katar. Diğer yandan ofislerde kullanılan yeşil renk, güven verici bir izlenim bırakır.
Yeşil rengin simgeleri
Doğanın simgesi olan yeşil, yaşama umudunu simgeler. Koyu yeşil renk haset, kıskançlık ve batıl inanç anlamlarını taşırken açık yeşil, yeni bir yaşamın, enerjinin ve bereketin rengidir.

Yeşil rengin insan sağlığı üzerindeki fiziksel etkileri
Dinlendirici bir renk olan yeşilin yorgun insanlar üzerindeki yatıştırıcı, sakinleştirici bir etkisi vardır. Özellikle mavi ile karıştırılmış yeşil, pasif, sinirli ve tansiyonlu anları azaltır.Gerginliği ve kan basıncını düşürür, hipnoz edici etkisi vardır, kılcal damarları açarak sıcaklık hissi uvandırır. Yeşil ışınlar, duyguların dengelenmesine yardım eder ve hipofiz bezini uyarır.Afrodizyak özelliğinden ötürü cinsel zindelik için kullanılır.Yeşil titreşimler bakteri, virüs ve diğer mikroplara karşı dezenfektan rolü oynar. Pastel yeşil yada koyu ise,kaslar ve kemikler üzerinde yapıcıdır. Yeşil rengin vücut üzerindeki en belli başlı etkileri şöyle sıralanabilir:
Antiseptik:Zayıflamayı önler.
Dezenfektan:Mikroorganizmaları ve bakterileri yok eder.
Yeşil ile tedavi edilebilir rahatsızlıklar arasında astım, yorgunluk, nezle, uykusuzluk, asabiyet ve çeşitli sinir hatsallıkları yer alır. Yeşilin kontrendike olduğu bir durum tespit edilmemiştir.
Yeşil rengin psikolojik etkileri
Gözleri ve bedeni en çok dinlendiren renk olan yeşil,sıcak havalarda serin, serin havalarda sıcaklık hissi verir.İnsanlara umut duygusunu aşıladığı gibi kendini psikolojik ve bedensel olarak iyi hissetmeyi de sağlar.
Psikolojik olarak yeşil renk, yüksek tansiyonlu ortamlardan çekilmeyi temsil eder.Oturarak yapılan aktiviteler, konsantrasyon ve meditasyon için bu renk idealdir.
Yeşilin çocuk gelişimi üzerindeki etkileri Yeşil, çocukların birbirleriyle arkadaşça ve yardımsever bir şekilde iletişim kurabilecekleri samimi bir ortam yaratır.Aynı zamanda,çocukların kendilerine olan saygılarını ve çevreyle uyum için yaşayabilme yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur Diğer yandan yeşil, arkadaşlarla yaşanabilecek zor durumlarda kendine güveni vurgular. Başkalarından yardım istemek için onlara yaklaşabilmeleri konusunda çocukların kendilerini rahat hissetmelerine yardımcı olan yeşil renk, eğiticilik rolü bakımından da hakim bir renktir.
Gerçekçiliğin,plan ve sistemin rengidir. İnsanlar üzerinde canlılık hareketlilik etkisi bırakır. Kansas Üniversitesi Sanat Müzesi'nde bir araştırma için halının altını elektronik bir sistemle donatmışlar, duvar rengini beyaz ve kahverengi olarak değişebilir yapmışlar. Arka fon beyaz kullanıldığında, insanlar müzede yavaş hareket etmiş, daha uzun süre kalıp, daha fazla alanda dolaşmışlar. Arka fon kahverengiye döndüğünde ise, insanlar müzede çok daha hızlı hareket edip, daha az alan dolaşmış ve müzeyi çok daha kısa sürede terk etmişler. O yüzden dikkat ederseniz dünyadaki fast-food restaurantlarının hepsinin sandalyeleri ve masaları kahverengi, duvar boyaları ise kahverengi-şampanya-pembe karışımıdır. Hiçbir fast-foodcunun duvarını beyaz göremezsiniz. Burger King, Kentucky Fried Chicken ve benzer fast-foodlar yıllardır bilinçli olarak tüm duvarlarını baştan aşağıya kahverengi ağaç kaplama yaparlar. Bizim lokantacılar ise hâlâ lüks tutkusunda...
Büronuzda kahverengi mobilyalar kullanmayın! Kahverengi aynı zamandı teklifsiz, rahat bir renk olarak kabul edilir. Karşınızdakinin kendini resmiyetten uzak, daha rahat hissetmesini ve açılmasını sağlar. Tüm ünlüleri rahatlıkla konuşturmasıyla tanınan ünlü televizyoncu Larry King'i programında her seferinde kahverengi kravatlar ve ceketlerle görürsünüz.
Rivayetlere göre 40'lı yıllardan bu yana Avustralya'da kahverengi üç parça takım elbise üretilmediği söylenir. Batılılar, 'You blend in people' diyorlar. Kahverengi toprak rengidir ve diğer insanlar arasında kaybolur gidersiniz. İş görüşmelerinizde , profesyonel toplantılarda sakın kahverengi giymeyin.

Hayatı Hızlandıran Kahverengi


Kahverengi toprağın, yani doğumun ve bereketin rengidir. Kahverengi hareketleri hızlandırır. Bu rengi seven insanlar fiziksel olarak çok duyarlıdırlar, tenleri çok hassastır ve sinirleri mükemmeldir.
Kahverengi toprak rengi olduğundan kaybolmanın ve saklanmanın da rengidir.Kıyafetlerde pek fazla tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar dikkat çekmezler.Kahverengi, rahat bir renk olarak kabul edilir.Bej gibi açık tonları ise ferahlığı, açık yürekliliği ve samimiyeti tanımlar.Kişinin kendini rahat , resmiyetten uzak hissetmesini ve paylaşımcı olmasını sağlar. Birçok kişi kahverengi rengini kullanmaktan kaçınır ancak tonlarıyla kullanıldığında uygulama alanları genişler. Kahverengi, sarı, turuncu ve kırmızı ile birlikte zengin ve derin bir anlam verir.Açık maviyle birleştirilince, modernizmi ve sportifliği anlatır.Bejle birleştirildiğinde ise aktif, sofistike ve genç bir görünüm verir.Bu yüzden modada ve iç tasarım endüstrisinde kahverengi ve bej en çok kullanılan renkler arasındadır.
Kahverenginin dekorasyondaki etkileri
Kahverengi insan hareketini hızlandırdığı için özellikle fastfood restoranları, iç mekanlarında kahverengini kullanırlar. Sosyal dengeyi ve toplum içinde rahatlığı sağlayan renkler olarak ev dekorasyonunda da sıkça kullanılan kahverengi ve bej, özellikle zemine hakim olmalarıyla, güvenlik duygusunu ve toprağın yarattığı rahatlık hissini verirler .Sıcak nötr nitelikleri, güvenlik ve bağlılık duygusu yaratır. Diğer yandan yemek ve oturma odalarında şeftali rengiyle birlikte kullanıldıklarında, hem samimi hem de çocukların öteki kişilerle etkileşimi için sıcak bir ortam yaratır.
Kahverenginin simgeleri
Kahverengi, sağlamlık, güvenilirlik, rahatlık, dayanıklılık, basitlik ve dostluğu simgeleyen bir renktir. Toprağın yani doğumun ve bereketin rengidir. Aura rengi olarak fazla rastlanmasa da anlaşılır ve pratik bir karakteri olan insanlar bu rengi tercih ederler. Başarıya yavaş yavaş ulaşmanın simgesidir. Açık ve dürüst hareket etmenin sembolüdür.Ancak kahverenginin diğer renklerle karışması bu özelliklerini gölgeleyebilir. Sönük ve kırmızımsı bir kahverengi, duygusallığı daha ön plana alır. Bej anlayışın ifadesiyken koyu kahverengi ise huysuzluğu ve eleştirel bir yapıyı temsil eder.
Kahverenginin insan sağlığı üzerindeki fiziksel etkileri
Kahverengi hareketleri hızlandırır. Bu rengi seven insanlar fiziksel olarak çok duyarlıdırlar, tenleri çok hassastır ve sinirleri mükemmel bir alıcı olarak çalışır. Bu renk üzerine, Kansas Üniversitesi için bir sanat galerisinde yapılan deney sırasında duvarları rengi bilgisayar yardımıyla değiştirilebilir hale getirilmiştir. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş , kahverengiye döndüğünde ise insanlar daha hızlı hareket etmişlerdir ve bu şekilde müzede daha az zamanda gezmeyi başarmışlar.
Kahverenginin psikolojik etkileri
Renk listesinin başında olan kahverengi olan kişiler, daima özel bir çevreye ihtiyaç duyarlar çünkü kendilerini ancak bu çevrede güvenli hissederler. Kahverengi gözlü insanlar çoğu zaman duygularına göre davranırlar, yalnızlık onlara göre değildir ve her an birilerine ihtiyaçları vardır. Psikolojik rahatlık onlar için önemlidir, kaotik bir yaşam sinirlerini yıpratır. Gerek duygusal gerekse maddesel güvensizlik onları herkesten fazla yorar. Huzursuz, gerilimli ve sıkıcı atmosferlerden daima kaçarlar ve yüksek elektrikli ortamlar onları dünyaya küstürebilir. Kahverengiyi tercih eden erkeklerin davranışları, yaşayışları ve giyinişleri sadedir . Hayatta çok çabuk tatmin oldukları için pek fazla para harcamazlar.Müstakil yaşamasını seven kişilerdir.Makul olurlar bu yüzden duyguları çok ön planda değildir. Sakinliği her durumu enine boyuna düşünmeyi ve çabuk karar vermemeyi severler. Davranışlarında tutarlılık görülür. Kahverengini tercih eden kadınlar ise, geniş hayal gücünden uzak ve metodik olurlar. Daima doğruyu sevdikleri için zararsız bir yalan söylemekten çekinirler.Sabır ve sevgileri sonsuzdur.Onun için çok iyi birer anne olurlar.
Mutluluğu temsil eder ve kişinin iştahını açar. Dünyadaki ünlü gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle fark edeceksiniz; Coca Cola, Pizza Hut, MC Donald's, Ülker, Burger King... Bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz.
Ne kadar parlak olursa olsun, hiçbir renk kırmızı kadar dikkat çekmez. İnsanların üzerinde canlandırıcı,kışkırtıcı ve heyecan verici bir etki yaratır. Tansiyonu yükseltir,kan akışını hızlandırır. Aşkın ve arzunun rengidir. Kırmızı dolaşım sistemindeki kan akımını hızlandırır. Çocuk eşyalarında bu tonun fazla kullanılması, çocukların mutluluğunu temsil etmesindendir.

Heyecan Veren Kırmızı


Kırmızı her ortama hayat ve enerji verir. Hormonal artışı sağlayan ,cinsel aktiviteyi artıran ve yaraların iyileşmesini kolaylaştıran kırmızı,düşünceyi de etkiler.
Ana renklerden biri olan ve birçok insanın ilk tercihlerinden biri olan kırmızı en dominant ve dinamik renk olarak tanımlanabilir.Çarpıcı ve heyecan verici doğasıyla kırmızı renk,dikkat çekicidir. Harekete geçiren etkisiyle ,bakan kişinin ilgisini toplar ve yoğunlaştırır.Kırmızı renk skalasında yer alan gül, kestane ve bordo renkler güzel ve ifade edicidir.,buna ek olarak evrensel olarak çekici ve duygusal renkler olarak bilinir.Bordo ve gül kırmızısı tonları ,özellikle çocukları eğlenceye çağırır ve sevgi duygusunu uyandırır.
Kırmızının dekorasyondaki etkileri
Kırmızı,her ortama hayat ve enerji verir.Güçlü ve yoğun ışık olduğu zaman kırmızı bir mekanda daha fazla vurgulanır. Renkten en fazla söz edilen anlar.ışık yoğunluklarının olduğu anlardır,diğer yandan az ışıklı ortamlarda kırmızı şiddetini kaybeder..Daha dingin ortamlarda saf kırmızı çok nadir kullanılır çünkü onun göze batan ve çok güçlü etkisi mekanı yorabilir.Diğer yandan daha iddialı ve hareketli yerlerde kırmızı .sıcaklık ve enerji kaynağıdır.Örneğin oturma odasında vurgulanan renk olarak kullanıldığında aile bireylerine canlılık verir ve yaratıcı etkinliklerde bulunmaları için harekete geçirir.
Kırmızı rengin simgeleri
Kırmızı ateşin,tutkunun,öfkenin tehlikenin ve yıkımın sembolüdür.Diğer yandan cesaret ve onaylama anlamına gelir.Romalılar ve Spartalılar ,savaşlarda motivasyon sağlamak için kırmızı bayrak kullanırdı..Bu durum, adrenalinin açığa çıkmasını sağlayarak enerji düzeyinin yükselmesine yardımcı olurdu Yunanlıların Savaş tanrısı Marsın kullandığı iki tekerlekli savaş arabası da kırmızıydı Mefisto hep kırmızı renk kullanarak resmedilirdi. .Ateşin ve kanın sembolü olan merhameti ve cömertçe sergilenen fedakarlığı da ifade eder.
Kırmızının insan sağlığı üzerindeki etkileri
Hormanal artışı sağlayan ,cinsel aktiviteyi artıran ve yaraların iyileşmesini kolaylaştıran kırmızı , insan organizmasındaki faaliyetinin yanı sıra vücuttaki dengenin dağılmasına da yardımcı olur .Kan basıncını ve nabız seviyesini arttırdığı gibi belli bir süre sonra bu durum ,tam tersine de dönebilir. Kırmızının koyu tonları,kanı hatırlatır ve canlılığı bastırır. Kırmızı tüm insan sistemini harekete geçirir.duygusal sinirlere etkilidir,dolayısıyla koklama, görme, tat alma ve dokunma duyularını tetikler.Kan dolaşımını harekete geçirir ve sinir sistemini canlandırır.Hemoglobin kırmızı ışınlardan oluşmuştur.Bu ışınlar ısı yaratarak karaciğer kas sistemine ve sol beyin lobuna enerji ve canlılık verir,kas gevşetici olarak kırmızının enerji dolu etkisi mükemmeldir.Kırmızı ,vücutta birikmiş tuz kristallerini ayrıştırarak iyonlaşmayı da kolaylaştırır.Yaratılan iyonlar,elektromanyetik enerjiyi bütün vücuda taşırlar; ışınlar içinde yüksek miktarda demir iyonu bulunan tuz kristallerini ayırır ve ısıyı serbest bırakırlar.Kırmızının vücut üzerindeki en belli başlı etkileri şöyle sıralanabilir:.
Böbrek üstü bezleri:Böbreklerdeki adrenal bezlerinin işlevsel etkinliğini artıran bir etkisi vardır. Kalp:kalbin işlevsel etkinliğini arttıran etkisi vardır. İdrar bezleri algılamayı arttırır.
Kırmızı ile tedavi edilebilir hastalıklar anemi,astım kan hastalıkları ,bronşit,kabızlık, iç salgı sistemi bozuklukları,kaygı, felç, yorgunluk ve veremdir..Kırmızının kontrendlike olduğu durumlar ise duygusal rahatsızlıklar, hipmani, ateş, hipertansiyon ve sinir hastalıklarıdır.
Kırmız rengin psikolojik etkileri
Psikolojik olarak kırmızı etkileyici olmakla beraber yorgunluğu artırır ve sinirlerin daha fazla gerilmesine sebep olabilir. Diğer yandan pozitif etkisi ise yaratıcı düşünceyi kuvvetlendirmesidir. Kırmızı renk daha dışa dönük ve hayal gücü yüksek insanlar tarafından tercih edilir.,psikoterapide ruh halini desteklemesi ve melankoliye karşı durmasıyla yer bulmuştur.Kırmızı ,iç dünyaya olan ilginin dağılmasına ve bu ilginin dışarı doğru yönlenmesine yardımcı olur.Üretici etkinlikleri harekete geçirmek ve pozitif düşünceleri yeniden canlandırmak için kırmızı tedavi edici bir renktir.
Kırmızının çocuk gelişimi üzerindeki etkisi
Kırmızı çocukları da harekette geçiren bir renktir .Fiziksel anlamda tembel çocukların ufak tefek işler ve aile bireyleri ile birlikte spor yaparak enerjilerini harcayabilecekleri etkinliklere katılmaları için zindelik verir . Ancak kırmızının çok kullanımı ,gereğinden fazla etkili olabilir ;çocuklarının hiperaktif ve huysuz olmasına neden olur.Dolayısıyla aşırı agresif ve kızgın çocuklara kırmızı giydirmek yanlıştır.Etrafındaki kişilerin dikkatini çekmesi için çocuklar yine kırmızı rengi tercih ederler. Gül kırmızısı yaratıcılığı geliştirir ve üretken ,eğlenceli etkinliklerde bulunmasını sağlar.Yumuşak dokusu ,çocukların oyun odasında yaratıcı oyunlar gerçekleştirmeleri için son derece iyi bir seçimdir.Çocuklar ,pastel kırmızı rengin bulunduğu ortamlarda ise kendilerini özgür ve kısıtlandırılmamış hissederler.Bu renk ,sportif etkinliklerde aktif olma duygusunu da harekete geçirir.Oyun arkadaşları arasında sevgi duygusunu ve centilmen davranışları vurgular.
Sarı güneşin rengi olduğu için kişinin günlük hayatına hakim olan renktir. Özellikle açık sarı kişiye huzur verir. Morali bozuk olan kişiler, sarı rengin hakim olduğu ortamlarda kendilerini gevşemiş,hafiflemiş hissederler. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür.
Sarı, geçiciliğin ve dikkati çekiciliğin ifadesidir. O yüzden tüm dünyada taksiler sarıdır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye. Araba kiralama firmaları logolarında hep sarıyı kullanırlar. 'Ürün geçici, lütfen geri getirin' demek istiyorlar. O yüzden dünyada hiç bir banka ambleminde bildiğimiz sarıyı kullanmaz. (Portakal ve bronz ya da bakır kimi zaman yer alabilir) Paranın geçici değil, kalıcı olmasını isterler. Türkiye'de sarıyı logosunda baskın bir renk olarak kullanan tek banka, devlet bankası Vakıf bank'tır.

Enerjik Sarı


İyileştirici gücü yüksek olan sarı, sinir sistemini harekete geçirerek enerjiyi kaslara taşır.
Sarı renk tamamen geçiciliğin ifadesidir ve kısa zamanda tükenecek bir süreci gösterir.Göze çarpan ve diğer renklerden kolayca ayırt edilebilen sarı aynı zamanda zekanın rengidir.Eğlenceyi ,neşeyi ve keyfi de tanılayan sarının koyu tonları ise korkaklığı olduğu kadar hastalığı, ihaneti ve aldatmayı da çağrıştırır.İlginçtir ki altın sarısı da onur ve sadakati temsil eder.
Sarı rengin dekorasyondaki yeri Sarının dikkat çekiciliği ve ayırt edilebilme özelliklerinden ötürü ,güvenlikle ilgili bir çok alanda bu renk kullanılır.Vurgulanması ve göze çarpması istenilen her noktada sarı , birçok renkten daha fazla kullanılır.Dolayısıyla bu renk ,az ışıklı ,geniş ve kapalı ortamlar için idealdir. Ofiste ise insanların yüksek verimli çalışmaları ve geç kalmamaları için sarı renk tercih edilir.
Sarı rengin simgeleri
Eski zamanlarda yaşayan insanlara göre ,sarı yaşamın canlılık ilkesini temsil etmekteydi . Bugün Çinlilere göre ise sarı ,asaleti simgelemektedir
Sarı rengin insan sağlığı üzerindeki fiziksel etkileri
Sarı, sinir sistemini harekete geçirerek enerjiyi kaslara taşır .arı renk kırmızı ve yeşilin iyileştirici gücüne sahiptir.Sarının mide ve bağırsak bölgelerinde hazma yardımca olduğu görülmüştür.Ayrıca karaciğer ve cilt üzerinde de temizleyici ve onarıcı etkisi vardır.Sindirimi ve kan dolaşımını harekete geçirir,lenf bezleri ve dalağın çalışmasını düzenler.Sarı rengin vücut üzerindeki belli başlı etkileri şöyle sıralanabilir:
Hareket kasları uyarıcısı:kasların harekete geçmesi için enerji sağlayarak sinir sisteminin işlevsel etkinliğini arttırır.
Beslenme sistemine enerji sağlayıcı indirim kanallarını harekete geçirir.
Lenfatik aktivatör:Beslenme için lenf bezlerinin işlevini artırı.
Dalak için depresan alağın işlevsel etkiliğini azaltır.
Hazmettirici:Gıdaların,bağırsaklar bezleri ile pankreası uyarmasını ve vücut içinde emilmeye hazır bir madde haline gelmelerini sağlar.
Sinir onarıcı:Gözün damar tabakasındaki bezlerini ve beyin ile omur ilik bezlerini uyararak sinirlerin oluşumunda etkendir.
Beyin uyarımı :Beynini işlevsel etkinliğini arttırır.
Asit giderici:Asitleri etkisiz hale getirir.
Sarı renk ile tedavi edilebilir rahatsızlıklar arasında romatizma,, kireçlenme, diyabet, sindirim problemleri, egzama, yorgunluk, hazımsızlık, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları,hazımsızlık ve depresyon sayılabilir.Sarının kontrendike olduğu durumlar ise akut iltihap, sayıklama, ateş, kalp çarpıntısı, nevralji ve aşırı heyecandır.
Sarı rengin psikolojik etkileri
Sarı renk, umutsuzluğu kaldırarak yerine neşe, eğlence ve keyif katar.Sürekli bakıldığında ise rahatsız edici etkisi vardır.
Sarı rengin çocuk gelişiminde etkileri
Çocuklar, sarı rengin kendini belli eden ve çarpıcı özelliğine kayıtsız kalamazlar. Algı odaklanması ve sözcüklerle rakamların Hatırlanması için zihni harekete geçirir. Dikkat çeker ve eyleme geçmeden önce düşünmeyi hatırlatır.Uzun süre bakılması ben zor olan renktir. Öğrenme sürecinde olumlu bir hava yaratması ve iletişimi ilerleten etkisi açısından çocukların oyun alanlarının ve ders çalışma odalarının aydınlatılması için sarı renk tercih edilmelidir.
Az miktarda kullanılsa bile, parlaklığı, zihni harekete geçirir, ruhu besler.Bu arada hasta yada iyileşmekte olan çocuklar için sıcak , neşeli ve samimi bir ortam sağlar.Limon sarısı, aile bireyleriyle eğlenceli aktivitelere yöneltirken başkalarına karşı düşünceli olmayı vurgular.
Altın sarısı,çocukların bir işi zevk duyarak yapmalarına ve sonuçlandırmalarına yardımcı olur.Bununla beraber parlak sarı,özellikle küçük yaştaki çocukların hoşuna gider ve olumsuz koşullarla duygusal anlamda baş edilebilmeleri için onlara yardımcı olur.
Ayrıca karşılıklı konuşma isteği uyandırır.Sarının fazla kullanımı ise, okul öncesi çağdaki çocuklar için gereğinden fazla etkili olabilir ve sıklıkla ağlamalarına neden olacak bir rahatsızlık ortaya çıkabilir.

İştah Arttıran Turuncu


İştahı harekete geçiren ve tat alma duygusunu tetikleyen turuncuyu annenin doğum sırasında giymesi, süt üretimini arttırıcı yönde etki yapar.
Turuncu kırmızıyla benzer özelliklere sahip bir renk.Saf halinin yanı sıra açık tonlarıyla ve gölgeli tonlarıyla da sevilir.Ayrıca olgunluğu ve durağanlığıyla kırmızıdan daha az iddialıdır ve daha çok tercih edilir.
Turuncunu dekorasyondaki etkileri
İştah açıcı özelliğe sahip olduğu için özellikle yemek odalarında ve servi takımlarında kullanılan turuncu başkalarına karşı nezaketi ve saygıyı vurguladığı gibi sosyal etkileşimleri de arttırır.Dolayısıyla ortak kullanım alanları (salon, tv odası, mutfak)turuncu renk için en uygun ortamlardır. Turuncu, insanların algısını en çok ve en kolay etkileyen renklerden biri olarak bulunduğu grubu sayıca çok gösterir. Eğer bir arada durduğunda olduğundan çok daha fazla sayıda ve sık görülmesini istediğiniz dekorasyon öğeleri varsa kesinlikle onları turuncu seçmelisiniz.
Turuncu rengin simgeleri
Turuncu, güç ve dayanıklılığın rengidir.Ayrıca sıcaklığı, ateşi ve telaşı simgeler. Neşenin ve bilgeliğin de sembolü olan turuncunun, insanlardaki sosyalleşme duygularını faaliyete geçirdiğini ifade eden uzmanlar, bu rengin aşırı kullanımının sinir sistemini olumsuz yönde etkilediğini vurguluyorlar.Uzmanlar, bu sebeple turuncuyu, yeşil ve mavinin tonlarıyla birlikte kullanmak gerektiğine dikkat çekiyorlar.
Turuncu rengin insan sağlığı üzerindeki etkileri
Turuncu, kırmızı ve sarı ışınlardan oluşmuştur ve iyileştirici etkisi kırmızı yada sarı tek başına yapacağı etkiden çok daha büyüktür.İştahı harekete geçiren ve tat alma duygusunu tetikleyen turuncu neşeyi ve gücüde çağrıştırdığı için enerji açığa çıkarır.Fiziksel zevk alma duygularını ve sosyalliği harekete geçirir.Ciğerleri genişletir, kramplar karşısında gevşeticidir kalsiyumun emilimine yardımcıdır, nabzı hızlandırır.Annenin doğum sırasında turuncu giymesi, süt üretimini de arttırıcı etki yapar.Turuncunun açık tonları ise romantik duygulara hitap eder. Turuncu rengin vücut üzerinden belli başlı etkileri şöyle sıralanabilir:
Solunum uyarıcısı olunumu arttırır.
Paratiroid depresan ağ ve sol tiroid bezlerinde bulunan 4 paratiroid bezinin işlevsel etkinliğini yok eder.
Tiroid enerji sağlayıcı: Tiroid bezlerinin işlevsel etkinliğini arttırır.
Antispazmodik:Kasların hareketinden kaynaklanan ani, şiddetli ve istemsiz sıkışmaları ve spazmı önler.
Antirasitik :Raşitizmi veya kemik erimesini önler.
Aromatik: Güzel kokuları ortaya çıkarır ve uyarıcıdır. Turuncu ile tedavi edilebilir rahatsızlıklar arasında astım, bronşit, soğuk algınlığı, hipertiroid, zihinsel yorgunluk, iştahsızlık, romatizma ve kireçlenme sayılabilir.Turuncunun kontrendike olduğu bir durum ise tespit edilmemiştir.
Turuncu rengin psikolojik etkileri
Sosyalliği ve iyi huyluluğu arttıran bir renk olan turuncu hayatı daha mutlu olarak algılamayı sağlar. Sinir sistemi gergin olanların turuncu kullanmaları önerilir çünkü bu rengin tüm tonları depresyona karşı birebir ilaç olarak görülür.Burnunla beraber turuncu kırmızı gibi dışa dönük ve heyecan vericidir.Canlılığı, yaratıcılığı, güveni,cesareti ve iletişimi kuvvetlendirdiği için psikolojik olarak insanı yaşama motive eder.
Turuncu rengin çocuk gelişimindeki etkileri
İlk olarak turuncunun, sessiz ve utangaç bir çocuğun kabuğunu kırması için en uygun renk olduğunu söylemeliyiz.Bu rengin samimiyeti vurgulayan doğası, çocuklar arasındaki etkileşimi arttırır ve pasif bir çocuğun daha katılımcı olmasına yardımcı olur.Diğer yandan turuncu, oyunlarla dolu canlı bir gün ve kutlamalar için seçilecek en eğlenceli renktir.Açık turuncu, çocukların mizah duygusunu harekete geçirir.Şeftali rengi ise, gerçek dostluğu vurgular.

Mavinin dekorasyondaki etkileri


Görüntü olarak sakinliği ifade etmesine rağmen mavi, geniş alanlarda kullanıldığında kasvetli bir görüntü verir.Bu nedenle özellikle açık mavi ,ofis ve ev ortamlarında ciddiyeti göstermek amacıyla sıkça tercih edilir.Diğer yandan açık mavi renk,mekansal ferahlık sağlarken,koyu mavi ise serinlik veren bir etki yaratır.Ancak kırmızının aksine mavi,yeme iç güdüsünü engelleyen bir renk olduğu için yemek odalarında pek kullanılmaz.Diğer taraftan çocuk odalarında ,turuncu veya sarı gibi uyarıcı renkler yerine mavi kullanıldığında çocukların daha sakinleştikleri gözlenmiştir,bu yüzden özellikle erkek çocuk odaları için mavi ,en doğru seçimlerden biri olacaktır.
Rengin simgeleri
Mavi renk gökyüzünün ve denizin simgesidir. Arap ülkeleri ,mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır,nazar boncuğu bu yüzden mavidir. Batıda ise intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar.
Mavi rengin insan sağlığı üzerindeki fiziksel etkileri
Mavinin taşımış olduğu özellikler kırmızıya tamamen zıttır.Örneğin mavinin bitkilerde büyümeyi yavaşlattığı ,insanlarda ise hormonsal aktiviteleri azalttığı gözlemlenmiştir.İnsan organizması üzerindeki etkileri gözlendiğinde kan basıncını ve nabız oranını yavaşlattığı saptanmıştır.Fakat bu etki tersine çevrilebilir.Antiseptik özelliğiyle de yaralar üzerinde de iyileştirici etkisi vardır.Mavi rengin vücut üzerindeki en belli başlı etkileri şöyle sıralanabilir
. Soğuk algınlığı ve gribal durumlar:Terlemeyi arttırır , ateşi düşürür,ağrıyı azaltır.
Canlılık vermede etkili: Beyin epifizini uyararak yaşama isteğini tetiklemede etkilidir.Mavi ile tedavi edilebilir rahatsızlıklar arasında yanıklar ,katarakt,ateşli hastalıklar baş ağrısı kalp çarpıntısı,uykusuzluk, böbrek hastalıkları,romatizma ve öksürük sayılabilir.Mavinin kontrendike olduğu durumlar ise,hipertansiyon ve kas zayıflığıdır.
Mavi rengin psikolojik etkileri
Mavi,sezgi gücünün ve karmaşık zihinsel becerilerin de simgesidir.Mavi renk, sinirleri yatıştırması ile bir çeşit meditasyon ve duygusal arınma yolu sayılabilecek kadar etkilidir.Beyni rahatlatırken içe dönüklüğü kabuğundan çıkartır ve manik depresif durumu sakinleşti
Çocuk gelişimindeki etkileri
Mavi rengin hakim olduğu bir ortam ,duyguları sakinleştirdiği ve bedeni dinlendirdiği için özellikle çocukların başkalarıyla iletişim kurabilmesi için duyarlı ve güvenilir bir atmosfer yaratır.Zihinsel sakinlik yaratmak ve duygusal dengeyi sağlayabilmek için çocuklarla ilgili her alanda mavi kullanılmalıdır.Tarafsız sakin ve fikir alışverişini sağlayan açık mavi,aile içi sohbetler için kusursuz bir renktir.Paylaşım ve ilişki kurma duygularını anlayabilme yeteneğini de geliştirir.

Romantik ve Çekici Pembe


Pembe, sabah güneşinin rengi ,dişi duyguların ifadesidir.Yaşam dolu, mükemmel ve enerji veren bir renktir. Sağlıklı olmanın ve daima genç kalmanın ifadesi olarak da tanımlanabilir. Pembe enerjisini kırmızıdan alır. Kırmızıya göre daha yumuşaktır. İlk baharın rengi olarak da tanımlayabileceğimiz pembenin bu saf yönü aynı zamanda kusursuz bir dünyanın ve hayaller peşinde koşulan bir yaşamın da habercisidir.Pembe çekicidir, hünerlidir ve fantezi doludur.Dişi yönü gizleyemeyecek kadar aydınlıktır .
Pembenin dekorasyondaki etkileri
Hayallerin rengi pembe, ortama kazandırdığı enerjinin yanı sıra hassas etkileriyle çalışma alanlarında pek tercih edilmez.Daha olumlu bir yaşamı düşlemenin rengi olarak,özellikle dekorasyonda kız çocuklarının odalarında kullanılır.
Pembe rengin simgeleri
Pembe saflığın, şekerin ve bebekleri ifadesidir.Hayalleri sembolize eden pembe, tıpkı kırmızı gibi aşı çağrıştırır.Ancak kırmızı aşkın tutku yönünü yüceltirken pembe, romantik ve saf aşkın simgesi olmuştur.
Pembe rengin insan sağlığı üzerindeki psikolojik etkileri
Pembe rengin insan hayatında eksik olması fizyolojik olarak epilepsi, sinir hastalıkları ve böbrek rahatsızlıklarına neden olur.
Tedaviye devam edildiği sürece kara üzüm, dut,lahana, pancar vb. besin maddelerinin tüketilmesi tavsiye edilir.
Pembe rengin psikolojik etkileri
Pembe insanları sever. Pek çok kere pembe , partinin ve eğlencenin rengi de olmuştur.Özellikle koyu pembe, kişiler arasındaki enerji değişimini sağlar. Tutkunun rengi kırmızı eyleme geçme isteği uyandırırken, pembe fiziksel bir uyarıcı rolündedir. Pembe aynı zamanda yaratıcılığı da etkiler.Pek çok kişi pembenin dişi rengi olduğunu düşünür.Erkeklerden çok azı bu rengi yaşamlarında kullanır.
Pembe rengin çocuk gelişimindeki etkileri
Pembe renk çocukların kolaylıkla uykuya dalmalarına yardımcı olur.Özellikle kız bebeklerde kullanılan pembe, neşeli ve mutlu bir büyüme dönemine de etkili olur.Pembe rengi seven çocuklar çekingen olmalarına karşın bunu iyi şekilde saklarlar.
Beyaz, istikrarı, devamlılığı ve temizliği simgeler. Bu yüzden fazla şaibeli olanların, beyaz ağırlıklı kıyafetleri seçmelerinde yarar var. Beyaz elbiseler sizin temiz olduğunuz imajını verir.
Nazik,yumuşak, alçakgönüllü ve asil bir renktir. Hastanelerde ve spor giysilerde beyaz renk tercih edilir. Ayrıca beyaz masumiyetin,saflığın da sembolüdür.

Dinlendiren Beyaz


Beyaz saflığın, yeni başlangıçların ve barışın rengidir. Bozulmamış, değerini kaybetmemiş ve kutsal sayılan kavramlar beyaz renkle temsil edilir. Işığı yansıtan ve ortama ferahlı kazandıran beyaz, parlak ve enerji vericidir. Bunun yanı sıra asaleti, zarafeti ve soğuk kanlılığı da ifade ettiği için, tıpkı saf ve mutluluk verici olduğu gibi soğuk ortamlar yaratmak istenildiğinde de kullanılır.
Beyazın dekorasyondaki etkileri
Beyaz özellikle hastaneler ve ilaç firmaları gibi sağlık ve hijyeni vurgulamak isteyen mekanlar için tercih edilen ilk renktir.Bunun yanı sıra istikrarı v devamlılığı da temsil ettiği için beyaz rengin kullanıldığı ofisler daha güven verir. Gözleri dinlendiren ve mekanı gerçek boyutlarından daha büyük gösteren beyaz, neredeyse tüm mimarlar tarafından tavsiye edilen bir renktir. Işık, seçilen beyazın tonunu etkiler.Kuzeye bakan bir odada kreme yakın, güneşli bir odada ise, griye yakın beyaz kullanabilirsiniz. Beyaz dengeleyici ve net kişiliğiyle bir çok mekanın kurtarıcısı ve gözdesidir.
Beyaz rengin simgeleri
Beyaz saflığı ve iyiliği simgeleyen renktir.Işığın sembolüdür;; masumiyeti ve saflığı da temsil eder.Barışçıl, uzlaşmacı, doğrucu ve rahat davranmayı simgeler.Çinliler beyazın matem rengi olduğuna inanırken aslında beyaz, genel olarak tüm insanlar için mutlu ve sevinçli günlerin rengidir. Gümüş rengine yaklaşan beyaz ise, inancı ve kutsallığı temsil eder. Beyaz rengin insan sağlığı üzerindeki fiziksel etkileri Beyaz temizliği sembolize eden bir renktir. Bu renk merkezi düzenli çalışan kişiler son derece adil, iyilik sever ve toleranslı kişilerdir. Beyaz renk merkezi düzenli çalışmayan insanlarda ise merhametsizlik, kendine acıma, inzivaya çekilme insanlardan kaçma gibi belirtiler ortaya çıkar. Beyaz renk ile ilgili tedavilerde uzmanlar hastalarını üzerinde altın, inci ve elmas gibi kıymetli taşları bulundururlar.Bağırsak, akciğer hastalıkları ve şeker tedavisi beyaz renkle yapılır. Beyaz rengin psikolojik etkileri
Bu rengi sevenler, çatışmadan uzak , farklı ve özgür bir dünyanın arayışı içinde olan insanlardır. Beyazın saflığına inana kişiler aydınlığı seven, okumayı, düşünmeyi,ve yorumlamayı severler. Boşluk duygusu içinde hayal dünyalarının çok geniş olduğu fark edilir.Beyazı sevenler, temizliği saflığın ve masumiyeti de severler.Soğukkanlı tarafları güçlüdür ve bu da etrafındaki diğer insanlara çok etkiler.Bununla beraber , beyaz rengi kullananların herkesle anlaşabilecek kadar geniş görüşlü oldukları saptanmıştır.
Beyaz rengin çocuk gelişimindeki etkileri
Beyaz renk, çocukların olumsuz bir durumda toparlanmalarını, yaşamda yeni bir yönde ilerlemelerini sağlar. Kendine has saflığı ile özdeşleşen beyaz bir evde büyüyen çocuklar karalılığı severler.Temizlik alışkanlığını diğer çocuklardan daha çabuk edindikleri gözlemlenmiştir.
Siyah, gücü ve tutkuyu temsil eder. Hırsın da bir ifadesidir. Bizde ve Batı'da siyah, matemi simgelerken Japonya'da mutluluğun simgesidir. Fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırır. Işığı yok eder. Konsantrasyonu en çok getiren renktir. Einstein'in konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan bir odaya girip ve bu şekilde düşündüğü söylenir.

Tutkulu Siyah


Siyah her ne kadar ağırbaşlılığın ve soyluluğun ifadesi olsa bile şaşkınlığın,karışıklığın, üzüntünün kaybetmenin ve yas tutmanın da rengidir. Hırslı inatçı ve şartları zorlayan insanlar siyah rengi çok severler. Varolma ve başkaldırışın rengi olan siyah gücü ve tutkuyu da temsil eder.Bu nedenle tüm makam arabaları veya güç simgesi olan araçlar siyahtır.Çocukların bulunduğu ortamlarda vurgu amacıyla siyah rengin kullanımı basitlik ve saflık etkisi yaratır. Siyahın yoğun kullanıldığı bir oda gereğinden fazla etkili olabilir ve çocuk üzerinde ağırlık duygusuna ve depresyona neden olabilir. Siyah rengin dekorasyondaki yeri Korku ve umutsuzluğun yanı sıra ölümü de çağrıştıran siyah, ölçülü kullanıldığında, dekorasyonda zarafetin de işaretidir. Uzmanlar kullanılacak boya renginin, kullanılış amacına göre belirlenmesi gerektiğini ,renklerin,yansıttığı ışık ve hissettirdiği duygularla kişiler üzerinde çeşitli etkiler yapabileceğini belirtir..bu sava göre beyaz, enerji sistemini dengeleyip geliştirirken , siyah yoğun bir enerjiye sahip olduğu için tek renk olarak kullanıldığında aşırılıkları dengeler.
Siyah rengin simgeleri
Siyah ölüm, başkaldırı, güç ve karşı durmanın rengidir. Haşmeti ve tutkuyu simgeler.Diğer yandan evren ve uzay boşluğunu da temsil eder,renklerin yokluğudur
Bazı kültürlerde bilgeliğin rengi olarak kabul edilen siyahı seven kişilerin iş hayatında başarılı oldukları gözlenmiştir çünkü siyah aynı zamanda güç ve otorite simgesidir. Özgüveni temsil eder, ağırlığı ve büyüklüğü.Tüm bunlara siyahın saygınlığına rağmen, gizemli ve seksi bir görünüm verdiğini de ekleyebiliriz.
Siyah rengin insan sağlığı üzerindeki etkileri
Siyah renk merkezi düzenli çalışan insanlar hareketli ve çok canlı tiplerdir.Merkez düzenli çalışmadığı zaman ise başka kişiler tarafından olumsuz yönde etkiler. Bu tür kişilerde akıl hastalıkları ve psikomatik hastalıklar oluşur. Bu renkle ilgili tedavilerde uzmanlar hastaların üstlerinde gümüş ve platin gibi çok değerli madenler bulundururlar. Gıda maddelerinden ise siyah zeytin ve siyah erik gibi besinler tavsiye edilir.
Siyah rengin psikolojik etkileri
Siyah, ışığı yok ettiği için algıyı dağıtan unsurların etkisini en aza indiren ve dolayısıyla konsantrasyon sağlamakta kolaylığıyla da tanınan bir renktir.Bazı ünlü düşünürlerin veya sanatçıların, ışıksız , karanlık bir odaya girerek konsantre oldukları söylenir.. Siyah seven insanlar olayları kendi süzgeçlerinden geçirip değerlendirirler ve kendi sistemlerine uymayan olaylara karşı direnç gösterirler. Bu sessiz bir karşı koymadır,büyük reaksiyonlardan önce gizli inatçılık güderler. İnandıkları için sonuna kadar uğraşır ve asla yılmazlar.Dolayısıyla siyah özgüveni en çok motive eden ve olumlu yönde etkileyen renktir.
Siyah rengin çocuk gelişimindeki etkileri
Siyahla büyüyen çocukların normlarına başkaldırdığı görülmüştür.Kararlarını vermeyi seven, inatçı ve hırslı çocuklar siyah rengi tercih ederler.

stacks_image_D301159B-34EE-4C93-94CE-342B730845E1

PANTONE FORMULA GUIDE C / U PANTONE® SOLID Coated/Uncoated


Pantone Formula Guide 1154 tire renk içeren ve her rengin ofset baskı sisteminde nasıl elde edileceğini karışım formülleriyle veren bir renk kataloğudur. Bu 1154 rengi hem parlak (Coated) hemde mat (Uncoated) olarak ayrı ayrı göstermektedir. Pantone renk ifade edilirken renginin mat ve parlak bölümden seçildiğini belirtmek için renk numarasının sonuna U ve C harfleri eklenmektedir. Her bir karşılığı Pantone numarası mevcuttur ve her rengin altında formülü yazılıdır. Formül, yüzde ve ölçü olarak iki şekilde verilmiştir; yüzde değeri karışıma giren ana renklerin % 100'e tamamlanmasıyla, ölçü değeri ise birim ölçü değerlerinin adet olarak verilmesiyle belirtilmiştir.
Zaten ölçü değerleri, toplama bölündüğünde yüzde değerini vermektedir.
Örneğin, bir rengin elde edilmesi için üç ana renk %30 %40 ve %50 değerleriyle, karıştırılması gerekiyorsa, 1 litrelik boya için 300 gr, 400 gr ve 500gr olacak şekilde üç renk birbiriyle karıştırılır. 10 litrelik boya için 3 kg, 4 kg ve 5 kg hesabı yapılır. Veya bu 3 ölçü, 4 ölçü ve 5 ölçü şeklinde basitleştirilebilir.

stacks_image_D266E596-3869-456F-B739-338CDA7214DF

PANTONE COLOR BRIDGE® SET coated / uncoated


Bu katalog,içinde formül kartelasında olduğu gibi 1154 Pantone rengini içerir. Ancak, her rengin karşısında Pantone rengine trikromi baskı teknolojisiyle yaklaşabilecek en yakın trikromi renk karşılığı mevcuttur ve bu karşılığın trikromi renk değeri de altında CMYK olarak verilmiştir. Bilindiği gibi bilgisayar dizayn programlarının hemen hemen hepsinde Pantone çıktı alındığında ekrandaki rengin aynısı elde edilemez, çünkü printer 4 renkli (CMYK) baskı yapabilmektedir.
Bu katalog sayesinde;
1. Reklamcılar Pantone rengi seçen müşterisine trikromi baskı yapıldığı takdirde renge ne kadar yaklaşılabileceğini veya renkteki değişimi ifade edebilmektedir. Baskı öncesi ofset ile trikromi baskı sistemi arasında karşılaştırma imkanı sağlanmış olur.
2. Ters işlemi ile alınmak istenen renk çıktı karşılığı katalogtan seçilir ve Pantone karşılığı programdan kolayca bulunabilir.

stacks_image_2CD9791F-EAD4-42A8-AEB5-418BED16CC07

PANTONE® 4-COLOR PROCESS TWO GUIDE SET COATED and UNCOATED


Bu katalog içinde 3000 adet trikromi renk mevcuttur. Avrupa skala sistemine göre verilmiş olan 3000 rengin altında CMYK değerleri mevcuttur. Bu katalog renk seçimlerini kolaylaştırır ve baskı sonrası, baskının doğruluğunu test etme imkanı sağlar. Hem grafikerler hemde matbaacılar için ideal bir renk referans kataloğudur.

stacks_image_345A7BC0-B6CE-447A-B757-F7E627931333

PANTONE® Color Cue 2 capture your inspiration


PANTONE COLOR CUE2 herhangi bir rengin en yakın PANTONE rengini tespit etmeye yarayan taşınabilecek şekilde tasarımlanmış bir cihazdır (spectrocolorimeter). Bünyesinde PANTONE? ye ait beş kategoride renk kütüphanesi bulunmaktadır:
1- Solid Coated, 2- Solid Uncoated, 3- Solid Matte, 4- Tekstil Cotton (TCX), 5- Tekstil Paper (TPX).
COLOR CUE2 aynı zamanda yakın renkler, komşu renkler ve bağlantılı renklerin bilgilerini barındırır. Cihaz daha sonra başvurmak üzere 30 sesli hafıza imkanı sağlamaktadır. COLOR CUE2 nin ölçüm penceresini herhangi bir rengin üzerine yerleştirin, ölçüm düğmesine basın, size ölçtüğünüz rengin en yakın PANTONE referansını versin. Rengin kimliğini saptadıktan sonra o renge ait teknik veriler anında önünüzdedir. COLOR CUE2 nin hafıza bankasındaki PANTONE referanslı teknik veriler CMYK, Adobe RGB (1998), sRGB, HTML, L*a*b*, XYZ, Hexachrome ve diğerleri gibi verilerdir. Tüm bu özellikler, tek bir cihaz, COLOR CUE2 de toplanmıştır.

stacks_image_199D67C0-35CB-483F-AF3F-C53877BF7EC7

PANTONE® PASTEL FORMULA GUIDE COATED + UNCOATED


2006 yılı basımında 97 yeni renk eklenerek 301 adet metalik renk içeren bu el kartelası renklerin vernikli ve verniksiz etkilerini gösterir.

stacks_image_6C707D43-32B1-474C-BC38-520B3E202796

PANTONE® METALLIC FORMULA GUIDE


2006 yılı basımında 97 yeni renk eklenerek 301 adet metalik renk içeren bu el kartelası renklerin vernikli ve verniksiz etkilerini gösterir.

stacks_image_156774A8-5399-4C1A-A121-1CB61A6C2C01

PANTONE® FOR FASHION and HOME COLOR SPECIFIER and GUIDE PAPER / TP


Ürün geliştirme için idealdir. Kullanışlı bir el kartelası ve yeni tek bölümlük seçici kitap ile beraber sunulmaktadır. Seciçi klasör, tek bir bölümde 1900?ün üzerindeki her rengi tek tek kromatik olarak kendi tonlarına göre gruplandırılmıştır. Daha büyük yeni format, değerlendirme ve iletişim açısından daha mükemmel bir görüntü sağlamaktadır. Her renk, yerinden kolaylıkla çıkarılabilsin diye 6 kopartmalı pulcuk şeklinde tasnif edilmiştir. Sayfaları, sayfa sayfa sipariş edilebilir. Renk kartelaları taşınabilir ve örnek alışveriş, müşteri toplantıları ve renk paleti gösterimleri için ideal komple bir palet görünümündedirler.

Grafik Tasarım

bir mesajı iletmek için metnin ve görsellerin algilanabilir ve gorulebilir bir düzlemde organize edilmesidir. Baskı, ekran, hareketli film, animasyon, iç mimari, paketleme gibi birçok ortamda uygulanabilir. Temel ilkeleri hizalama, denge, karşıtlık, vurgulama, hareket, görüntü, oran, yakınlık, tekrarlama, ritm, ve birliktir.


Grafik Tasarımı nedir; grafik tasarımı iletilmek istenen bir mesajın eldeki objeler kullanılarak belirli bir düzen içinde birleştirilip iletilmek istenen kişiye ulaştırmaya hazır hale getirilmesidir… Elimizdeki objelerimizde fotoğraf, resim, metin, hayal gücümüz ve kabiliyetlerimizdir…

stacks_image_18584352-5B16-4CEF-BB30-C4980AD0DF30

Eskilere bakıldığında grafik tasarımında ilk eserlerimizin dini eserler olduğunu görürüz, camilerimizi, türbelerimizi ve kutsal mekanlarımızı süsleyen tablo çini ve benzeri yapılara tarihimiz adına ilk grafik tasarımları diyebiliriz… Bana göre tasarımdaki en önemli noktalardan biri sadeliktir. Şöyle ki iletilmek istenen mesaj ne kadar ayrıntılara kaçmadan, karışıklığa sebep olmadan kişiye iletilirse o kadar etkili olacaktır… Ayrıntılar her zaman önemlidir fakat, adından da anlaşılacağı gibi ikinci üçüncü planda göze çarpmalıdır… Tasarımdaki asıl hedef mesajı iletmektir ve bu da sadelik ile mümkün olacaktır, bu sebeple tasarım ve sadelik birbirine bağlanmış zincir gibidir… Kimler yapar bu işi; bu işi hayal gücüne ve kabiliyetlerine güvenen herkes yapabilir, düşünelin aksine Güzel Sanatlar Fakultesi’nden çıkmış kişiler değildir grafikerler… Bilgisi, kabiliyeti ve hayal gücü geniş olan kişilerdir… Bunun eğitimini almış olması tabi ki artı bir özelliktir fakat her eğitim alan kişiye grafiker diyemeyiz, ayrıca eğitim almadığı için de grafiker değil diyemeyiz… Türkiye’de nedir grafik tasarımcılığı; matbaalar reklam ajansları gazete ve dergi türünde yayın kuruluşları ve bunun gibi işletmelerde görsel tasarım işlerinde çalışan kişilere grafiker deriz… Günümüze bakıldığında gelişen dijital teknoloji ile grafik tasarımının paralel ilerlediğini görebiliyoruz… Bu gelişmenin sürecinde ortaya çıkan sektörler de hızla gelişmekte ve piyasa içinde yerlerini almaktadırlar… Ülkemizin bu alandaki ihtiyacı yadsınamaz derecededir… Bundan mütevellit bir çok özel sektör piyasadaki yerini almıştır ve hızla çoğalmaktadır… Bunun sebeplerinden biri de şirketlerde yetişip sivrilen kişilerin, ayrılarak kendi şirketini kurma istekleridir… Birilerinin altında çalışmaktansa küçük de olsa bir firmada kendi işinin patronu olmak çoğu kişiye daha cazip gelmektedir… Bu da grafik tasarımcılığından kişiyi patronluğa iletmektedir. :)

stacks_image_05FB3942-4EDA-42DE-9188-542E3FAC1D1B

“Grafik tasarım her yerdedir... Yaptığımız, gördüğümüz, satın aldığımız her şeye dokunur; onu reklam panolarında ve İncil'lerde, taksi faturalarında ve web sitelerinde, nüfus kağıdımızda ve hediye çeklerinde, aspirin kavanozlarının içindeki kıvrık kağıtlarda ve tombul çocuk kitaplarının kalın sayfalarında görürüz.

“Grafik tasarım, sokak işaretlerindeki kalın, yönlü oklar ve Acil Servis dizisinin başındaki bulanık, coşkun tipografidir. New York Jets’in açık yeşil renkli logosu ve Wall Street Journal’ın tek renkli ön sayfasıdır. Kıyafet dükkanlarındaki sallantı kartlardır; posta pulları ve yiyecek paketleri, faşist propaganda posterleri ve beyinsiz istenmeyen postalardır.

“Grafik tasarım, kelimelerin ve resimlerin, sayıların ve şekillerin, fotoğrafların ve illüstrasyonların, bu öğeleri belirleyici veya faydalı, veya neşeli, veya şaşırtıcı, veya yıkıcı, veyahut da hatırlanmaya değer bir şey ortaya çıkacak şekilde düzenleyebilen, özellikle düşünceye dalmış bir bireyin net düşünce yapısını gerektiren, karmaşık kombinasyonlarıdır.

“Grafik tasarım, popüler bir sanat ve pratik bir sanattır; uygulamalı bir sanat ve eski zamanlara ait bir sanattır. Basitçe söyleyecek olursak, fikirleri görselleştirme sanatıdır.”
“Grafik tasarım, sanatların içinde en “aynı anda her yerde olan”dır. Yani, aynı anda kişiye ve genele özel olan ihtiyaçlara cevap verir; hem ekonomik hem de ergonomik kaygıları barındırır, sanat ve mimari, felsefe ve etik, edebiyat ve dil, bilim ve politika ve performansın da içinde bulunduğu birçok alandan bilgi edinir.

GRAFİK TASARIMIN TARİHİ


Grafik ve tasarımın tarihi, MÖ 14,000'lerde yapılmış mağara resimlerine ve İÖ 4.yy'da yazının başlamasına dayandırılabilir. Sonraları daha çok el yazması dini içerikli kitaplar ilk yayınlar olacaktır. Johann Gutenberg'in Avrupa'da 1450'lerde hareketli matbaa'yı icadı ıle kitaplar yaygınlaşmaya başlamıştır. O dönemlerde entelektüel düşünce, din etrafında olduğundan ilk basılıp dağıtılmaya başlanan kitaplar dinsel kitaplardır. Basılı yayınlar için harf ve metin dizimi erken dönem grafik tasarım pratikleridir.

Asıl çıkış noktası ise; sanayileşme ve modern yaşama geçiş ile, özellikle de fotoğrafın keşfi ile ortaya çıkan İzlenimcilik ve Post-İzlenimcilik akımlarının sonrasında başlamıştır. Çünkü resim sanatı farklı bir yöne ilerlemeye başlamış ve grafik, afiş, ürün kataogları vb. öne çıkmaya başlamıştır. Gazetenin ortaya çıkmasıyla reklam ve tanıtım öne çıkmıştır. Örneğin; ürün katalogları ilk önceleri fotoğraflarla değil gravür baskılar ile yapılmaktaydı. İşlerin tanıtımını ve duyurusunu yapan afişler de kendi içerisinde ayrı bir alan haline geliyordu. Bu alanlarda ilk çalışanlar da grafiker, grafik sanatçısı veya tasarımcı değil ressamlardı. Bu yüzden resimsel özellikleri önde, tipografik özellikleri geri planda kalıyordu. Fakat baskı tekniklerinin ilerlemesi, fotoğrafın geliştirilmesi ve tipografinin önem kazanması ile özellikle afiş tasarımı ve dolayısıyla grafik sanatlar resimden ayrı, tasarımın birer dalı olarak ortaya çıkmıştır.
Türkiye'de İbrahim Müteferrika ilk defa 14 Aralık 1727'de Müteferrika Matbaası kurulmuştur. Burada basılan kitaplar dünya kitap tarihine ve Osmanlı kültürü tarihine dair önemli bilgiler vermektedir. Bu matbaada 1729-1742 tarihleri arasında 16 kitap basılmıştır. 1729'da "Vankulu Lugati" Arapça harflerle ilk basılan kitaptır. Katip Çelebi'nin 1732'de basılan "Cihannuma"sı içinde harita ve çizimler vardır. J. B Holderman'ın "Grammaire Turque" kitabı 1730'da Osmanlı'da Latin alfabesini kullanan ilk baskı olmuştur. 1732 yılında basılan "Tarih-i Hind-i garbi" (Amerika'nin keşfi), Amerika hakkında Müslüman bir yazar tarafından yazılan ilk kitaptır, 13 tahta baskı içerir.
1891-1896 arasında William Morris asarladığı kitaplarla zamanına göre çok başarılı grafik tasarım işler üretmiştir. William Morris'in isleri, grafik tasarım için bir pazar olduğunu göstermiştir. Bu dönemler tasarımın sanattan ayrılmaya başladığı dönemlerdir. Ayrıca Münch pre-refaeritler ortaya çıkımıştır. Bu pre-refaeritler; resimleri idealize edilmiş, hayali, gerçek dışı kadın ve erkek tipolojisi, duygunun ve aşkın yüceliğine yönelik resimlerdir. Bu resimlerde anlatım yalınlaşmış, detaylar kaybolmuştur. İzleyenin baktığında hemen anlayabilmesi amaçlanmıştır. Münch'ün resimleri de grafik tasarım alanında yapılan ön hazırlık çalışmaları olarak kabul edilmektedir.
Birinci Dünya savaşı sonrasında 19.yy'ın sanat ve tasarım görüşlerine tepki olarak yeni düşünceler oluşmaya başlamıştır. 1919'da Almanya'nın Weimar şehrinde kurulan Bauhaus okulu sanat ve tasarım alanında birçok yeniliğin öncüsü olmuştur.
Günümüzde Grafik tasarım büyük ölçüde bilgisayar programları aracılığı ile yapılmaktadır.

GRAFİKER NEDİR?

* Grafik tasarımcıdır. * Güzel Sanatlar meslek grubu içinde Müzisyen, Besteci, Yazar veya Ressam gibi sanatçıdır.
* Fikir ve Sanat Eseri Kanuna göre Grafik Tasarım Eseri Sahibidir.
GRAF demek BASKI demektir.
* Fotograf IŞIK-BASKI demektir
* Fonograf SES-BASKI demektir.(günümüzde CD'nin atası)
* Tipograf YAZI-BASKI demektir.
* Kinematograf HAREKETLİ-BASKI demektir. ( Cinematograph yani Sinema demektir.)

GRAFİK SANATI 3 önemli DEVRİM yaşadı:


1-
Matbaa bulundu: Mekanik üretim teknolojisi başladı
2-Fotoğraf bulundu: Kimyasal üretim teknolojisi başladı
3-Bilgisayar bulundu:
Dijital üretim teknolojisi başladı

1-MATBAA

Mekanik üretim teknolojisi: Matbaa bulununca;
a-Grafik Sanatı üretim teknikleri ve Karikatür Sanatı gelişti.
b-Tuvalden başka kağıda veya kalıp üzerine resim yapan matbaa veya klişe ressamları oluştu.
c-Reklamcılık ve Grafik Sanatı kendini göstermeye başladı.
d-Resim yapan, karikatür çizen, afiş tasarlayan, yazı yazan bir sanatçı tipi ortaya çıktı
e-İşte bu komplike işi yapanlara Almancada GRAFİKER, İngilizcede Graphic Designer, Türkçede önceleri matbaa veya klişe ressamı, sonraları da Grafik Tasarımcı denildi.

2-FOTOĞRAF Kimyasal üretim teknolojisi:


Fotoğraf bulununca;
a-Baskı teknolojisi ile fotoğraf, birbirlerini geliştirdi
b-Resim, temsili halden çıkıp gerçeğin ta kendisi ve belgesi haline geldi.
c-Tanıtım ve iletişim aracı oldu
d-Reklam fotoğrafçılığı gelişti.
e-Grafikerin ve Reklamcılığın önemli unsuru oldu.
f-Renkli fotoğraf ve matbaa teknolojileri gelişti. Grafik Sanatı ve Reklamcılık altın çağını yaşadı.
g-Dijital fotoğrafçılık ve dijital grafikerlik dönemi başladı.

3-BİLGİSAYAR Dijital üretim teknolojisi:


a-
Yüzlerce yıldır uygulanan kağıt ve tuval üzerine çeşitli çizme ve boyama teknikleriyle iz bırakma yöntemleri dijital teknolojiye kadar fazla değişime uğramadı.
b-Tüm bunlar sanal olmayan elle tutulur bir ortamda gelişti.
c-Dijital teknoloji devrimi sayesinde İngilizcede adına Computer, Türkçede Bilgisayar denilen araç icat oldu.
d-Mertlik bozuldu. Bilek, fırça, boyama, çizim vs. yeteneğinin önemi bir anda yok oldu (mu?)
e-Grafikerlerin, ressamların, mimarların, bilumum tasarımcıların yaptıkları; sanal alemde Mouse'a dokunarak ve tuşlara basılarak yapılır oldu.
f-Computeri eline alan tasarımcı oldu (mu?).
g-Aynı zamanda film ve kimyasal sıvıları ortadan kaldıran, zaman kaybını ve hata riskini yok eden, çekilen resmi makine içinde anında görmeyi sağlayan dijital fotoğraf makineleri icat oldu.
h-Dijital makineyi alan da fotoğrafçı oldu (mu?).

Tasarımda Dijital Sonrası dönem geçiş sancıları

* "Dijital teknolojiyi bilenle bilmeyen bir olur mu?" tartışmaları yaşandı.
* Bunun karşısında da, "tasarımı bilenle bilmeyen bir olur mu?" diye soruldu.
* Dijital teknoloji gerçek tasarımcının işlerini kolaylaştıracak, gerçek fotoğrafçının risklerini azaltacak yardımcı bir dost olacakken...
* Tasarımı bilmediği halde bilgisayar kullanabilen grafikerler, fotoğrafçılığı bilmediği halde fotoğraf çeken amatörler yüzünden...
* Tasarımı insan değil, alet yapar mantığından hareketle hiçbir tasarım kuralına uymayan rastlantısal şekil, resim, yazı ve renk curcunası tasarım diye sunuldu.
* Grafik sanatının değerinin ucuzlamasına, ciddi ve gözle görülür bir kalite kaybına, grafik kirliliğine yol açıldı.
* Tasarım bilmeyip 15 program, 3 işletim sistemi bilenler tercih edildi.
* Tasarımcıya teknik eleman, teknik elemana tasarımcı muamelesi yapıldı.
* Ekonomik zorlukların dayatması, sosyal ve kültürel bilinçsizliğin etkisiyle; iş bölümü ortadan kaldırıldı, bir kişiden üç kişilik iş beklendi.
* Okullarda yetersiz bilgisayar eğitimi alan gençler sadece tasarım öğretilerek piyasaya salındı.
* Fikir ve Sanat Eseri yasasına aykırı olarak; Grafik tasarımcının tasarladığı bir afiş bir kez parası ödendikten sonra dergi kapağı, insert, Bill-board vs. gibi formatlarda defalarca ücretsiz olarak kullanılabildi.
* Fikir ve Sanat emeğinin değeri dijital ortamda çoğunlukla bilinemedi.
* Reklamcılar Derneği fikre değer verilmeyişinden rahatsız oldu. (Bu fikrin ucuzu yok mu?başlığı ile afişler basıp, fikire para ödenmemesini eleştirdi) GRAFİKER Neleri Bilmelidir?
* Grafiker her şeyden önce eski ustaların bildiği ışık, gölge, renk, doku, perspektif gibi resmin temel kurallarını bilmelidir.
* Fotoğrafçılığı iyi bilmelidir. * Matbaacılık, yayıncılık ve iletişim kurallarını bilmelidir.
* Sanat tarihini ve kültürünü, uygarlık tarihini bilmelidir.
* Yaşadığı toplumu bilmeli, dünyanın farkında olmalıdır * İyi bir tasarımcı olması için AYDIN kimliğine sahip olmalıdır. D.S. (Dijital Sonrası) dönemde;
* Dijital görüntü teknikleri (dijital fotoğraf, web ve multi medya)
* Dijital Tasarım (bilgisayarda tasarım programları) * Dijital Baskı gibi 3 önemli aşamayı bilmek durumundadır.

Grafikerler Nerede Çalışabilir?


* Reklam Ajanslarında
* Grafik Tasarım Bürolarında
* Matbaalarda ve Gazetelerde
* Serigrafçı veya Etiketçilerde
* Film ve Renk ayrımı atölyelerinde
* Kendi içinde reklam ve tasarım departmanı bulunan şirketlerde
* Web sayfası yapan şirketlerde
* Bağımsız olarak kendi işyerlerinde çalışabilirler.

Grafikerlik seçkin toplumlarda seçkin bir meslektir.


* Osmanlıca bir söz vardır; Marifet iltifata tabidir, iltifat görmeyen marifet zayiidir. (Beceri takdire ve ödüle bağlı olarak gelişir, takdir edilmeyen beceri körelir, yok olur) * Marifet mesleği olan grafik tasarımcılık düşünceye, tasarıma değer verilmeyen ortamlarda yeşermez, körelir...
* Resim, yazı, edebiyat vs. gibi birçok sanatın modern teknolojiyle sentezi olduğundan çağdaş bir meslektir.
* Zevkli ve cazip yapısı nedeniyle ne yazık ki tasarım bilmeden yapılabileceğine inanılan, çok rağbet gören, çok kolay sanılan bir meslektir.
* Grafikerlik; sanayi ve ticaretin ihtiyaç duyduğu çok önemli bir meslektir.
* Grafikerlik ayrıcalıklı, zevkli ve dünyası çok geniş bir meslektir.
* Çocuk kitapları dizaynından web dizaynına, kutu ve ambalaj dizaynından gazete ilanı dizaynına kadar ufku çok geniş kültürel olarak zengin bir meslektir. Türkiye'nin kültürel düzeyi ilerledikçe grafikerlik çok daha tatminkar hale gelecektir.

10 MADDEDE GRAFİK TASARIM;


1)- Bir hizmeti veya bir düşünceyi yaymak, benimsetmek veya bir ürünü tanıtmak ya da sattırmak için kullanılacak tüm kompozisyonların hazırlandığı,
2)- Kompozisyonda; metin, yazı (tipografi), resim, desen, çizgi ve fotoğraf düzenlemelerin yapılıp renklerinin ayarlandığı,
3)- Çalışmanın baskı (CMYK) veya görüntü (RGB) olarak, ya da çeşitli basım, sunum ve iletişim tekniklerine uygun hale getirildiği ;
4)- İletişim meslek alanı ile güzel sanatlar meslek alanı arasında çok özel bir yere ve konuma sahip olan;
5)- Güzel sanatların temel kurallarının, tasarım-iletişim teknolojileri prensipleriyle birleştirildiği,
6)- Mesajın kestirme ve sembolik anlatımlarla etkili ve akılda kalıcı tarzda veya iz bırakıcı şekilde görsel anlatım biçimine dönüştürüldüğü;
7)- Daha çok reklam, tanıtım, basım-yayın ve iletişim sektörünün içindeki mecra ve medyalarda faaliyet gösteren,
8)- Sanayi, endüstri, ticaret, turizm, eğitim, sağlık ve kültür sektörlerine hizmet eden,
9)- Temelini kültür, bilim ve sanatın evrensel kurallarından alan sanata "Grafik Tasarım" sanatı, bu işin eğitimini alarak yapan kişilere "Grafiker" (Almanca) veya "Grafik Tasarımcı" (Türkçe) veya Graphic Designer (İngilizce ) denilir.
10)- Amerika ve Avrupa'da Trade Art (Ticari Sanat) olarak da ifade edilir. Sinema, çizgi film, karikatür, resim, fotoğraf ve hüsn-ü hat (güzel yazı-Calligraphy) sanatlarıyla bazen iç içe bazen yan yanadır. İç içe olması bire bir aynısı olması değildir. Her biri kendi içinde bağımsızdır.Mesela Grafik Sanatı Fotoğrafı kullanır, Fotoğraf da Grafiği, ama ikisi ayrı sanatlardır.
Gelişmiş toplumlarda hemen hemen her sektörün ihtiyaç duyduğu sanat'tır. Bilimin bilimsel kuralları olduğu kadar Grafikerliğin de bilimsel kuralları vardır. Bilimin ve tekniğin olmazsa olmaz kuralları ve standartları vardır da sanatın yok mudur? Mesela EDEBİYAT sanatında da CİNAS vardır; derisini yüzmek veya denizde yüzmek gibi... Bunu iyi bilirseniz bir kelimenin değişik anlamlarını çok sanatkarane şekilde kullanırsınız. Bunu bilmezseniz günlük konuşma dilinde paldır küldür konuşursunuz veya bir asker mektubu kadar mektup yazabilirsiniz. Anan nasıl, baban nasıl, yenge nasıl, çocuklar nasıl, sarı öküz nasıl demekten öteye gitmezsiniz. Edebiyatta mübalağa (abartı) sanatı vardır, bu sanat resimde expression şeklinde ortaya çıkar, karikatürde iri burunlu adamın sadece burnunu kafasının iki misli kadar çizmek şeklinde kendini gösterir, mimaride her tarafını beton yaptığınız bir binanın sadece belirli bir yerini camekan yapmak suretiyle veya afişte bomboş bir sayfaya sayfanın yarısı kadar büyük bir A harfi yapmak şeklinde kendini gösterir.
Sonuç olarak hiçbir sanat KURALSIZ, KAİDESİZ, PRENSİPSİZ ve KANUNSUZ değildir. SANATI salt özgürlük ve serbestlik olarak düşünmek, DİSİPLİNSİZLİK olarak değerlendirmek büyük HATADIR. Zaten böyle düşünenler önce yetenek gelir, eğitim sonra gelir diyerek, gizliden gizliye eğitimsizliği kutsallaştırırlar ve kendi cehaletlerine kılıf hazırlarlar. Mesela her sanatta ritm duygusu vardır... Ritmik öğeler kendisini tekrar ederek dizilişe göre bir melodi yaratır. Yine mesela; Hava kurşun gibi ağır, bağır, bağır, bağırıyorum... koşun! Kurşun eritmeye çağırıyorum. Dizelerinde müzikal bir ritm, kafiye uyumlu olarak yapılmıştır ve hepsi de prozodi denilen güfte-beste ilişkisi kuralına göre düzenlenmiştir.
İşte şiir sanatındaki bu disiplin bir yağlı boya tabloda bir yol kenarıda dikili duran elektrik direklerinin giderek küçülen perspektif görüntüsündeki ritm duygusu ile, bir grafik afişte yer alan tren yolunun daralan görüntüsündeki ritm duygusu ile karşımıza çıkabilir. Bunların hepsi de farklı alanların sanat eseri olsalar da sadece RİTM KURALINI kullanan şiir, resim ve fotoğraf eseridir. İşte BU YANIYLA (siz kabul etmeseniz bile) BİLİMSELDİR ! Dolayısı ile tek bir bıçak darbesinin insan anatomisine yapacağı etki ile, birbiri peşisıra ritmik şekilde çoğalan bıçak darbelerinin insan bedenine yapacağı etki nasıl farklıysa... Bir görüntünün veya sesin birbirini tekrar eden ritmik biçimde sunulması da gözde veya kulakta tekil sunulmasından daha farklı etki yaratacağı kesindir. İŞTE SANATSAL sandığımız her olayın da BİLİMSEL bir yanı vardır. Edgar Degas'nın balerinler tablosundaki empresyonist fırça darbeleri veya pastel boyanın dokunuşları ile, Lautrec'in çini mürekkebi fırçası ile tek hamlede çizdiği afişteki siyah beyaz dansçı kadın figürünün altında, eğer freehanddaki gibi keyline görüntüsünü görebilseydik, çok sağlam bir desen ve anatomi çizgileri olduğunu görürdük ve KUŞKUSUZ BU DA BİR BİLİMDİR. (Ve hatırlayınız çok eskiden her ressam doktor, her doktor ressamdı). Ayrıca herkesin sanat şahaseri diye nitelediği Mikel Anj'ın Sixtin Klisesinin tavanına yaptığı incilde anlatılan öyküler resimlerinin ASLINDA BİRER ÇİZGİ ROMAN olduğunu, bu günün BATMAN çizgi romanına benzer bir çalışmaya karşılık geldiğini ve PAPA tarafından ısmarlanmış SİPARİŞ BİR İŞ olduğunu ifade etmekten mutluluk duyarım. Şimdi bunun ne kadarı sanattır, ne kadarı zenaattir? Mikel Anj o günlerin reklam ajansı patronuydu! Yanında 20-30 kişi çalışırdı. Bunların bir kısmı duvara ıslak sıva çeker (buna FRESKO tekniği denirdi) , bir kısmı sıva üzerine toz kireçle astar sürer, bir kısmı da Mikelanj ustanın ince kağıtlara çizdiği desenleri kömür tozuyla bu astarın üzerine çıkartır, bir kısmı bu astarın içini ten rengi boyar ve ustasının ışık gölge boyamasına hazır hale getirirdi. Bir kısmı da ustasının istediği fırçaları ustasına vermek için yanında hazır beklerdi. Tıpkı ameliyattaki cerrahın neşter ve makas isteyip, asistan doktorun veya hemşirenin vermesi gibi. Çünkü ameliyat hızlı olmalıdır veya Mikelanj ıslak sıva kurumadan üzerini çabucak boyamalıdır.
Şimdi soruyorum her ikisi de bir operasyon değil midir? Nereye kadar bilim, nereye kadar sanattır, ve üstelik ne kadarı zenaattır? Gelelim reklam ajansına... Gelelim grafikerlik, art direktörlük veya mac operatörlüğü meselesine.... İşte günümüzde art direktörler yok edilmiştir,mac operatörleri grafiker yapılmıştır. Müşteri art direktör olmuş, grafiker sandığı b ilgisayar işçisine şurasını şu renk yap deyip TASARIM YAPTIRDIĞINI SANMAKTADIR. BU haliyle bırakın SANATI, ZENAAT bile değildir. Çünkü siz bakırcı ustasının yaptığı motiflere karışırsanız BAKIR KAZANI GÜM diye kafanıza vurur! İşte bu Mikelanj'ın bu atölyesi Art direktör Mikelanj yönetimindeki ortaçağ reklam ajansıdır. Resim ve figür yoluyla MESAJ vermektedirler, yani İNCİLİN PROPAGANDASINI yapmaktadırlar. Tıpkı bir bankanın reklamını yapmak gibi. Yani İLETİŞİM yapmaktadırlar, REKLAM yapmaktadırlar. Bunu da birbirini takip eden sahneler halinde REKLAM STORY BOARD'ı şeklinde, ÇİZGİ ROMAN veya HAREKETSİZ ÇİZGİ FİLM SAHNELERİ şeklinde yapmaktadırlar. O günkü teknolojinin çizgi romanı veya SİNEMASI ŞEKLİNDEDİR. Dahası var. Tüm bunları; figürlere sembolik anlamlar yükleyerek yapmaktadırlar.
Mesela İsanın tepesine Halka koyarak, İmparatorun arkasına altın bir daire tabak yerleştirerek, tüm meleklerin masumiyetini vermek için onları çocuk şeklinde ve kanatlı olarak resmederek yani KISACA HER BİR FİGÜRÜ bir İDEOGRAM şeklinde resmederek tüm tabloyu bir İDEOGRAFİ tarzına sokarak... bir ideayı (fikri-düşünceyi) grafik hale (idea-graphy) getirmek suretiyle GRAFİK bir ANLATIM tarzı KULLANMAKTADIRLAR. VE sanıldığının aksine, ben yaptım oldu şeklinde değil, sipariş verilmiş bir sanat üretimi yapmaktadırlar. Ve yine belirtmek zorundayım ki; RESİM SANATI öğelerinden ve kurallarından yararlanarak aslında GRAFİK sanatı yapmışlardır. Çünkü; ana endişe bir fikrin propagandasının yapılması, bir öykünün anlatılması (tıpkı çocuk hikaye kitaplarının resimleri gibi), BİR MESAJIN SEMBOLİK ÖĞELERLE VERİLMESİ ( bir afiş gibi) ve bunun MÜŞTERİYE BEĞENDİRİLMESİ (Müşteri papa, papazlar ve klisedir) ve BUNDAN GELİR ELDE EDİLMESİ ( BU SANATIN TİCARİ SANAT= TRADE-ART olması) gibi şeylerin tümü BU GÜNÜN GRAFİK SANATLARININ ve REKLAM AJANSLARIN uğraştığı şeylerdir.
Buraya kadar itirazı olan var mı? Şimdi benim itirazım şudur; Papazın biri gelip Mikelanjın çırağına diyor ki; aynı eserin bir benzerini çok daha ucuza yap. Ama Usta Mikelanjın yanında aldığın paradan daha çok kazan... Senin ondan hiç bir eksiğin yok, üstelik fazlan var. Sen de bir ustasın diyor ve çırağı kandırıyor. Ortalık böyle kendini usta sanan çıraklarla dolup taşıyor. Bu çıraklar rezil resimler yapıyorlar ama papazlar ucuzdur diye beğeniyor. Oysa halk bu resimlere bakıp incilin öğretilerini anlamıyor. Resimler amacına ulaşamıyor, halkı yeterince dindar yapamıyor ama klise bunu ölçecek kadar hassas değil. Bu arada Mikelanjın yanından kovulmuş kalfalar da b u acemi çırakları destekliyor ve onlar için 2 aylık kurslar açıyor. Bunları da kral destekliyor, çünkü kral da klisenin etkisi altında... Şimdiki GRAFİK ve REKLAM piyasası 3 aşağı 5 yukarı buna benziyor. Şimdi burada kim suçlu?

Tasarım & Grafik Tasarım


Tasarım
Tasarım, çok kullanılan bir kavram olmakla birlikte ne anlama geldiği tam olarak anlaşılamaz. Çok sayıda tanımı vardır. En önemli özelliği ise planlamadır. Planlamanın olduğu her yerde bir tasarımdan söz edilebilir. Uzmanlar, uygulamalı tasarım dallarını üç temel başlıkta topluyorlar.
Endüstri Tasarımı : Üç boyutlu nesnelerin (makine, araç-gereç vb.) tasarımı, geliştirilmesi endüstri tasarımı olarak adlandırılıyor.
Çevre Tasarımı : Bina, peyzaj ve içmekan tasarımları bu başlık altında ele alınıyor. Grafik Tasanm: Okunan izlenen görüntülerin tasarımı şeklinde ifade edilir. Günümüzde baskı yoluyla çoğaltılacak her türlü materyalin üretiminde grafik tasanm ilke ve uygulamalarından yararlanılmakta, aynca; televizyon ekranının etkili kullanım ilkelerini düzenleyen TV Grafik Tasarımı ile bilgisayar ekranından takip edilen Internet siteleri için WEB Grafik Tasarımı hızla gelişen yan grafik sanayileri olarak karşımıza çıkmaktadır. Baskı, televizyon ve WEB sayfalan için grafik çalışmalan ayrı uzmanlık dalları olmakla birlikte, hemen hepsi için uygulanması gerekli temel ilkeler vardır. Bu nedenle bu konulara meraklı bireylerin, uzmanlaşma için temel grafik ilkeleri ve uygulamalanm bilmeleri zorunluluktur.
Grafik Tasarım Grafik tasarım, görsel iletişim sanatlarından biridir. Grafik tasarımcı, ressamlar, fotoğrafçılar, heykeltraşlar, seramikçiler gibi görsel sanatlar meslek grubunun bir üyesidir ve genellikle onlara benzer bir dil kullanır. Ambalaj hariç bütün grafik tasanmlar, (kağıt, film, video, bilgisayar vb. görüntüler) dört köşe ile sınırlandınlmış iki boyutlu yüzeyler üzerinde oluşur. Tasarımcı, mesajların görsel ve sözel unsurlarını bu iki boyutlu yüzey üzerinde bütünleştirmeye çalışır. Bir yüzeyin yatay ve dikey kenarlan, tasarımın ilk dört çizgisidir. Kompozisyon bu dört çizgi içinde yer alacaktır.
Bütün bunlara bağlı olarak, grafik yüzeyler işlenirken göz önünde bulundurulması gerekli iki temel unsur vardır: İnsanın görmeye dayalı doğası" ve "boşluk" kavramı. Görsel unsurlar, kenar çizgileri ile aynı yönde yerleştirildiklerinde düzenli ve durağan, karşıt yönde yerleştirildiklerinde dinamik ve enerjik bir yapı oluştururlar. Bir grafik tasarım yüzeyini yatay ve dikey eksenlere böldüğümüz zaman, bu İki eksenin kesiştiği geometrik merkez odak noktasını oluşturur. İnsan gözünün merkez olarak algıladığı optik merkez ise, kesin olarak ölçülememekle birlikte bu geometrik merkezin biraz daha yukansındadır. Bütün insalarda yatay ve dikey formlarda doğuştan gelen güçlü bir eğilim bulunmaktadır. Bundan başka, insanın görme duyusunun izlediği yol, grafik iletişim açısından son derece önemlidir. İnsan gözünün tasarım yüzeyi üzerindeki hareket yönü soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğrudur. İnsan gözü, oldukça dar bir alan içine odaklanabilir. Bu ayrıştırma ve seçme işlemi sırasında gözler, sürekli ve hızlı bir hareket içindedir. Gözün hareketi grafik tasarımın yüzeyine kinetik bir enerji kazandırır.
İletişim ve Grafik (Görsel) İletişim İletişim, gönderici ve alıcı olarak ifade edilen iki insan ya da insan grubu arasında gerçekleşen duygu, düşünce, davranış ve bilgi aktarımı ve alış verişi olarak tanımlanabilir. Görsel iletişim ise görüntülerden oluşan bilgilerin değiştokuşu olarak açıklanabilir. Yazılar resimlerve fotoğraflar başlıca grafik iletişim araçlarıdır. Bir mesajin açık, ekonomik ve estetik yollarla iletilmesi, grafik iletişimin başlıca amacıdır. Grafik iletişimin ekonomik olması demek; mümkün olan en az sayıda görsel imgenin mümkün olan en yüksek sayıda bilgiyi aktarabilmesi demektir. Gelişmiş toplumlarda bilgiler, kitap, gazete, dergi, afiş, broşür ve diğer araçlarla okuyucu veya izleyici kitlesine ulaşırlar. Diş macununu kremden ayırmak için ambalajındaki bilgilere başvururuz; erkek / kadın tuvaletini ya da giriş çıkışı grafik imgelerden anlarız.
Grafik Tasarım Ürününün Öğeleri Çizgi: Düz veya kıvrımlı, kalın veya ince, sürekli veya kesik, grenli ya da keskin özelliklere sahip olabilen çizgiler, okuyucuya görsel unsurların ayrılması gerektiğini ifade ederler. Çizgiler karakterlerine göre ve konumlarına bağlı olarak bazı mesajlar da iletirler. Örneğin; yatay çizgi durgunluk, dikey çizgi saygınlık, diagonal çizgi zerafet ifadesi verir.
Ton : Tonlar genellikle görsel imgenin yanmton reprodüksiyon tekniği ile tramlanması yoluyla elde edilir. Ton ye çizgi tasarımda kontrastlık yani karşıtlık oluşturan elemanlardır. Renk: Renkler, ışıkla birlikte varolurlar ve izleyen üzerinde değişik etkiler uyandırırlar. Bunların bir bolümü kişisel, bir bölümü İse genellenebilir duygulardır. Örneğin, sıcak renklerin uyarıcı, soğuk renklerin ise gevşetici. dinlendirici olması renklerin genellenebilir etkileri olarak değerlendirilebilir.
Rengin üç boyutu bulunmaktadır: Uzunluk (rengin türü), genişlik (rengin tonu), derinlik (rengin yoğunluğu)
- Rengin türü, rengi tanımlamada kullandığımız terimlerdir. San, kırmızı, mavi, mor, yeşil gibi.
- Rengin tonu, bir rengin açıklık ya da koyuluğudur. Bir renge beyaz boya kattıkça tonu açılır, siyah ekledikçe koyulaşır.
- Renk yoğunluğu ise, parlaklık ile ilişkilidir. Yoğunluğu fazla olan renkler parlak renklerdir. Rengi oluşturan bu üç boyut içinde en önemlisi, rengin tondeğeridir.
Bir görsel imgeyi en iyi tanımlayan unsur, içerdiği tonlardır, Renk. bir tasarımı meydana getiren yapıtaşlanndan biridir.
Bu nedenle bir tasarımcının insanların renk tercihlerini göz önüne alması gerekir. Yeşil ve mavi renkler soğuk, kırmızı ve sarılar ise sıcak renkler olarak bilinirler. Soğuk bir renk olan maviyi, sıcak bir renk olan kırmızı ile karıştırdığımızda mora yaklaşan bir mavi elde ederiz. Bu renk maviye oranla biraz daha sıcaktır. Nötr renkler olarak adlandırdığımız griler ise. pigmentlerindeki karışıma bağlı olarak sıcak ya da soğuk olabilirler. Sıcak renkler, izleyeni uyarır ve neşelendirirken; soğuk renkler sakinleştirir ve dinlendirir. Lokantaların daha cok sıcak renklerle boyanmış olmasının nedeni insanların çabucak yemeklerini yiyip gitmelerini, hastanelerin soğuk renklerde boyanmasının nedesi ise panik haldeki insanların sakinleşmelirini sağlamak içindir. Soğuk renklerin aşırı kullanımında kasvetli ve moral bozucu bir etki ortaya çıkabilir. Yine sıcak renklerin fazla kullanımı, insanları şiddete yöneltebilir. Grafik yüzeylerde, sıcak renkler sayfadan çıkacakmış izlenimi verirler ve önde görünürler. En önde görünen renk sarıdır. Soğuk renkler ise uzaktaymış izlenimi verirler. Her rengin sıcak ve soğuk renklerden çeşitlemesi yapılabilir. Örneğin kırmızı ve mavi karıştırılarak az soğuk bir renk elde edilebilir. Yeşil; kıskançlık, mavi; sadakat ve içtenlik, kırmızı: etkinlik ve cesaret, kahverengi ve mor; tekdüzelik ve sıkıcılık, beyaz; teslimiyet, siyah; karamsarlık.. Bundan başka renkler kültürel açıdan ele alındıklarında da değişik kavranılan çağrıştırırlar. Mesela, altın sarısı Doğu kültürlerinde kutsal renk sayılırken, bazı Batı toplumlarında korkaklığın ve ihanetin simgesi olarak kabul edilir. Kırmızı ise tutkuyu simgeler. Bazı araştırmalar kırmızı rengin kan basıncını artırdığını ve nabız atışını hızlandırdığını ortaya koşmuştur. Turuncu bilimi, uygarlığı, enerji ve gücü temsil ederken, maviye yaklaşan mor maneviyatı: kırmızıya yaklaşan mor ise cesareti simgeler. Edilgen ve soğuk bir renk olan mavi; hem uzaklık ve resmiyeti, hem de doğruluk ve sadakati temsil eder. Otorite ve yetkiyi çağrıştırır. Serinleticidir,.gökyüzünü, buzu ve suyu hatırlatır. Yeşil, tazeliğin ve verimliliğin rengidir. Çevreyi ve doğayı simgeler, rahatlatıcı ve dinlendiricidir. Beyaz saflığı ve dürüstlüğü ifade ederken, siyah; üzüntüyü, kasveti, kederi, ölümü simgeler. Ayrıca aşırı şehveti ve zarafeti de çağrıştırır. Ancak, bu kavramlara bir tasarımda nasıl işlerlik kazandırılacağına dair formüller ne yazık ki yoktur.

Grafik tasarımcı renk seçiminde şu dört unsuru dikkate almalıdır:


1-Rengin kültürel çağrışımını,
2-Hedef kitlenin renk tercihi,
3-Firma ya da ürünün karakteri,
4-Tasarımdaki yaklaşım biçimi Bazen renk, yaratıcı düşüncenin temelini oluşturabilir ve bütün tasarım renk üzerine kurulur.
Doku: Bir yüzey üzerinde tekrarlara dayalı biçimsel bir düzen bulunuyorsa, orada bir dokunun varlığından söz edilebilir. Tasarım ve baskının vargeçilmez malzemesi olan kağıtlar da farklı dokularda üretilirler. Sert ve düz, sert ve grenli, yumuşak ve grenli, mermer dokulu, ahşap dokulu vb. Tasarım yüzeyinde yer alan dokular, optik ya da fiziksel olarak duyguları yönlendirici bir işleve sahiptir.
Ölçü: Bir grafik tasanm ürünü, farklı ölçülerdeki unsurların biraraya gelmesiyle oluşur. Ölçüler büyüdükçe algılama düzeyi ve etkileyicilik artar.
Yön: Bir tasarım yüzeyi üzerinde bulunan çizgisel, tipografık ve görsel unsurların yönü önemlidir. Örneğin bir gazete haberinde yer alan insan fotoğrafı, ilgili habere doğru bakmalıdır. Ya da tasarım yüzeyinde hareket eden unsurların önündeki boşluk arkasındaki boşluktan daha fazla olmalıdır.
Temel Tasarım İlkeleri Denge: Bir tasarımda denge unsuru gözetilmediği taktirde, ürün beklenen etkiyi yaratamaz. Burada sözü edilen denge, tasarımı oluşturan hareketli unsurların (Fotoğrafı tipografik veriler, ilüstrasyonlar vs.), belirlenen düzlem üzerinde dengeli dağılımıdır. Bir tasarımda iki farklı denge sistemi kullanılabilir: Simetrik ve Asimetrik denge.
Simetrik denge: Resmiyetin, otoritenin vurgulanacağı tasarımlarda tercih edilir. Diğer yandan simetri dürüstlüğün, saygınlığın psikolojik simgesi olarak değerlendirilmektedir. Simetrik dengenin somut örneklerini doğada sık sık görürüz. Örneğin İnsan gövdesi ve insan yüzü simetrinin en yakınımızdaki örnekleridir. Kitap, dergi, broşür gibi çok sayfalı basılı materyallerde de simetrik denge uygumalanna çok sık rastlarız.
Simetri; dengeli parçalar, dengeli sayfalar, aşağı yukarı aynı boyda sağ, sol, alt, ve üst boşluklar demektir. Simetrik düzenlemeler günümüzün grafik tasarım uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Asimetrik denge, birbirine benzemeyen ya da eşdeğer olmayan görsel unsurlar arasında dinamik bir denge ya da ya da düzen sağlayan bir kavram olarak ele alınmaktadır. Simetrik dengede olduğu gibi asimetrik dengede de bir optik ağırlık merkezi vardır. Ama bu merkez geometrik merkezden farklı bir konumdadır. Asimetride, büyük yazı küçük yazıyı, büyük görsel öge küçük görsel öğeyi ezer ancak sayfada yine de büünlük hakimdir. Simetri de, asimetri de dostunuz ya da düşmanınız olabilir. Muhafazakar ve sakin bir imaj için simetriyi; çağdaş ye genç bir imaj için asimetriyi seçin.Simetride düzen ve kural, asimetride rastlantı ve keyfilik egemendir. Simetri katılık ve sınırlılığı, asimetri ise hayatı, eğlenceyi ve özgürlüğü simgeler. Bütün bu söylenenlere rağmen, denge hiç bir zaman bir deli gömleğine dönüştürülmemelidir. Yani hiçbir tasarım ilkesi kesin bir kural niteliğinde değildir. Tasarımcı, gerektiği hallerde optik dengelerle oynayarak ilgi çekmeye çalışabilir. Ancak bu bilinçli bir seçim olmalıdır. Orantı ve Görsel Hiyerarşi: İki ya da daha çok sayıda görsel unsur, tasarım yüzeyinde birleştirilirken mutlaka bir orantı sorunu ile karşılaşılır. Tasarımcı, görsel unsurların orantısal ilişkilerinde değişken yapılar kurmaya çalışır. Çünkü, genişliğin uzunluğa, renkli olanın renksiz olana, bir ölçünün diğerine eşit olduğu tasarımlar, tekdüze görünürler. Görsel hiyerarşi, tasarım içinde vurgulanmak istenen mesaja göre görsel unsurların ölçülenmesi anlamına gelir. Kimi tasarımlarda fotoğraf öne çıkarılırken, kimisinde tipografik unsurlar, kimisinde renk, hatta bazılarında tasarım yüzeyindeki beyaz boşluk öne çıkabilir.. Boyut dışında renk tonlarını (açıklık, koyuluk) kullanarak ya da unsurları uzak yakın konumlandırarak da görsel hiyerarşi yaratılabilir. Hatta bazen hiyerarşik yapı içindeki unsurlar çatıştırılarak hareketli tasarımlar elde edilebilir. Örneğin görsel unsurlardan biri boyutuyla, diğeri rengiyle ön plana çıkarılabilir.
Devamlılık : Okuyucunun gözü, tasarım yüzeyinde belli ilkeler doğrultusunda hareket eder. Göz hareketlerinin ustaca değerlendirildiği bir tasarım daima hedefine ulaşır. Göz alışkanlık gereği soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğru bir yön izler. Gözün yatay hareketleri dikey hareketlerine göre daha kıvrak ve hızlıdır. Aynca göz; büyükten küçüğe, koyu renkten açık renge, renkliden renksize, alışılmamış olandan alışılmış olana doğru bir yol izler. Göz bir unsurdan digerine doğru kesintisiz geçişler yapabiliyorsa, devamlılık sağlanmış demekir. Devamlılık görsel unsurlann boyutları ve biçimleri arasında oluşturulan benzerlikler, tekrarlamalar ve görsel hiyerarşi ile sağlanabilir. Tek bir tasarım içinde olduğu kadar dizi oluşturan bir çok tasarım arasında da devamlılık sağlanabilir. Örneğin bir derginin, kitabın sayfalarında, dizi oluşturan kitap kapaklarında bir bütünün parçalan olduğu izlenimi yaratmak için devamlılık sağlayan unsurlar kullanılabilir. Yani bir yayınevinin dizi kitaplarının kapaklarında fotoğraf yada İllüstrasyonun, yazar adının, logonun aynı yerde kullanılması, aynı yazı karakterinin tercih edilmesi görsel devamlılığı sağlar.
Bütünlük: Tasarım ilkelerinden belki de en çok dikkat edilmesi gerekeni bütünlüktür. Bir tasarımda bulunan görsel unsurlar bütünlük oluşuturacak şekilde biraraya getirildiğinde etkili olurlar. Aynı temel biçime, dokuya, boyuta, renge ya da duyguya sahip öğeler bir tasarımda bütünlüğü oluştururlar.
Tasarımcı bütünlük oluşturmada bazı farklı yöntemlere baş vurabilir:
Bordür: Tasarım yüzeyini çevreleyen bordürler bütünlük sağlamada kullanılabilirler. Bordürler arası ölçü, üslup gibi benzerlikler, bir tasarımı bütünlüğe ulaştırabilirler.
Beyaz boşluk: Gerekli yerlerde beyaz boşluklar bırakılarak bir tasarımda bütünlük sağlamak mümkündür. Eksen: Bir grafik tasarım yüzeyinde bütünlük oluşturmada en yaygın kullanılan yöntemlerden biri eksen kullanmaktır. Bir tasarım yüzeyinin çatısı en az iki olmak üzere, üç ya da daha fazla yatay ve dikey eksenden oluşur. Resimle tipografıyi aynı hizada yerleştirmek için eksenlerden yararlanırız.
Üçnokta yöntemi : Tasarımcılar, kompozisyon yüzeyinde belirledikleri üç odak noktasını tasarımın bağımsız birimlerini birbirine bağlayan unsurlar olarak kullanabilmektedir. Göz, bir yüzey üzerinde yer alan üç unsuru hayali çizgilerle birleştirerek bir üçgen oluşturmakta ve tasarımı bir bütün olarak algılamaktadır. Sayfa tasarımında, karşılıklı sayfalar arasında bütünlük sağlamak için şu yöntemlerden yararlanabiliriz: Her iki sayfada da; aynı rengi, yazı karakterini ya da tasarım üslubunu kullanabiliriz. Sol sayfadaki eksenin konum ve ölçüsünü sağ sayfada yineleyebiliriz.
Vurgulama : Hangi görsel unsuru (başlık, metin, fotoğraf vb) vurgulayacaksak önceden karar verip ona göre boyut büyütme koyu ton ya da canlı renk kullanımı gibi vurgulama yöntemlerini denemelidir.
Unutmayınız!.. Bir tasarım yüzeyinde herşey aynı anda vurgulanmak istenirse vurgu kavramı yok olur. Vurgulayıcı unsur; konuya, müşterinin beklentilerine ve hedef kitlenin özelliklerine göre değişebilir. Vurgulama; ön plana çıkarılması gereken unsur ile ikinci planda kalması gereken unsurlar arasında gerçekleştirilecek bir yön. boyut, biçim, doku, renk, ton ya da çizgi kontrastı ile gerçekleştirilebilir.

Grafik Tasarımda Planlamanın Önemi


Etkin tasarım işe geçmeden önce planlamayı gerektirir ve etkin planlama şu dört unsuru içerir: - Topluluk - Mesaj - Çevre - Yarışma Topluluğunuzu analiz edin! Kendinize sorun: Onlar kim? Ne umuyorlar? Ne kadar çok şey biliyorlar? Mesajımla ne kadar ilgilenirler? Ve en önemlisi topluluk idealinizi belirten tek bir kişi üzerinde odaklanın. Mesajınızın amacını belirleyin! Başarıya ulaşması için hangi engelleri kaldırmanız gerektiğini araştırın. Ürününüzün kullanılacağı çevreyi analiz edin! Topluluk ürününüzle nerede karşılaşacak? Caddelerde mi? Fuar alanlarında mı? Satış noktalarında mı? Evinin posta kutusunda mı?... İzleyici ürününüze ne kadar zaman harcayacak? Rakiplelirinizin mesajlarını dikkatli izleyin! Ana fikir aynı olduğuna göre, sizin mesajınızı diğerlerinden farklı ve üstün kılacak yöntemler araştırın. Okuyucu, izleyici sizi seçmeli... Grafik Tasarım Ürününün Görselleştirilmesi Grafik tasarımda görselleştirme süreci taslak çalışmaları ile başlar.
Günümüzde masa üstü yayıncılık sistemlerindeki gelişmelere paralel olarak, genç grafiker adayları, hızla bilgisayarlarının başına geçip tasarım yapmaya başlama arzusunda olsalar da, deneyimli olanlar bilirler ki taslak aşaması, tasarım sürecinin belki de en uzun tutulması gereken bölümüdür. Baskıya hazırlanacak herhangi bir ürün için tasarıma başlamadan önce en az bir iki taslak hazırlanmalı; taslaklar üzerinde takım arkadaşları ve müşteri ile fikir birliğine varıldıktan sonra asıl tasanm çalışmasına başlanmalıdır.
Bu tür bir çalışma, plansız bir üretim için harcanacak süreyi, emeği ve parayı en aza indirir, verimlilik sağlar. Taslak, düşüncenin, yaratıcılığın, bilgi biriminin ve deneyimlemeye, gelişmeye açıklığın bir göstergesidir. Taslak çalışmalarını karalamalar (fikir taslakları), ön taslaklar ve ayrıntılı taslaklar olmak üzere üç evrede ele alabiliriz. Karalamalar, boyut ya da malzeme sınırlaması olmadan tasarımcının, aklına gelen her türlü düşünceyi kağıtlar üzerine kabaca not etmesi... kabaca not etmesi ve biçimlendirmesi olarak adlandınlabilir. Bunlar müşteriye gösterilmezler; esas çalışmaya temel teşkil ederler.
Ön taslaklar, tasarımcının fikir taslakları arasından seçtiği bir ya da birkaç yaratıcı fikri, ürünün asıl boyutlarında ya da orantılı olarak küçültülmüş boyutlarında daha anlaşılır şekilde kağıt üzerine işlemesidir. Burada renk. yazı karakteri, ışık-gölge, varsa fotoğraf gibi görsel materyaller vb. özellikler biraz daha netleşir. Metin, paralel çizgilerle gösterilir. Bu çizgiler; metnin bloklama biçimi, satır uzunluğu vb. konularda bilgi verici olmalıdır. Müşteri ayrıntılı taslak görme talebinde bulunmazsa, bu noktadan itibaren asıl tasarım sürecine başlanabilir. Ayrıntılı taslaklar, bu konuda uzmanlaşmış sanatçılar tarafından hazırlanır. Büyük bütçeli reklam kampanyalarında müşteriler taslakları fotokopi, bilgisayar vb. şekillerde düzenlenmiş olarak görmek isterler. Başlık ve metin yazılan gerçeğine uygun olarak dizilir, resimler yerleştirilir, gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra genellikle bir renkli çıkış alınarak müşteriye sunulur.
Hangi tasarım beğenillrse, o seçilir ve baskı için hazırlıklar devam eder. Günümüzün grafikerleri, taslak çalışmalarında kullancakları fotoğrafları ve diğer görsel malzemeleri genellikle masa üstü tarayıcılarda (scanner) düşük çözünürlükte tarayıp yerlerine koyarak baskı onayını almaktadırlar.

Görsel Açıdan Taslak Türleri


Mondrian Taslakları:
Hollandalı ressam Piet Mondrian'ın tuvalinde kullandığı kare ve diktörtgen formlara dayanan kompozisyon anlayışı çok sık kullanılan taslak türlerinden biridir. Bu sistemde tipografi ve görsel unsurlar kare ya da dikdörtgen formlar içine girer ya da çizgi ve kutularla birbirinden ayrılır. Mondrian taslakları tipografik ve diğer görsel unsurların sayfa üzerinde etkili kullanılmasında, mantıklı ve pratiktir. Gazete tasarımında bu stili kullanmak neredeyse bir zorunluluktur.
İmge Ağırlıklı Taslaklar: Özellikle resim vb. görsel unsurların vurgulanacağı tasarımlarda tercih edilir. Görüntü büyük kullanılırken. Tipografik unsurlar daha az dikkat çekerler.
Metin Ağırlıklı Taslaklar : Bunlarda tasarımın odak noktası metindir, diğer görsel unsurlar ya hiç kullanılmaz ya da ikinci planda yer alır.

Grafik Tasarımda Tipografi


Tipografi; harf, sözcük ve satırlarla ve boşluklama için gereksinen diğer öğelerle belirlenmiş bir sayfa üzerinde yapılan görsel ve işlevsel düzenlemelerdir. Tİpografik karakterler genellikle, optik olarak hayali bir yatay çizgi üzerine dizilirler. Küçük harflerin gövde yüksekliklerini belirleyen yatay çizgi ile satır çizgisi arasındaki uzaklık "X yüksekliği" olarak adlandırılır. Gutenberg'in "Haraketli hurufat" sisteminden bugüne tipografık verilerin üretiminde ve kullanımında önemli teknolojik gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bugün ise tamamen bilgisayar ortamına uygun bir tipografi oluşumundan söz edebiliriz. Teknolojiler değişebilir, gelişebilir. Ancak üretim ortamları ne kadar değişirse değişsin, harfin yaratıcı ve doğru kullanım ilkelerini gözeterek oluşturulmuş iyi tipografi değişmez. Bu bölümde kısaca tipografik unsurlara ve bunların etkili kullanımına yönelik temel ilkelere değinilecektir. Harf, tipografik düzenlemenin en temel öğesidir ve alfabenin her bir harfini belirtir, bir alfabe içerisindeki öznel harflerin, sayıların ve noktalama işaretlerinin her biri ise karakter olarak adlandırılır. Büyük harfler majiskül veya kapital, küçük harfler miniskül olarak bilinir. Yazı karakteri takımı (font, yazı tipi), bir harf biçiminin bütün alfabesidir. Diğer bir deyişle, aynı dizide, aynı ölçüde ve hizadan sayılan, noktalama işaretlerini de içeren, bütün parçalarıyla öznel harflerin uygun bir toplamasıdır. Yazı fontlarının karakter çeşitleri, sayıları font tasarımına ve üretim ihtiyaçlarına göre değişebilir. Benimsenmiş fontlar genellikle bir bütün alfabenin büyük ve küçük harf karakterlerine, l'den 0'a kadar sayılara ve bütün noktalama işaretlerine mutlaka sahiptir. Bunun yanısıra bazıları yabancı aksan işaretlerine, çizgilere vb. sahip olabilir.
Yazı Ailesi Bir yazı karakterinin değişik et kalınlıklarında ve daraltılmış, genişletilmiş, eğimli, kon turlu, gölgeli çeşitlemelerinin birarada oluşturduğu gruba yazı ailesi denir. Bir yazı ailesi içinde yer alan tipografik çeşitlemeleri adlandırmada kullanılan standart bir terminoloji yoktur. Değişik yazı karakterleri ile birlikte kullanılan pekçok terim aslında aynı anlamı içerir:
Yarım siyah ( Regular=normal=roman=book) Beyaz (Light=llghtline=slim=hairline)
Siyah (Bokl=bIack=massive=elephant=heavy=thick=fatface)
Daraltılmış (Condensed=narrow=contracted=compressed)
Genişletilmiş (Expanded=Extended=Wide=Streched)
Yazı Tipleri Yazı tipiyle ilgili iki konuda hassas olmak gerekir:
Okunurluk ve açıklık Okunurluk, yazının ne kadar kolay okunduğu ile ilgilidir. Seçilen yazı tipi, metni hızlı ve kolay okutmalıdır. Özellikle uzun soluklu metinler açısından önemli bir faktördür, Açıklık, ayrı ayrı harflerin ne kadar kolay belli olduğunu ifade eder. Başlıklar ve ana başlıklar açısından önemlidir. Tasarlanmış binlerce yazı tipi olmakla birlikte, bunları dört ana grupta toplayabiliriz: Serif, sans şerif, script, decoratif Serif yazı tiplerinde, her harfin bitiş noktalarında küçük yatay çizgiler vardır. Bu çizgiler her harfin şeklini ayrı tutar ve harfler arası geçişi kolaylaştırır. Dikey çizgileri yatay çizgilerinden daha kalındır. İnce ya da kalın, eşit kalınlıkta, incelen şekilde veya yuvarlak olabilirler. Bu yazı tipleri uzun metinlerin yer alacağı tasarımlarda, genel metinler için sıkça tercih edilirler. Okunurluğu en iyi yazı tipleri, şerif yazı tipleridir. Sans serif yazı tipleri daha basittir. Şerif yazı tiplerindeki bitiş çizgileri yoktur. Genellikle eşit ağırlıklı çizgilerden oluşurlar. Başlıklarda tercih edilirler. Açıklığı en iyi olan sans şerif karakterler, uzaktan iyi seçilirler. Arial, Helvetica, Univers... sans şerif yazı tipinin tipik örnekleridir. Script yazı tipleri, elyazısına benzerler. Resmiyetten uzak, samimi bir hava yaratırlar. Dizgide bazı harfler birleşirken, bazılan birbirlerine dokunmazlar. Davetiye gibi az yazı gerektiren samimi yazışmalarda kullanılırlar. Dekoratif yazı tipleri, özel imajlar için tasarlanmışlardır. Genelde metinlerde değil, başlıklarda, afiş vb. sanatsal çalışmalarda tercih edilirler.
Yazı Stili Bir yazı tipinde farklı yerlere vurgu yapmak için kullanılan değişikliklerdir. Normal, kalın, italik, koyu, kalın italik, altı çizili, gölgeli vb. yazı stilleri vardır. Kalın Yazı Tipinin fazla kullanımı harf başına düşen boşluğu azaltacağından okuyucunun gözlerini yorabilir. Kalın yazıtipi anabaşlıklarda, başlıklarda, alt başlıklarda kullanılmalıdır. İtalik yazıtipi, elyazısına benzetilmek için tekrar tasarlanıp eğilmiştir. İnceliği ve açısı yüzünden okunaklığı azdır. Eğik yazıtipi, normal yazının bilgisayar tarafından hafif eğilmiş türüdür. İtalik olana göre daha iyi okunur. Kalın İtalik Yazıtipleri, eğik karakterleri ve kalın çizgileriyle zor okunur olmasına rağmen, pek çok insan tarafından tercih edilmektedir. Bu stil daha çok alt başlıklarda tercih edilmelidir.
Yazının Ağırlığı Çoğu yazı tipi normal ve kalından daha çok alternatif sunarlar. Mesela sans serif yazıların büyük bir kısmını hafif ve ağır yazı seçeneklerini içerirler. Bunlar genel metin yazısında kullanılmaya elverişli olmamakla birlikle; başlıkları renklendirir, hareket katarlar. Light, regular, bold, black, ultra black gibi seçenekler mevcuttur.
Yazı Kalınlığı Yoğunlaştırılmış yazı karakterleri çok yer harcamadan başlıkların etkisini arttırmaya yarar. Yoğunlaştırılmış; sıkıştırılmış ya da bozulmuş demek değildir. Bunlar daha çok etki için yeniden tasarlanmışlardır. Her karakterin içindeki boşluğun artması için x-yükseklikleri arttırılmıştır. Bu da yazıya açıklık sağlar.
Harf, Satır ve Paragraf Arası Boşlukları Deneyimli ve deneyimsiz ya da özenli veya özensiz tasarımcılar arasındaki en önemli fark, harf, satır ve paragraf arası boşluklarına verdikleri önemden belli olur. Harf arası boşlukları hem okunurluğu hem de açıklığı etkiler. Hem metinde, hem de başlıklarda harf arası boşluklarını ayarlayarak büyük farklılıklar yaratılabilir. Harf, satır ve paragfraf arası boşlukları hesaplarken iki kavramı unutmamak gerekir: İzleme ve ayarlama... İzleme, bütün dokümandaki harf arası boşluklarının aynı olması demektir. Ayarlama ise. belirli çift karakterler arasındaki boşlukları daha yüksek oranda ayarlamayı gerektirir.

Tipografi Dili


Yazıtipi : Serif yazı tipleri, sans serif yazıtiplerinden daha muhafazakar hava verir. Yazı Punto: Aynı metinde farklı yazı büyüklükleri kullanmak, standart kullanıma göre daha yenilikçi bir hava verir.
X-yüksekliği: Az x-yüksekliğinde dizilmiş metinler, çok x-yüksekliğinde dizilmiş olanlara göre daha muhafazakar bir hava verir.
Ayarlama: Sola bloklu yazının, blokludan daha az resmi görünüm verdiği kabul edilir.
Denge: Asimetrik dengelenmiş sayfaların, simetrik dengeli olanlara göre daha az resmi olduğu görülür.
Renk kullanımı : Kırmızı/yeşil renkler, mavi/mor renklerden daha genç bir hava verirler.
Dizgi Yaparken Okunurluğa Dikkat
1- Uzun metinlerde serfili yazılar daha rahat okunur. Serifliler, tipografinin yatay hareketini destekleyerek, harflerin ayırıcı özelliklerini daha çok vurgulamaktadır.
2- Yanyana getirilen harfler, sözcükler halinde algılanır. Küçük harflerle dizilen sözcüklerde değişken yapı okumayı kolaylaştırır. Sözcüklerin tamamı majiskül (büyük) harflerle dizildiğinde, eşit yüksekliklerdeki harfler durağan bir hat oluşturduğundan; okuma güçleşir, algılama süresini uzatır.
3- Harf arası boşlukları okunakhğı etkiler. Metnin tamamı içinde kullanılan boşluklarda tutarlılık ve süreklilik olmalıdır. Boşlukların belirlenmesinde ise, harf boyutu, satır uzunluğu ve satır arası boşlukları gözetilerek düzenli bir yapı oluşturulmalıdır. Bunlara dikkat edildiğinde; zor anlaşılan metinler bile en üst düzeyde okunaklılık kazanırlar.
4- Harf boyutu belirlenirken, baskı yüzeyi ile göz arasında 25-35 cm. mesafe olduğu unutulmamalıdır. Metin yazılarında normal okuma uzaklığından en iyi algılanabilen yazı büyüklükleri 9-12 punto arasındakilerdir.
5- Harf boyutu belirlenirken dikkat edilmesi gereken bir nokta da metni okuyacak kitlenin niteliğidir. Okumayı yeni öğrenen çocuklar ile gözleri iyi görmeyen yaşlılar için büyük puntolar tercih edilmelidir. Çok kısa ve uzun satırlar okuyucuyu yorar. Kısa satırlar gözü dikey yönde harekete zorlar. Uzun satırlar ise bir alt satırın bulunmasını güçleştirir. Metin yazıları için 9-12 puntoluk bir boyut belirlendiğinde, her satıra düşecek sözcük sayısı 10-12'yi geçmemelidir. Diğer bir deyişle her satırda 60-70 tipografık karakter kullanılmalıdır. (Uzun soluklu metinler için)
6- Satır arası boşlukların az ya da çok olması okunurluğu olumsuz etkiler. Bu nedenle 9-12 puntoluk metinlerde, punto büyüklüğüne iki-beş punto ekleyerek uygun satır arası boşluk saptanabilir. Yani 10 puntoluk bir metinde satır arası boşlukları 12 ile 15 punto arasında olmalıdır.
7- Yazının et kalınlığı okunaklığı etkiler. Çok ince yazılar zeminde kaybolurken, çok kalın yazılar algı güçlüğü yaratır. Yazı karakterinin genişliği de okunurluğu etkiler. Daraltılmış karakterler, normal genişliktekilerden daha zor okunur.
8- Renk, okunurluğu etkileyen önemli faktörlerden biridir. Okuyucu beyaz zeminde siyah yazı okumaya alışlarıdır. Ancak güçlü kontrast renkler seçildiğinde okunurluk bozulmaz. Yine de okumayı yeni öğrenen ilköğretim çocuklarının ders kitaplarında beyaz zemin tercih edilmelidir.
9- Paragraflar birbirinden rahatlıkla ayırt edilmelidir. Bunun iki temel yolu vardır: Birincisi paragrafı oluşturan cümle, sol bloğun biraz içinden dizilir. (Metnin uzunluğuna göre içerlek değişebilir.) İkinci yol, Paragraflar arası boşluk arttırılır.
10- Sola bloklu ve bloklu metinlerin ortalı metinlerden daha rahat okunduğu belirlenmiştir. Metnin okununurluğu konusunda yukarıda değinilen temel ilkelerin çoğu; bilgisayar, televizyon, fllm vb. iletişim sanatları için de geçerlidir. Tasarımda tekdüzelikten kurtulmak adına, okunurluk ihmal edilmemelidir

Grafik Tasarımda Tipografi


Tipografi; harf, sözcük ve satırlarla ve boşluklama için gereksinen diğer öğelerle belirlenmiş bir sayfa üzerinde yapılan görsel ve işlevsel düzenlemelerdir. Tİpografik karakterler genellikle, optik olarak hayali bir yatay çizgi üzerine dizilirler. Küçük harflerin gövde yüksekliklerini belirleyen yatay çizgi ile satır çizgisi arasındaki uzaklık "X yüksekliği" olarak adlandırılır. Gutenberg'in "Haraketli hurufat" sisteminden bugüne tipografık verilerin üretiminde ve kullanımında önemli teknolojik gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bugün ise tamamen bilgisayar ortamına uygun bir tipografi oluşumundan söz edebiliriz.
Teknolojiler değişebilir, gelişebilir. Ancak üretim ortamları ne kadar değişirse değişsin, harfin yaratıcı ve doğru kullanım ilkelerini gözeterek oluşturulmuş iyi tipografi değişmez. Bu bölümde kısaca tipografik unsurlara ve bunların etkili kullanımına yönelik temel ilkelere değinilecektir. Harf, tipografik düzenlemenin en temel öğesidir ve alfabenin her bir harfini belirtir, bir alfabe içerisindeki öznel harflerin, sayıların ve noktalama işaretlerinin her biri ise karakter olarak adlandırılır. Büyük harfler majiskül veya kapital, küçük harfler miniskül olarak bilinir.
Yazı karakteri takımı (font, yazı tipi), bir harf biçiminin bütün alfabesidir. Diğer bir deyişle, aynı dizide, aynı ölçüde ve hizadan sayılan, noktalama işaretlerini de içeren, bütün parçalarıyla öznel harflerin uygun bir toplamasıdır. Yazı fontlarının karakter çeşitleri, sayıları font tasarımına ve üretim ihtiyaçlarına göre değişebilir. Benimsenmiş fontlar genellikle bir bütün alfabenin büyük ve küçük harf karakterlerine, l'den 0'a kadar sayılara ve bütün noktalama işaretlerine mutlaka sahiptir. Bunun yanısıra bazıları yabancı aksan işaretlerine, çizgilere vb. sahip olabilir.
Afiş Tasarımı Bilgilendirme, bilinçlendirme, duyurma, satış artırma vb. amaçlarla hazırlanıp, daha çok kitlesel iletişim aracı olarak değerlendirilen afişler, sanatsal kaygıların en yoğun olduğu grafik ürünlerdir. Afişler, izleyici ile buluştukları çevrelere bağlı olarak iç mekan ve dış mekan afişleri olmak üzere iki grupta ele alınabilirler. Dış mekan afişleri; büyük boyutları ile duvar yüzeylerinde, ilan panolarında hedef kitle ile karşılaşırlar. İnsanlar, dış mekan afişlerini ile yürürken ya da arabayla hareket halindeyken görürler. Bu nedenle izlenme süreleri çok kısadır. İç mekan afişleri; salonlara, lobilere ve koridorlara asılır. Bu nedenle de daha uzun süre izlenme şansına sahiptirler. Afiş tasarımcısının süreyi dikkate alması gerekir. İçeriklerine göre reklam afişleri üç gruba ayrılabilir: Reklam afişleri; bir ürün ya da hizmeti tanıtmak amacıyla hazırlanırlar. Moda, endüstri, turizm, gıda; kurumsal reklamcılık sektörlerinde yaygın olarak kullanılırlar. Kültürel afişler; festival, seminer, sempozyum, tiyatro, sinema, sergi, balo, spor gibi kültürel etkinlikleri tanıtıp duyururlar. Sosyal içerikli afişler; sağlık, trafik, ulaşım, çevre vb konularda eğitmek ve uyarmak amacıyla hazırlanan afişlerdir. Bunlardan başka, bir düşünceyi ya da siyasi oluşumu tanıtan afişler de bu grupta ele alınırlar.
Afiş tasarımında en önemli özellik, fark ediciliktir. Temel kriterlere uygun olsa da pekçok afiş biz çarpmaz yani onları farketmeyiz. Tasarladığı afişin çok sayıda rakibi arasında farkedilmesini sağlamak, tasarımcının birincil görevidir. Farkedilirliği sağlamada, afişte yer alacak imgelerin düzenlenmesi sırasında yararlanılabilecek bazı öneriler aşağıda sıralanmıştır. - Afiş üzerindeki imge sayısını azaltın. Başlık (slogan) içeren bir tipografık unsur, fotoğraf veya illüstrasyon İçeren bir görsel unsur ve zemin yani fon afiş üzerinde üç farklı imge olarak algılanır. - Afişte yer alacak sözel unsurları azaltın. Sloganlar en çok 5-6 sözcükten oluşsun. Tabii ki ideali 3-4 sözcük. 10 kelimenin üzerindeki sözel mesajlarda okunurluk azalır. - Gerekmedikçe, süslü ve dekoratif karakterler yerine, okunaklı yazı karakterlerini tercih edin. Bold karakterlerin uzaktan daha iyi algılandığını unutmayın. - Varsa fotoğraf veya illüstrasyonu afiş üzerinde olabildiğince büyük kullanın. İmgeler ile sözel unsurlar arasındaki dengeyi gözetin. - Renk tercihlerinde parlak ve canlı renkleri düşünün; bunlar arasında güçlü kontrastlar oluşturmaya çalışın.
Afişte Olması gerekenler;
- Afiş dikkat çekmelidir.
- İzleyiciyi bilgilendirmeli ve / veya istek uyandırmalıdır.
- Harekete geçirici ve eyleme itici olmalıdır.
- Hedef kitleye göre düzenlenmeli, anlaşılır bir dil bütünlüğüne sahip olmalıdır.
Afişte Olması gerekmeyenler;
- Afiş, izleyicinin dünya görüşünü değiştirmek zorunda değildir.
- Güzel ya da dekoratif olmak zorunda değildir.
- Afişi tasarlayanın bakış açısını değiştirmek zorunda değildir.
- Mesaj iletme işlevinin dışında, sanatsal bir değere sahip olmak zorunda değildir.
Glaser, afiş tasarımı konusundaki düşüncelerini bu şekilde açıklamakla birlikte, şu satarları ekliyor: "Yukarıdaki iki liste düşüncelerimi yansıtıyor. İlki ile ilgili hiç bir sorunum olmadı, ancak ikincisi, beni epeyce sıkıntıya soktu. Afişte olması gerekmeyen unsurlar, uygulama sırasında gerekli unsurlar haline dönüştü, tasarladığım her afişte, mesaj ileten unsurların yanısıra, süsleyici unsurlara da yer veririm. Bunlar; benim kişisel bakış açımı yansıtır ve afişe asıl amacının dışında bir sanatsal değer kazandırırlar..."

Reklam Tasarımı

Reklam, bir ürün ya da hizmetin iç ve dış mekanlarda bulunan panolar, duvarlar ve taşıt araçları ile gazete, dergi, radyo, televizyon, Internet gibi basın yayın araçları yoluyla para karşılığında kamuoyuna tanıtılmasını içeren etkinliklerin tümüne verilen addır. Bir reklam, reklam verecek kişi ya da kuruluşun kendi bünyesinde, yayınlanacağı iletişim aracı tarafından ya da bir reklam ajansınca hazırlanabilir. Hazırlanan her reklam için bazı temel amaçlardan söz edilebirilir. Bunlar; dikkat çekme, ilgi ve istek uyandırma, motivasyon sağlama ve ikna etme, bilgilendime... Hazırlanan reklamların hedef kitleye ulaştırılmasında gazete, dergi, radyo-tv, afiş, bilboard, postalama (broşür, el ilanı vb.), bilgisayar gibi iletişim araçlarının yanısıra, ürünlerin ambalajlarından, toplu taşım araçları başta olmak üzere taşıtların ve t-shirt gibi giysilerden de yararlanılmaktadır. Reklam tasarımı genellikle bir takım (ekip) işidir. Kurumlaşmış reklam ajanslarının çekirdek takımı genellikle ajans yöneticisi, yaratıcı yönetmen, müşteri temsilcisi, pazar araştırmacısı, grafik tasarımcı, illüstratör, fotoğrafçı, dizgici, medya sorumlusu, trafik sorumlusu, metin yazarı, endüstri tasarımcısı ve personel sorumlusundan oluşur. Ajansların üretim kapasitesine bağlı olarak bu takım büyüyebilir veya küçülebilir. Küçüldüğü durumlarda ihtiyaç duyulan hizmetler dışarıdan satın alınır. Örneğin istihdam edilemiyorsa fotoğraf çekimleri için profesyonel bir reklam/tanıtım fotoğrafçısından, metin yazımı için serbest çalışan bir metin yazarından ya da illüstrasyon çalışmaları için bu işi yapan bir kişi ya da kuruluştan hizmet sağlanabilir. Reklam ajansının yaratıcılık gerektiren birimlerinde görev alacak kişilerin, görevleri ne olursa olsun ekonomi, baskı teknikleri, edebiyat, tiyatro, sinema, fotoğraf ve diğer görsel sanatlar ile din, eğitim ve psikoloji alanlarında kendilerini geliştirmeleri gerekir.

Reklam Metinleri

Reklamlar için metin yazmak ayrı bir uzmanlık alanıdır ve edebiyat alanında çok başarılı da olsalar, herkes İyi reklam metni yazamaz. Amerika'da bulunan Yale Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya_göre; reklamcılıkta sattıran yaygın sözcükler şunlardır; "Siz, yeni, sağlık, sevgi, koruma, kolay, kanıtlanmış, sonuç, para, güvenlik, buluş, garanti, özgürlük.." Sözcükler çok sıradan olmasına rağmen, reklam metinlerinde kullanıldıklarında hedef kitleyi etkilemeyi başarabiliyorlar.
Sloganlar
Sloganlar, genellikle tek satırdan oluşan, amblem ya da logo ile birlikte kullanılan kısa metinlerdir. Kampanyayı oluşturan parçalar arasında bütünleyici unsur görevi görürler. Sloganlar, kampanyayı oluşturan her parça içinde, genellikle değişmeden aynı boyut ve konumda kullanılırlar.

GRAFİK TASARIMCILARINA SÖYLENEN YALANLAR...

1- Bunu bizim için ucuza yada ücretsiz yap, bir dahakinde telafi edelim! Saygın hiç bir iş sahibi, daha sonra ödenmek üzere yada ücretsiz olarak emeğini ve zamanını vermez. Bir tesisat ustasına "Bu seferlik lavaboyu bedava ver ve yerine monte et, bir dahaki lavabo ihtiyacımızda telafi ederiz!" dediğinizi hayal edebiliyoırmusunuz ? Bu tip müşteriler muhtemel bir sonraki işte zaten sizi aramayacaklardır.

stacks_image_6DF9B81A-24EF-4E21-B054-BFC0D3BBDBFD

2- Son halini görmeden asla ücret ödemeyiz! Bu müşterilerin sizden avans istemenizi engellemek için kurduğu bir tuzaktır. Heme her tür işte önce avans verilir ve ondan sonra işler devam eder. Müşterinizle devamlılık arzeden bir ilişkiniz olması durumunda farklı davranabilirsiniz, ancak yeni bir müşteri hiç bir zaman çalışmalarınızı ücretinizin bir kısmını ödemeden görmemeli.
3- Bu işi bizim için yap, senin için iyi referans olur, işlerin açılır! En büyük yalanlardan biri. Aynı şeyi lavabocuya söylediğinizde, size vereceği yanıt, "İşimi kusursuz yapsam bile farkedilmek için bunu size bedavayamı yapmam gerek?" olacaktır. Ayrıca işi bu şekilde yaptıran işveren etrafındakilere projeyi ne kadar ucuza çıkardığını böbürlenerek anlatacaktır. Çevresinden sizi yeni bir iş için arayan olsa bile muhtemelen size diğer işten aldığınız ücreti önereceklerdir.
4- Demo çalışmalara bakarken “Seninle çalışıp çalışmamaya henüz karar vermedik. Ama malzemeleri burada bırak ben ortağımla,yatırımcımla,karımla,patronumla görüşeyim.” Bunu söyleyen kişi emin olabilirsinizki çalışmalarınızı teslim ettik sonra 15 dakika içinde diğer tasarımcıları arayarak fiyat bilgisi isteyecektir. Geri aradığınızda size ona verdiğiniz fiyatın çok yüksek olduğunu ve x bir tasarım firmasının daha uygun fiyat vererek işi aldığını söyleyecektir. Elbette onlar ucuz olacak, çünkü siz zaten saatlerce çalışarak ön çalışma ve danışmanlık hizmetini ücretsiz olarak verdiniz. Sözleşme yapana kadar hiç bir yaratıcı çalışmayı müşterinin ofisinde bırakmayın !
5- Proje iptal olmadı, sadece ertelendi. Hesabımız açık kalsın 1-2 ay sonra devam ederiz! Muhtemelen etmeyecektir. İşte duraksama varsa muhtemelen o proje cansızdır. O ana kadar yaptığınız kısmın ücretini almamanız ise büyük hata olacaktır. 2 ay sonra geri aradığınızda o proje ile ilgili olarak başka biri atanmış olabilir, ve bilin bakalım ?! Bu yeni sorumlu kişi sizin adınızı bile duymamış olabilir!
6- Sözleşme mi ? Ne sözleşmesi, biz arkadaş değilmiyiz ? Birşeyler yanlış gidene dek elbette arkadaşız. Akabinde senin takım elbiseli aşağılık benimde gerzek tasarımcı olmamam için sözleşme şart. Ancak yaptığınız işler için para ödenmemesini bekliyorsanız o sizin bileceğiniz iş. Saygın her iş sahibi mutlaka sözleşme yapar. Sizde yapmalısınız.
7- Faturayı iş üretildikten sonra kesip gönder! Daha çok basılı grafik işlerinde, eğer uygulama yada basımını sizin yapmadığınız bir iş için, neden başkasının iş bitiş tarihini bekleyesenizki. Siz zaten tasarımınızı teslim ettiniz ve kabul edildi. O zaman faturanızı kesebilirsiniz. Bu sizi başka türlü bir bekletme taktiği olabilir. Müşteriniz işin tasarım sonrası aşamalarında ortaya çıklacak sorunları çözebilmek için sizi bekletiyor olabilir.
8- Senden önceki şu kadara yapmıştı… Tamamen alakasız bir söylem. Eğer daha önceki çok iyi bir iş çıkarmış olsa şu an sizinle değil onunla konuşuyor olmaları gerekirdi. Bir öncekinin ne kadar ücret aldığı yada talep ettiği sizi hiç ilgilendirmemeli. Piyasanın altında ücret talep edenler yakında bu piyasadan ayrılacak demektir ya iflas edeceklerdir yada sektör değiştireceklerdir.
9- Bizim bütçemiz bu kadar diyen firmalar İnanılmaz değilmi ? Adam araba almak istiyor hiç araştırmadan alacağı araba için ne harcayacağını biliyor. Her proje belli ölçekte bir ücrete karşılıktır. Daha az paraları varsa sizde karşılığında daha az çalışarak işi çıkarabilirsiniz. Ama bunu onların anladığından emin olun. İşi basitleştirerek sunacağınız bütçeyi kısın.
10- Finansal sorunlar yaşıyoruz, işi teslim et, biz biraz kazandıktan sonra ödemeni yapalım! Tabii ki, ancak ödeme yapılacaklar listesinde en alt sıralarda olduğunuzu bilin. Bir firma kötü gittiğini açıklayabiliyorsa emin olun göründüğünden çok daha kötü durumdadırlar. Ayrıca bir banka olmadığınızı unutmayın geciken ödemeler ile ilgili olarak size ek ödeme yapılmasını isteyin. İster tasarım ajansı sahibi olun ister freelance çaışın bu 10 maddelik listedekilere bir gün muhtemelen rastlayacaksınız. Yada bir çoğuna rastladınız bile.
Okuduğunuz yazının kaynağı yabancı, buda şu anlama geliyor Türkiye’de bu işi yapıyorsanız bu maddeler haricinde daha sert ve farklı zorluklar ile karşılaşmanızda olası. Zaman zaman sizlerden, tasarım işine girmek ve bunu meslek edinmek isteyenler için tavsiyeler yada mesleğe yeni başlamış kişilerin iş hayatlarında yaşadıkları zorluklar ile ilgili e-postalar gelmekte bu makale işe yeni başlayanlar için önemli bir kilometre taşı olacaktır. Özellikle serbest çalışanlar için.

RENKLİ BİR KİTABIN MATBAADAKİ ÖYKÜSÜ


Adını renkli bir kitap koyduk, ancak bu bir dergi, broşür, katalog, kurumsal kimlik çalışması, ambalaj, pul, afiş ya da aklınıza gelecek herhangi bir basılacak materyal olabilirdi. Kitabımız, matbaamıza çeşitli kanallardan gelmiş olabilir. Bu kanallardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Yazarın kendisi, bir yayınevi, bir ajans, yazarı ya da konuyu destekleyen bir sponsor kişi ya da kuruluş, bir ticari işletme, bir kamu kuruluşu.... Müşterimiz bir yayınevi ya da ajans ise kitabımız muhtemelen baskıya hazır halde matbaamıza getirilecektir. Ancak, kitabın tasarımı ve üretimi basımevimiz bünyesinde yapılacaksa, geleneksel ofset baskı sistemiyle çalışan bir matbaada, kitabımızın aşağıdaki süreçlerden geçmesi gerekecektir.

stacks_image_C9BD819F-89F0-4E2C-9F85-05609FD8264F

Taslak çalışması: Kitabınebadı, kullanılacak kâğıt cinsi, renk sayısı vb. özellikler kararlaştırıldıktan sonra, kitaba girecek yazılı ve görsel unsurların sırasını, yerini belirten ve tipo grafik öğelerin kullanımına ilişkin (yazı puntosu, karakteri, sütun genişliği vb.) fikir verecek bir ön çalışma yapılması zorunludur. Bu ön çalışmalar kaba taslak diyebileceğimiz fikir taslaklarından, bilgisayar çıktıları üzerinde görülebilecek ayrıntılı taslaklara kadar bir dizi hazırlık aşamasını içerebilir. Taslak hazırlama süreci, tasarımın en önemli bölümlerinden birisidir.
Dizgi, grafik, tashih: Taslak mizanpajı hazırlanmış kitabımız için bilgisayar ortamında oluşturulacak bir şablon sayfa üzerinde yazıların, dilbilgisi kurallarına uygun bir şekilde ve hedef kitlenin özelliklerine, kitabın türüne uygun tipografi kullanımıyla yeniden yazılması işlemine dizgi diyoruz. Dizgi aşamasının ardından gelen ve düz metinler, başlıklar, spotlar vb. yazılı unsurların yanı sıra görsel unsurların (fotoğraf, resim, illüstrasyon, renk vb.) belli ilkeler gözetilerek düzenlenmesi işini ise grafik tasarım olarak adlandırıyoruz. Tasarım işi bitmiş sayfaların kâğıt üzerine alınmış çıkışlarında yapılan ve dizgi hatalarını, görsel düzenlemeye ilişkin yanlışlıkları düzeltme aşaması ise tashih adıyla anılıyor. Tashih aşamasında işin kâğıt çıktıları genellikle müşteri temsilcisi ya da müşteri tarafından ( yayınevlerinde düzeltmen) kontrol edilir, hatalar kalem ile belirtilir ve hatalı bölümler bilgisayar ortamında yeniden düzeltilir.
Film: Dizgisi, tasarımı tamamlanmış ve kontrol edilerek düzeltilmiş olan kitabımız artık baskıya hazırdır. Baskı için ise baskı makinesine bağlanıp zarar görmeden çalışacak bir baskı kalıbının hazırlanması gereklidir. Baskı kalıbının hazırlanması için öncelikle sayfaların filmlerinin (şeffaf) görüntülerinin elde edilmesi gerekir. Fotoğraf baskısı gerektirmeyen yani tamamı yazılardan oluşan kitaplar için çoğu kez aydınger adı verilen şeffaf kâğıtlara lazer yazıcıdan ters çıkış almak yeterli olmaktadır. Kitabımız renkli olduğuna göre, CMYK kısaltması ile dilimize yerleşmiş olan Cyan mavisi, Magenta kırmızısı, Yellow (sarı) ve Kontrast olarak ifade edilen siyah renklerin filmlerinin elde edilmesi gerekecektir. Matbaacılıkta renkli bir fotoğrafın baskı yoluyla çoğaltılabilmesi için öncelikle o fotoğraf üzerindeki CMYK renklerinin ayrılması yani bu renkleri içeren dört ayrı filmin elde edilmesi, bu filmlerden dört montaj yapılması, dört kalıp çekilmesi ve her bir kalıbın ilgili renk ile kâğıt üzerine basılması söz konusudur. Filmlerde oranlarına göre ayrılmış olan renkler, baskı yoluyla teker teker kâğıt üzerine basılmakta, örneğin; önce mavi renk basılmakta, ikinci olarak sarı renk mavi baskının üzerine basıldığında mavi, sarı ve yeşil tonlar elde edilmektedir. Bunlar üzerine Magenta mürekkep basılınca morlar, lacivertler ve diğer ara tonlar oluşmakta, kontrast ile de fotoğraftaki derinlik ve netlik hissi arttırılmaktadır. Bu şekilde elde edilen baskıya trigromi baskı da denir.
Montaj: Kitabımız ofset matbaalarında sayfa sayfa değil, standart ebatlardaki tabaka kâğıtlara basılır. Burada öyle bir düzenleme yapılır ki, tabaka halindeki bu kâğıt uygun şekilde katlandığında birbirini takip eden sayfa numaraları ortaya çıkar. Burada en sık kullandığınız ölçü birimi formadır. 1 forma 16 sayfadan oluşur ve çok sayfalı (kitap, dergi gibi) işlerde planlama ve maliyet hesabı daima formalar üzerinden yapılır. İşte montaj işlemi, astrolog adı verilen ve saydam bir tabaka üzerine, basılacak işin filmlerinin forma düzeni esas alınarak yapıştırılmasından ibarettir. Basılacak iş iki renkli ise iki ayrı montaj, Trigromi ise 4 montaj yapmak gerecektir. Trigromi +özel gibi bir ifade dört renk haricinde, yaldız gibi özel bir beşinci rengin basılacağını anlatmak için kullanılır.
Ozalit prova: Montajı tamamlanan iş, ozalit kâğıdı üzerine pozlandırılıp, amonyak buharında bırakılarak baskı öncesi son kontrol için hazırlanır. Bu şekilde montaj üzerindeki iş ozalit kâğıdına aktarılır, ozalit kâğıdı forma düzenine göre katlanır. Burada amaç, kalıp çekimi öncesinde işin son kez kontrol edilmesi, sayfa numaralarının birbirini takip edip etmediğinin belirlenmesi ve hata riskinin azaltılmasıdır. Ozalit prova üzerine müşteri tarafından "basılabilir" onayı alındıktan sonra kalıp hazırlama işlemi başlar.
Kalıp: Montajlar, son olarak yüzeyi ışığa duyarlı hale getirilmiş m e t a l plakalar üzerine pozlandırılır. Ülkemizde yaygın olarak kullanılan ofset baskı plakaları ozosol ve tif olarak adlandırılır. Montajdaki görüntüler ışık yardımıyla m e t a l baskı plakalarına aktarıldıktan sonra bazı kimyasal işlemlerden geçirilerek, baskı kalıbı baskıya hazır hale getirilir.
Baskı Provası: Bir işin, basıldığı zaman nasıl görüneceğini kestirme yöntemidir. Prova, son çoğaltmada kullanılacak olan gerçek kâğıt, mürekkep setleri ve görüntüler ile çalışan baskıdan alınan bir örnektir. Günümüzde dijital prova sistemleriyle baskı öncesi renkli prova alınabilmektedir.
Baskı: Renk provası alınıp, renklerin uygunluğuna karar verildikten sonra kitabımızın seri baskısına geçilir. Baskı makinesinin özelliklerine bağlı olarak (tek renkli, iki renkli, dört renkli, altı renkli, ön arka baskılı gibi) baskının süresi ve kalitesi değişebilir. Baskı koruma: Kitap, dergi kapakları, broşürler, ambalajlar, dosyalar gibi dış etkilere açık basılı materyallerin yüzeyine uygulanan; öncelikli amacı basılı yüzeyi yağ, nem, güneş ışığı gibi unsurlardan korumak, ikincil amacı ise baskı yüzeyine parlaklık ya da matlık etkisi vererek baskıya estetik özellik kazandırmak olan işlemlere baskı yüzey koruma işlemleri denir. En sık kullanılan baskı koruma şekilleri; vernik, lak ve selofan uygulamalarıdır. Cilt: Kitap kapağımız ve formalarımız basıldıktan sonra kitap şekline dönüşmek için bazı işlemlerden geçer. Kapak, koniklenir. Yani sırta gelecek kısımlara iz açılarak, kitap sırt bölgesi netleştirilir. Tabaka halindeki iç sayfalar, kırım makinelerinde katlanır. Kırımı yapılmış formalar sırayla bir araya getirilir ve bu işleme "harman çekmek" denir. Harmanı yapılmış kitap formaları iplik dikiş, spiral ya da amerikan cilt denilen sistemlerle birbirine ve kapağa tutturulur. Kapak takma işlemleri tamamlandıktan sonra ağız kısımları tıraşlanır. Kitap pakete hazırdır.
Sayım ve şirink: Müşteriye teslim edilecek kitaplar istenilen sayılarda paketlenecektir. Bu iş ya el ile paketleme şeklinde ya da shirink (şirink) adı verilen paket makinelerinde yapılır. Shirink makineleri istenen sayıda kitabın dışına plastik folyo sarıp, folyo kenarlarını ısı ile yapıştırır ve basılı ürünlerin dağılması, ıslanması önlenmiş olur.

Teslimat: Pakete girmiş kitaplarımız için tesellüm fişi (sevk irsaliyesi) kesilir ve kitaplarımız nakil aracına yüklenerek müşterisine doğru yola çıkar.

Masaüstü Yayıncılık


Masaüstü yayıncılık, kitap, dergi gibi yayınları, masa başında, bilgisayar destekli olarak, baskı ya da yayına hazırlama işidir.


Bu terim, İngilizce DTP (Desktop-Publishing) teriminin Türkçe karşılığı olarak kullanılır. Anlam olarak, "masa başında yayıncılık" anlamına gelmesine rağmen, dilimize, kelime çevirisi yapılarak girmiş ve masaüstü yayıncılık olarak çevrilmiştir.
İlk kez, 1985 yılında, Apple, Adobe, Aldus, Linotype ve Quark (1987) adlı firmalar tarafından kullanılan bu terim, matbaacılık sektörüne getirdiği yeniliklerle, Gutenberg tarafından bulunan ve 500 yıllık geçmişe sahip olan matbaacılığı kökten ve devrim niteliğinde değiştirmiştir.
Buna göre, Adobe tarafından geliştirilen ilk Postscript sayfa tanımlama dili, Aldus tarafından geliştirilen ilk sayfa düzenleme programı (Aldus Page Maker) ve Apple tafından geliştirilen grafik tabanlı işletim sistemi ile desteklenmiş ve Postscrip belgeleri basabilen, Postscript yazıcı (LaserWriter) ve Linotype tarafından geliştilen Postscript yazı karakterleri ile, Postscript film çıkış aygıtının piyasaya sürülmesi ile birlikte, daha önce, ancak bir ekip tarafından yapılabilen işler, özellikle 1992 den sonra, masa başında ve bir ya da birkaç kişi ile yapılabilir bir hale gelmiştir.
Günümüzde, gerek baskı ile ilgili ön hazırlık çalışmaları, gerekse fotoğrafçılık tekniklerinin tamamı masa başında (masa üstü yayıncılık) yolu ile yapılmaktadır.
İkisi de, bilgisayar destekli olarak ve elektronik ortamda yapılmasına rağmen, masaüstü yayıncılık ile Elektronik yayıncılığın birbirine karıştırılmaması gerekir.

stacks_image_98DC1666-DB4E-42AF-97C4-A1D178FA5110

Masaüstü yayıncılık (Desktop Publishing); birçok araç gereç, alan ve mekan gerektiren yayıncılık aşamalarının bir masanın üzerine sığabilecek düzeye indirgenmiş elektronik şeklidir. Resimlerin kadrajlarını agrandizörler yerine, tarayıcılar; çizimleriniz, yazı karakterleriniz (fotodizgi, letrasetler), sayfa mizanpajı (pikaj-montaj) yerine, tüm yayıncılık programları ve binlerce yazı karakteri hizmetinizde. Artık, yayıncılıkta konuşulanlar; en problemsiz en kolay grafik tasarım programları, renk yönetim sistemleri, işletim sistemleri birleşimi, platformlar arası sorunsuz yazı karakterleri, dergi, gazete ilanları, direkt kalıp çıkış için istenen yüksek çözünürlüklü pdf dosyalarının sorunsuz oluşturulması, elektronik ortamdan web yayıncılığına dosya aktarımları, kişiye özel dijital baskı, ve bilgisayardan kalıba’nın (CtP’nin) kaliteye etkisi... Sonuç olarak masaüstü yayıncılık yapılabilmesi için, hızla gelişen yazılımlar temeli oluşturuyor. Bilgisayarların modelleri, kapasiteleri sistemleri ve hızları, sizin yapmak istediklerinize ve teknolojiye göre hızla değişiyor.

stacks_image_92F25FB5-75EF-4B8B-90A5-F28542C36BC9

Masaüstü Yayıncılık Terimleri

MÜY Donanımı (Çevre Birimleri)
Bilgisayar:
Verilerin üstünde işlem yaparak bunları okunabilir ve görüntülenebilir hale getiren teknolojik makineler. Bilgisayardan Baskıya Sistemleri: Bu sistemde bilgisayarda hazırlanan bir iş, direk olarak kalıba potlanır ve arkasından baskıyı gerçekleştiren bir sistemdir. Bunun kolaylığı montaj ve kalıp hane probleminin kaldırmaktır.
CCD: (Charged Coupler Device - Yüklü Kuplaj Aygıtı) CCD, tarayıcılar ve dijital kameralar gibi cihazlarda ışığı ölçmek için kullanılan elektronik bir aygıttır.
Dijital Fotoğraf Makinesi (giriş ünitesi) : Resimleri kendi bünyesinde direk sayısallaştırabilen ve bu görüntüleri bilgisayar ortamına aktarabilen fotoğraf makinesi çeşidi. Bu sistemde fotoğraf filmi ve film banyo işlemleri yoktur. Görüntüler doğrudan fotoğraf makinesinin hard diskine ya da hafıza kartına yazımlanır. Buralardaki görüntüler kişisel bilgisayarlarda yeniden düzenlenip baskıya hazırlanabilir.
Harici kayıt birimi (SCSI, CD-w - çıkış ve giriş ünitesi): Sabit disk gibi bilgileri hafızasında tutabilen fakat sabit olmayıp taşınabilen ve başka bir bilgisayara bağlanabilerek bilgi aktarmada yardımcı olan araçlardır. SCSI (skazi) taşınabilen bir harddisk formunda iken, CD-Writer, bilgileri compact diske (CD) yazarak, kopyalanmasını ve taşınabilerek diğer bilgisayar ortamlarına aktarılmasını sağlar.
Klavye (girdi ünitesi):Bilgisayarda, daktilo gibi yazı yazıp, resimler üzerinde ve veriler üzerinde değişiklik yapmanıza olanak tanıyan bir donanım parçası…
Modem (çıkış ve giriş ünitesi) : Bilgisayarın Internet gibi iletişim ağlarına bağlanarak diğer kişisel bilgisayarlara veri göndermesini veya onlardan veri almasını sağlayan; bilgisayarın sayısal sinyallerini telefon sinyaline, telefon sinyallerini de sayısal sinyallere çeviren aygıt.
Monitör (çıktı ünitesi): Bilgisayardaki verileri görüntülemeye yarayan araç.
Mouse (fare - girdi ünitesi): Bilgisayar yazılımlarında seçme, kopyalama, kesme, çizme vb. gibi işlemleri yapan, bilgisayarın ünitesi. Kalem Mouse; bir nevi tarayıcı gibi işlem yapan, daha önceden çizilmiş nesnenin üstünden geçerek çizime yardımcı olan ya da elle serbest çizim yaparak görüntü oluşturmaya yarayan cihaz.
Printer (yazıcı - çıktı ünitesi) : Bilgisayar ortamında üretilen yazılı ve görsel materyallerin kâğıt üzerine aktarılmasını sağlayan dijital aygıt. Masaüstü yayıncılık donanımının en temel üyelerinden birisi… Renkli ve siyah beyaz, nokta esaslı, mürekkep püskürtmeli ve lazer sistemiyle çalışan çeşitleri vardır.
Scanner (girdi ünitesi- tarayıcı) : Yazı, saydam veya Opak fotoğraf, resim, illüstrasyon gibi görüntüleri, 0 ve 1 kodları ile sayısallaştırarak bilgisayar ortamına aktaran parça. El tarayıcıları, masaüstü tarayıcılar, flatbed tarayıcılar ve tamburlu tarayıcılar gibi çeşitleri vardır. Tamburlu tarayıcılar ve flatbed tarayıcılar, reprodüksiyon atölyelerinde daha detaylı ve kaliteli tarama yapan cihazlardır. Diğerleri ise amatör tarama işlemlerinde kullanılırlar. Masaüstü Yayıncılık: Kitap, dergi, gazete, broşür gibi yayınları kişisel bilgisayarlarda özel yazılımlar kullanarak hazırlama yöntemi
MÜY Yazılımları
a) Nokta esaslı (bitmapped) :
Yumuşak ve resimsel efektler için idealdirler. Bu programda oluşturulan görüntüler pixel noktacıklarından oluşur. Nokta esaslı tasarım programları şöyle sıralanabilir: Adobe Photoshop, Fractal Design Painter, Fractal Design Color Studio, Aldus SuperPaint.
b) Nesne esaslı (objectoriented) : Vektörel tabanlı programlar olarak da anılan bu yazılımlarda geometrik çizim, simge, logo ve diğer tipografik uygulamalar için gereken düzgün ve keskin kenarlı görüntüler üretilir. Bu programlar bütün imgeleri nokta yerine, çizgi ya da vektörler halinde depolar. Bu programlar arasında en yaygınları; Aldus Freehand, Typestyler, Fontographer...
c) Sayısal işlem: Sayısal hesaplamaları yapabildiğimiz, tablolar oluşturabildiğimiz yazılımlar. Bunlara Exell, Access gibi örnekleri verebiliriz.
d) Kelime işlem: Genellikle tez, rapor, resimsiz kitaplar gibi metin ağırlıklı sayfa düzenleme çalışmalarında kullanılan yazılımlardır. Örnek olarak Word, Write, Notepad…
e) Sayfa mizanpaj: Dergi ve gazete gibi materyallerin sayfalarının tasarımında kullanılan programlardır. Bunlara örnek QuarkXpress, Pagemaker, Corelldraw, Indesign
f) Sistem Yazılımları:Masaüstü yayıncılık ile ilgili işlemlerin gerçekleştirilmesinde kullanılacak yazılım ve donanımın etkin çalışmasını sağlayan yazılımlar. MACOS, WINDOWS gibi
g) Donanım Yazılımları: Bunlar bilgisayarın donanımlarının sistemde çalışabilmesi için, sisteme tanıtılması ve kendi bünyesinde donanımın özelliklerini kullanabilmek için tasarlanmış yazılımları içerir. Örneğin yazıcınızı bilgisayarınıza bağlamanız yetmez, yazıcı bilgisini içeren bir programı da sisteminize yüklemeniz gerekir.
Genel MÜY Kavramları
Adobe Systems:
Postscript dili, Adobe İllüstratör, Adobe Photoshop, Adobe acrobat gibi geniş bir yazı tipi yelpazesi ile profesyonel grafik sanatçıları ve iletişimcileri için tasarlanan diğer araçların yazılmasından sorumlu şirketin adı. Anti-aliasing: Pikselleri karıştırma yoluyla verilen yumuşatma etkisi
Baskı provası: Bir işin, basıldığı zaman nasıl görüneceğini kestirme yöntemi. Prova, son çoğaltmada kullanılacak olan gerçek kâğıt, mürekkep setleri ve görüntüleri ile çalışan baskıdan alınan bir örnektir. Digital prova sistemleri gelişmiş MÜY donanımının bir unsuru olarak ele alınabilir.
Bellek renkleri: Doğada kolayca bulunan renkler; ten rengi tonları, mavi (gökyüzü) ve yeşil (bitkiler) gibi. Bu renklere referans renkler de denir.
Bezier eğrileri: Dört kontrol noktası kullanarak matematiksel olarak tanımlanan eğri. Photoshop'taki pen araç bezier eğrileri yaratır.
Birleşik: Birleşik bir görüntü, içindeki tüm renk elemanlarını aynı anda gösterir. Adobe Photoshop'ta çalışırken kanalları ayrı ayrı gösterebileceğiniz gibi, hepsini birden de gösterebilirsiniz.
CEPS:(Color Electronic Publishing System - Renkli Elektronik Yayın Sistemi) Genellikle, Scitex, Linotype/Hell, Crosfield ve diğerlerinin sunduğu özel görüntü düzeltme veya rötuşlama sistemlerini anlatmak için kullanılır.
Cromalin™: Bir renk provası yaratmak için bir yöntem. Bu yöntem, sonradan lakelenerek yüksek kaliteli renk provası yaratan CMYK katmanlı hafif renk farkları kullanır.
Clip Art: Tasarımcıların kesip çıkartmaları ve tasarımlarına yapıştırmaları için kâğıda basılmış resimlemeler. Masa-üstü yayıncılıkta, clip art bir disketten kopyalanabilen ve diğerine yapıştırılabilen, kaydedilebilen elektronik resimlerdir.
Çözünürlük: Bir görüntünün piksellerle ölçülen eni ve boyudur. Buna bağlı olarak yüksek çözünürlüklü görüntü denildiğinde çözünürlüğü, çoğaltılacağı çizgili ekranın en az iki katı olan görüntü anlaşılır.. Örneğin 150 çizgilik bir ekrana basılan 300-dpi görüntü yüksek çözünürlüklüdür. Çözünürlüğü belirlemede kullanılan ölçütler dpi, lpi ve pikseldir.
DCS: (Desktop Color Seperation) Masaüstü renk ayrımı
Descreening: Operatörün, var olan yarım ton noktalarını yok ettiği bir işlem.Basılı malzemeden bir nesne taradığınızda descreening oluşur.
Dinamik Aralık: Belli bir görüntüde bulunan en düşük ve en yüksek yoğunlukları arasındaki fark… Bu terim aynı zamanda bir tarayıcının veya dijital kameranın duyarlılığını anlatmak için de kullanılır.
Dpi:Bir inç’teki tarama sayısıdır. Bir inç'teki tarama sayısı arttıkça görüntü daha detaylı taranır ve kalitesi de artar.
Filtre: Daha büyük bir uygulamanın içinde bulunan, görüntüleri değiştirmek için kullanılabilen küçük bir uygulama. Photoshop'ta, bir görüntünün görünüşünü keskinleştirmek, bozmak veya başka bir şekilde değiştirmek için birçok değişik filtre kullanabilirsiniz.
Fraktal:Matematikçilerin bilgisayarlarda, matematiksel formüllere dayanarak yarattığı desenlere verilen ad.
Frekans: Bir yarım tonda inch başına düşen nokta sayısı. Frekans ne kadar yüksek olursa, yarım ton noktası o kadar iyi (küçük) olur.
GATF:Pittsburgh’ta bulunan The Graphic Arts Technical Foundation (Grafik Sanatları Teknik Kurumu). GATF, kar amacı gütmeyen, grafik endüstrisi için test imkânları ve standartlar sunan bir organizasyondur.
GCR:(Gray Component Replacement - Gri Bileşen Değişimi) Türkuaz, mor ve sarı tarafından oluşturulan gri tonlarının aynı miktar siyahla değiştirildiği bir işlem.
Genel Renk Düzeltmesi: Seçilmiş bir bölge yerine tüm görüntüyü etkileyen bir renk ayarı.
Gölgeler: Bir görüntünün, ayrıntı taşıyan karanlık bölgeleri.
Grayscale: Gri rengi oluşturan türkuaz, mor ve sarı miktarları.
İkili Ton (Duoton) : Farklı mürekkep renklerinden iki yarım tonu, her biri belli bir ekran açısıyla olmak üzere üst üste koyarak yaratılan bir görüntü.
Jaggies:Genellikle yüksek kontrastlı eserlerde, yazıda veya illüstrasyonlarda bulunan sivri kenarlar.
Kopya Çıkartmak: Tek veya birçok pikselin çoğaltılması… Adobe Photoshop'ta kopya çıkartma işlemlerini Rubber Stamp aracı yapar. Lpi: (Lines Per Incah) İnç başına düşen satır sayısına masaüstü yayıncılıkta verilen isim. Bir lazer yazıcıdan basılacak olan fotoğraflar 75 lpi'ya kadar çıkabilmektedir. Gerçekten kaliteli ise Lpi değeri 500'e kadar çıkabilmektedir.
Madde imi sembolü: Listelerde asteriks yerine kullanılan sembol.
Piksel(Nokta): Tek bir resim elemanı... Ekranda ya da sürekli tonlu bir görüntüde bir tek nokta, bilgisayar monitörünün görüntüleyebileceği en küçük nokta…
Densitometre:Bir sayfa üzerindeki mürekkebin yoğunluğunu veya bir görüntünün belirli bir bölgesinin yoğunluk değerlerini ölçmek için tasarlanmış bir alet.
High-key görüntü: Çok işleme maruz kalmış, soluk bir görüntü veya tarama işlemi sırasında detayları kaybolmuş bir görüntü.
HSL: (Hue, Saturation and lightness - Renk, doyma ve aydınlık) Doyma rengin derecesini ve tonunu; aydınlık ise o renkte ne kadar beyaz olduğunu gösterir.
İthal Etmek: Bir MÜY yazılımında üretilen bir görüntüyü, farklı bir uygulamada okumak. Mesela FreeHand programında üretilen bir görüntüyü uygun formatta kaydedip Photoshop programında okutabilmek.
Katman: Nesnelerin, görüntünün bütününü etkilemeden, ayrı düzlemler üzerine yerleştirilip düzeltilebilmesine imkan veren bir yöntem.
Kesmek: Bir görüntünün ya da yazının seçilmiş bir kısmının çıkartıp panoya kopyalamak.
Kontrast: Bir görüntünün en parlak ve en karanlık alanları arasındaki ilişki…
Lüminans: Bir tonun, rengine veya doymasına bakmaksızın, parlaklık veya aydınlığının bir ölçüsü.
Madde imleri: Listelerdeki maddeleri sunmak amacıyla kullanılan tasarımsal semboller.
Maske: Bir nesnenin bir kısmını korumak veya yerinden çıkarmak için yaratılan başka bir nesne. Maskeyi bir şablon gibi de düşünebilirsiniz.
Nokta kazancı: Bir yarım ton noktasının, görüntünün üzerine basıldığı kâğıdın mürekkep soğutması nedeniyle genişlemesi. Gazete baskısının nokta kazancı çarpanı büyüktür, buna karşın yaldızlı kâğıtların nokta kazancı çarpanları küçüktür.
Nokta Şekli: Bir yarım ton noktasının şekli (yuvarlak, kare, baklava vb.) Adobe Photoshop, her biri basılmış görüntünün üzerinde farklı etkilere sahip olan birçok nokta şekli opsiyonu sunmaktadır.
Nokta: Tek bir yarım ton elemanı.
Opak: Tüm ışığı tutan bir ton (yüzde 100 siyah). Saydam olmayan, ışığı geçirmeyen…
Ön İzleme: Bir dokümanın yazıcıdan nasıl çıkacağını ya da ayarlanmış kâğıt tipinde nasıl gözükeceğini gösteren yazılım fonksiyonu.
Parlaklık: Baskı terimi olarak parlaklık, kâğıdın yansıtma özelliğini anlatır. Adobe Photoshop' ta ise her bir pikseldeki ışık miktarının bir ölçüsüdür.
Pano: Belleğin sıralı geçici depolama için kullanılan alanı. Panoya her bilgi kopyalanışında bir önceki kopyalanan silinir.
Pikselleştirme: Pikselleri ayrı ayrı görünür kılmak amacıyla, görüntünün çözünürlüğünü azaltarak sağlanan özel efekt.
Renk Ayrımı: Bir görüntüyü, baskıda çoğaltmak üzere dört işlem mürekkep renklerine çevirme işlemi.
Rötuşlama: Dijital bir görüntünün, piksel değerlerini ayarlamak için tasarlanmış araçlarla değiştirilmesi.
RSI: Tekrarlamalı zorlanma sakatlığı. Doktorlar RSI denen bir rahatsızlığın her gün klavye ve fare ile çalışmaktan kaynaklanabileceğini düşünüyor. Bu hastalık en çok bilekleri, parmakları ve kolu etkiliyor.
Saydamlık: Işığın yüzeyinden geçmesine izin veren bir malzeme üzerindeki bir görüntü; bir görüntünün altındaki görüntüleri gösterebilme yeteneği…
Screening açısı: Yarım ton noktalarının bir sayfanın üzerine yerleştirildikleri açı. Geleneksel renk ayrımlarında, dört ekran (CMYK) 30 derece arayla yerleştirilir. Değişiklik gizleme açıları yazılımla gerçekleştirilebilir.
Screening: Sürekli tonlu bir görüntünün, geleneksel matbaa makinelerinde çoğaltmak üzere yarım ton noktalara dönüştürüldüğü işlem.
Sürekli ton:Yarım ton noktaların ayrılması ve dönüştürülmesinden önceki dijital görüntü.
Substrat: Bir görüntünün üzerine basıldığı veya tasarlandığı malzeme, baskı altı malzemesi
Swop: GATF tarafından belirlenen, renklerin standart opak kâğıtta nasıl çıktı vereceklerini tanımlayan bir standartlar kümesi. SWOP’ UN gazete kâğıtları, gloss ve kaplanmamış kâğıtlar için standartları vardır. SWOP mürekkepleri ise, o substrat üzerindeki çoğaltmalar için belirlenmiş standartlara uyar.
Şablon: Bitirilmeye hazır bir dokümanın bütün özelliklerini içeren salt okunur bir dosya. Şablonlar genelde yayınlarda isim plakaları ve adres bölgeleri gibi değişmeyen parçaları, sütun yapısı ve sayfa düzeni gibi özellikleri içerir. Şablonlar, MÜY uygulamalarında zamandan tasarruf edilmesini sağlarlar.
Taramak: Opak ya da saydam orijinalleri, tasarımlarda kullanılabilecek sayısal dosyalara dönüştürme işlemi. Tarama işlemi amacına göre, masaüstü ya da tamburlu tarayıcılarda gerçekleştirelibilir.
Ton aralığı: Verilen bir görüntüde siyahla beyaz arasındaki ton sayısı.
Ton:Parlaklığın veya aydınlığın bir ölçüsü…
Trapping: Üst üste binmiş veya bitişik görüntülere, baskı işlemi sırasında substratta oluşan ufak kaymaları telafi etmek için yapılan ayarlar.
Type 1: Adobe'un profesyonel tasarımcılar tarafından evrensel olarak kabul edilmiş yazı tipi düzeni. Gelişmiş hizmet büroları daha çok bu yazı tipini tercih eder.
TrueType: Apple ve Microsoft tarafından üretilip tasarımcılarca evrensel olarak kabul edilmiş yazı tipi düzeni. Gelişmiş hizmet büroları daha çok bu yazı tipini tercih eder.
UCR (undercolor removal - alt renklerin çıkartılması) : İstenen gri tonunu yakalamak için yeterli siyah değerlerin bulunduğu bölgelerden değişik miktarlarda türkuaz, mor ve sarının çıkartılması.
Varsayılan Değer: Adobe Photoshop' ta araçlar, paketler ve diğer dosya tercihleri için ilk ayarlar. Prefences komutunu kullanarak varsayılan değerler değiştirilebilir.
Vektör Görüntü: İçindeki nesnelerin piksellerle değil, matematiksel olarak tanımlı oldukları görüntü.
Yarımton: Sürekli tonlu bir görüntüyü çeşitli büyüklüklerdeki bir dizi noktaya çevirme yoluyla oluşturulan bir görüntü.
Yoğunluk: Bir nesnenin, ışığı yansıtma veya soğutma yeteneğiyle ölçülen koyuluğu.
Yuvarlama Maskesi: Nesnelerin kenarlarında 'haleler' yaratarak görüntüyü keskinleştiren bir filtre. İnsan gözü, renkteki küçük değişimleri fark edecek kadar duyarlı değildir; bu işlem bu değişimleri daha görünür kılmak amacıyla arttırır.

MÜY' de Renkle İlgili Kavramlar


24-bit renk:
Her renk kanalı (kırmızı, yeşil, mavi) için 256 renk tonu sunan renk modeli
32-bit renk: Her renk kanalı (kırmızı, yeşil ve mavi) için 256 renk tonu ile birlikte 256 tonlu bir de maskeleme kanalı sunan renk modeli…
8-bit renk: 256 (renkli bir monitörde gösterilen minimum renk sayısı) renkli bir palet sunan renk modeli…
Ara tonlar: Siyah ve beyazın yaklaşık tam ortasında bulunan ton değerleri…
Aydınlık: Bir rengin veya tonun parlaklığının bir ölçüsü

stacks_image_65A0ECE4-54D0-4870-9939-4E972BA8F6E2

Çıkarmalı Renkler : (CMYK - Cyan, Magenta, Yellow, kontrast- siyah) Türkuaz, mor, sarı ve siyah baskı renklerinden oluşan renklerdir. Çıkartmalıdan kastedilen bu renkler belli % de oranları ile birleşince diğer renkleri oluşturuyor olmalarıdır. Bunlarla yapılan baskı işlemi dört renk işlemi olarak bilinir ve bir matbaa makinesinde renkli görüntüleri çoğaltmanın en çok kullanılan yoludur.
Degrade: Bir renkten veya doymadan diğerine harmanlama, geçiş
Doyma: Bir rengin şiddetinin ölçüsü. Örneğin pembe kırmızıdan, gökyüzü mavisi de lacivertten daha az doymuştur.
Monokrom (Tek renk) : Genellikle siyah beyaz bir monitörü belirtir, ama siyah beyaz bir görüntü için de kullanılabilir.
Nötrler:Belirgin bir renkleri olmayan gri tonları.
Pantone: Belirli renkleri tutturmak için kullanılan ticari bir renk uyumlaştırma ve mürekkep karıştırma sistemi. MÜY yazılımları pantone sistemini desteklerler.
PMS: (Pantone Matching System) Tasarımcıların renkleri numaralarla ifade etmesini sağlayan sistem.
Renk tekerleği: Değişik renkleri ve bu renklerin birbirileriyle olan ilişkilerini gösteren pasta dilimi grafiklerine benzeyen şema… Çoğu zaman renk tekerleği on renge indirgenmiştir: Başta kırmızı olmak üzere turuncu,sarı, açık yeşil, koyu yeşil, türkuaz, mavi, koyu mor
Renk uzayı: Renkli bir görüntünün tanımlanma ve depolanma biçimi. Renk uzayına örnek olarak RGB, CMYK ve Kodak YCC gösterilebilir.
RGB:(Red, Green, Blue) Renkli bir monitörde görüntünün gösterilmesi için kullanılan üç ana renk.
Spot Renk: (Özel Renk) CMYK sisteminin dışında özel olarak kullanılan mürekkep rengi. Örneğin: Pantone serisinden bir renk.
Toplamsal Renkler :(RGB - red, green, blue) Kırmızı, yeşil ve mavi ışığı anlatan bir kavram. Kırmızı, yeşil ve mavi ışık değişik yüzdelerde karıştırılınca, görünebilir renk yelpazesi oluşur. Bu renklerin her biri %100 kullanılınca beyaz ışık meydana gelir. Monitörlerde kullanılan renklerdir.
Yerel Renk Düzeltmesi: Görüntünün tamamı yerine, sadece seçilen bir kısmına yapılan ayarlama.

stacks_image_2C4B8ACB-5AF0-4043-A070-8E66430EA9DB

TEMEL KAVRAMLAR

Matbaa: Diğer adı basımevi olan matbaalar, çeşitli baskı tekniklerini kullanarak gazete, kitap, dergi, broşür, ambalaj gibi her türlü basılı materyalini üretmek ve çoğaltmak görevini üstlenmiş kuruluşlardır. Matbaalar hizmet götürdükleri sektörlerin talepleri doğrultusunda, başta kâğıt-karton sanayinin ürünleri olmak üzere, plastik, teneke, kumaş gibi ürünler üzerine baskı yaparlar.
Matbaacı: 1- Matbaa ve baskı işlerinin hazırlanma ve basılmaları ile uğraşan ve bu işi kendine meslek edinen kimse. Bu çerçevede matbaacılık ana mesleği altında çok sayıda meslek mensubu görev yapmaktadır. Bunların başlıcaları; dizgici, grafiker, filmci, montajcı, kalıpçı, baskıcı, mücellit (ciltçi), matbaa müşteri temsilcisi, matbaa yöneticisidir. 2- Basımevi sahibi.
Matbaacılık:1.Basılması istenen bir materyale ilişkin yazılı ve görsel materyallerin belirli sanatsal özellikler gözetilerek bir araya getirilip düzenlenmesi, baskıya hazırlanması ve çoğaltılması işlemlerinin tümüne matbaacılık denir. 2.Basımevi işletme işi. Matbua: Basılmış olan, basılı. Matbu evrak: Daha çok resmi nitelik taşıyan işlerde kullanılmak üzere basılmış evraklara denir.
Ajans: Basım sanayiinde ajans kavramı, daha çok basılacak materyallerin baskı öncesi hazırlık işlemlerini yürüten, fiziki üretimden çok düşünce üreten ve satan kuruluşları ifade eder. Ajanslar, resmi ve özel kuruluşların hizmet ya da mallarını tanıtmaya, sevdirmeye, sattırmaya yönelik reklâm/tanıtım kampanyalarını organize eder ve yürütürler. Bu işleri yaparken de kampanya sırasında kullanılacak basılı materyallerin (afiş, broşür, billboard, reklâm panoları, kitap, el ilanı, kurum kimliği çalışmaları vb.) tasarım ve baskıya hazırlık işlerini bizzat yürütürler. Reklâm ajanslarının kapasiteleri ölçüsünde eleman sayıları ve çalıştırdıkları elemanların nitelikleri değişebilir. Büyük ölçekli reklâm ajanslarında görev alan uzman meslek mensupları genel olarak şunlardır: Sanat yönetmeni, grafik tasarımcılar, fotoğrafçı, dizgici, metin yazarı, müşteri temsilcisi
Yayınevi: Belirli uzmanlık alanları için kitapların üretim, dağıtım ve pazarlamasını takip eden kuruluşlara yayınevi denir. Yayınevleri de ajanslar gibi matbaaların en önemli müşterileridir. Yayınevlerinin büyük bir kısmı, bastıracakları kitapların dizgi ve tasarımını kendi bünyelerinde yaptıktan sonra film, montaj, kalıp, baskı ve cilt işlemleri için bir matbaa ile çalışırlar.
Servis Büro: 1980’li yıllardan itibaren bilgisayarların basım sektöründe etkin kullanılmaya başlanmasının ardından, bilgisayar destekli film çıkış hizmetleri vermek üzere kurulmuş profesyonel kuruluşlara servis büro denmiştir. Servis bürolar, film çıkış makinelerine büyük yatırımlar yapmak istemeyen ajans ve matbaalar arasında köprü görevi gören kuruluşlar olup, günümüzde yavaş yavaş doğrudan kalıba pozlandırma sistemlerini de bünyelerine almaya başlamışlardır.
Selefoncu, lakçı: Baskısı tamamlanan broşür, dosya, kitap kapağı, karton ambalaj gibi bazı işlerin yüzeyine hem estetik kaygılarla, hem de daha dayanıklı olması, sudan, yağdan, güneş ışınlarından etkilenmemesi için ciltleme öncesi selefon veya lak uygulayan işletmelere denir.
Mücellithane (Ciltevi): Baskısı tamamlanan işlerin kesim, kırım, harman, dikiş, kapak takma vb. İşlemlerinin yapıldığı işletmelere denir. Pek çok matbaanın kendi bünyesinde mücellithanesi bulunmakla birlikte, özel kapak takma, varak yaldız vb. işlemler konusunda hizmet veren cilt eveleri bulunmaktadır.

BİLGİSAYAR İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

3.5 inçlik disket:
3.5 inçlik çapı olan sağlam bir plastik koruyucu içinde esnek plastik teker. Sürücü türüne ve biçimlendirme yönetimine bağlı olarak 1.4 MB, 800 K ve 400 K bilgi saklayabilir.

stacks_image_14DDDC4D-A6AD-4679-8CE8-EE4907C8A7BE

Bayt: Sekiz bitlik seriler halinde saklanan bilgisayar veri parçalarına denir.
Bellek: Sonra okunmak üzere bilgi saklanabilen bilgisayar donanım ögesidir.
Bit: 0 ve 1 den oluşan ikili sayı sistemidir. Bilgisayarda yapılan bütün işlemler, yazılar, resimler...vb. 0 ve 1 lerden oluşan kombinasyonlar ile gerçekleşir.
CD: Compact disc’in kısaltması. Bilgisayarda üretilen tasarımların saklandığı bir harici yedekleme ünitesi.
CPU: (Central Processing Unit - Merkezi İşlem Birimi) Bilgisayarda yapılan bütün işlemler CPU da yapılır, bir nevi bilgisayarın beyni diyebiliriz.
Desktop: Masaüstü bilgisayar
Disk sürücüsü: Disk üzerindeki bilgileri okuyan diske bilgileri yazan ve diskin takıldığı aygıt.
Disk: Bilginin küçük manyetik noktacıklar halinde kaydedildiği düz ve yuvarlak manyetik yüzey.
Dosya Biçemi (Formatı) : Görüntülerin depolanma yöntemi (EPS, JPEG, TIFF...)
ENIAC: (Electronic Numerical Integrator Analyzer and Computer - Elektronik Sayısal İntegral Makinesi ve Bilgisayar) Dünyanın ilk ve en ünlü hesap makinelerinden biridir.
Gigabyte: Bilgisayarla ilgili kapasite ölçü birimlerden biri. Bin megabayt.
Hardware: Bilgisayarın mekanik kısmıdır. Monitör, harddisk içindeki tüm elektronik aygıtlar ve devreler gibi.
Image Setter: Bilgisayar görüntülerinden çıktı alırken çok yüksek çözünürlüklere ulaşabilen çıktı aygıtı.
LAN: Yerel alan ağları, küçük bir alan içindeki (örneğin bir binadaki) bilgisayarlar birbirine bağlanabilir.
Laptop: (Notebook) Dizüstü bilgisayar, taşınabilir özellikte olup bir desktop'ta bulunacak bütün özellikleri taşıyabilir.
LCD: Sıvı kristal gösterge. Bilgisayar ekranlarında kullanılan LCD teknolojisi, monitörlerin daha ince hale gelmesini sağlamaktadır.
MIPS: (Million Instruction Per Second - Saniyede milyon komut) Bilgisayarın bilgiyi işlediği hızı ölçmek için kullanılan terim
Palmtop: Avuçiçi bilgisiyar.
Ram: (Random Accses Memory - Rasgele Erişimli Bellek) Bilgisayar açık olduğu sürece veri ve komutları saklar, geçici bir bellektir, bilgisayar kapandığında içindeki tüm veriler kaybolur.
Rom: (Read Only Memory - Salt Okunur Bellek) Bilgisayarın nasıl çalışacağını söyleyen programların kaydını tutar. Bilgisayar açıldığında ROM'daki komutlar CPU'ya neler yapması gerektiğini söyler. Sadece okunabilir bellektir, komutlar değiştirilemez ve bilgisayar kapandığında silinmezler.
Sabit disk: Sürekli kapalı bir sürücü ya da kartuş bölmesi içindeki metal disk. Sabit diskler büyük çapta bilgi taşırlar.
Sığa: Belleğe ya da bir diske kaydedilebilecek veri miktarı.
Sıkıştırma: Bir dosyanın daha küçük bir dosya oluşturmak için yoğunlaştırıldığı veya renk verisi saklamak amacıyla belli piksellerin ihmal edildiği yöntem.
Software: Bilgisayarın görevini yerine getirebilmesi için ona verilen tüm bilgiler ve komut listeleri. Yani programlar. Bir bilgisayar sistemi hardware ve software'den oluşur. Software olmazsa, hardware tek başına çalışamaz.
Veri Yolu: CPU ile bellek arasında ya da CPU ile girdi/çıktı aygıtı arasında veri taşır.
Virüs: Verilere zarar vermek ya da yok etmek amacıyla yazılmış olan programlar. Bir bilgisayardan diğerine ağlar ya da disketler aracılığıyla geçebilir.
WAN: Geniş alan ağları, çok geniş bir alandaki bilgisayarlar birbirine bağlanabilir (ATM ler-bankomat)
Yazdırma kuyruklayıcısı: Bilgisayar genellikle verileri yazıcının basabileceğinden daha hızlı işler. Bu durum, yazıcının kendisine yetişmesini beklemesi yüzünden, bilgisayarın diğer işlerini yapmakta geri kalacağı anlamına gelir. Yazdırma kuyruklayıcısı, yazıcıya veri gönderilirken veriyi tutar, böylece bilgisayar başka işler de yapabilir.

Fotoğrafçılık Terimleri

Fotograf:
Tabiatta mevcut varlıkların veya şekillerin görüntülerinin ışığa duyarlı kağıt veya film üzerine ya da digital ortamlara yazımlanmasıyla elde edilen ürün.

stacks_image_8A93AEE1-8697-4324-A4F7-6937BFE65A73

Obtüratör(Örtücü): Film düzlemine ulaşacak olan ışık miktarının filmi ne kadar süre ile etkileyeceğini belirleyen mekanik parça. Saniyenin kesirleri ile ifade edilirler. (T, B, 1 saniye, 1/2sn , 1/4sn, 1/8sn, 1/15sn, 1/30sn, 1/60sn, 1/125sn, 1/250sn, 1/500sn, 1/1000sn …..)
Objektif: Genellikle birden fazla mercek elemanından oluşan ve temel işlevi film düzlemi üzerine seçik görüntü düşürmek olan parça. Dar açılı, normal, geniş açılı ve zoom olmak üzere dört tem başlık altında ele alınabilir.
Diyafram: Fotoğraf makinalarının objektiflerinde açılıp kısılarak filme ulaşacak ışık miktarını ayarlayan parça.
Vizör (Bakaç): Makinada oluşan görüntünün olabildiğince aynını gösteren ve mercekler düzenine dayanan parça.
Flash: Kısa süreli fakat çok parlak ışık yayan yapay aydınlatma kaynağı.
Pozometre(Işık ölçer): Fotoğrafı çekilecek bir cisim üzerine düşen ya da ondan yansıyan ışık miktarını ölçmek amacıyla kullanılan elektronik araç.
Emniyet Işığı: Karanlık odada kullanılan film ve kartları etkilemeyen kırmızı, koyu yeşil ve turuncu çalışma ışığı
Tripot (Üç ayaklı sehpa): Fotoğraf çekiminde ortaya çıkabilecek sarsıntıları önlemek için kullanılan araç.
CCD: Dijjtal fotoğraf makinelerinde görüntü yazımlamayı destekleyen teknoloji. Bu makinelerde, pozometrelerde kullanılan ve ışığa karşı çok hızlı tepki veren silikon hücrelerinin milyonlarcasının biraraya gelmesiyle oluşan CCD (Charged - Coupled - Device) teknolojisi kullanılmaktadır. Bu teknoloji ile görüntüler artık film gibi bir elemana değil, doğrudan sayısal ortamlara yazımlanmaktadır.
LCD (Liguid-Cyrstal-Display): Digital fotoğraf makinalarının renk hassasiyetini gösteren ön izleme ekranıdır. Bununla görüntüler çekilirken izlenebilir ve gereken değişiklikler yapılabilir.
Digital Fotografçılık: Görüntüleri film yerine doğrudan digital (sayısal) ortamlara kaydeden teknolojilerin genel adı.
Yarı digital fotoğrafçılık: Opak veya saydam görüntülerin scannerda taranarak bilgisayar ortamına aktarılması ve yeniden düzenlenmesi işlemlerine verilen ad.
Film: Fotoğraf çekilecek konunun görüntüsünü saptamak için ışığa duyarlı madde ile kaplanmış saydam taşıyıcı.
Maskeleme: Fotoğraf baskısı sırasında görüntünün belirli bölgelerinin ışık almasını önleyerek tonların istenilen biçimde elde edilmesini sağlayan yöntem.
Emülsiyon(Duyarkat): Fotoğraf film ve kağıtlarında, görüntünün oluşturulabilmesi için kullanılan ve gümüş tuzlarından oluşan ışığa karşı duyarlı katman.
Gamma ve Gradasyon: Bir fotoğraf malzemesinin sertlik ve yumuşaklık bakımından erişebileceği maksimum siyahlanma derecesine gradasyon denir. Gamma ise gradasyon ölçü birimidir ve bir fotoğraf malzemesinin sertlik veya yumuşaklık derecesini sayısal olarak ifade eder.
Negatif: Duyarkat üzerinde çekim ve geliştirme işlemlerinden sonra oluşan fakat gerçekte parlak olan yerlerin siyah, karanlık olan yerlerin ise açık çıkdığı ters görüntü.
Diapozitif: Renkli veya siyah-beyaz saydam resim. Pozitif görüntü olarak perdeye yansıtılarak kullanılan film türü.

stacks_image_2D953676-B37B-47B1-AA49-9F865DD8B347

ASA, ISO ve DIN: Filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen ölçü birimi ASA, Amerikan standardını, DIN Alman Standardını, ISO ise uluslararası fotoğraf film standardını ifade eder.
Roll film: Bir tarafı ışığa karşı duyarlı duyarkat ile kaplanmış ve diğer tarafı kıvrılmaya karşı işlem görmüş plastik kaplı ince saydam film.
Opak: Işık geçirmeyen ve saydam olmayan malzeme. Örneğin renkli veya siyahh beyaz karta basılı fotoğraflar birer opaktır.
Agrandizör: Negatiflerin kendi orjinal boyutlarından daha büyük boyutlarda basılabilmesini sağlayan optik araç.
Kontak Baskı: Filme çekilmiş görüntünün; başka bir film, kart ya da kalıp üzerine konularak pozlandırılması.
Spiral: Fotoğraf filmlerinin banyosunda kullanılan ve banyoların filmin bütün satıhlarına homojen (dengeli ) olarak temas etmesini sağlayan metal ya da plastikten üretilmiş karanlık oda ekipmanı.
Film Banyo Tankı: Çeşitli boyutlardaki filmlerin banyo edilmeleri için, ışık geçirmeyen fakat kimyasal eriyiklerin doldurulup boşaltılmasını olanaklı kılan ve böylece filmlerin banyo edilmesi işlemlerinin ışık altında da yapılabilmesini sağlayan, çelik ya da bakalit gibi maddelerden yapılmış kaplardır.
Developer (Geliştirici): Işığa karşı duyarlı malzemelerde ışık görmüş gümüş tuzlarını ayrıştırarak siyah metalik gümüşe dönüşmesini sağlayan kimyasal bileşimlerdir. Film ve kart banyosunda ilk uygulanan banyo geliştirici banyodur. Bu banyoda, kart üzerine pozlanan gizli görüntü görülebilir hale gelir.
Fikser(Saptama Banyosu): Işığa duyarlı malzemelerde poz görmeyen kısımlardaki emülsiyonun atılmasını sağlayan banyo işlemi. Film artık ışıktan etkilenmez hale gelir.
Paspartu: Bir resmin, çevresinde genişçe bir çerçeve oluşturacak biçimde ortasına yerleştirildiği kalın karton veya mukavva üzerinde yapılan sergiye hazırlık çalışmasına verilen isim. Paspartu üzerinde eserin kendisinden başka, eser asahibini ve eserin adına ilişkin bilgiler yer alır.
SLR (Single Lens Refleks): Tek objektifli refleks makinalardır.Görüntüyü doğrudan doğruya objektiften alarak bir ayna düzeneği yardımıyla vizöre iletirler. Bu nedenle makinanın objektifi değiştirildiğinde ya da objektif önüne herhangi bir filtre takıldığında ortaya çıkan etkiler vizörden izlenebilir.
TTL: Kendi bünyesinde ışık ölçümü yapan fotoğraf makinesi özelliği .
Silicajel: Fotoğraf makinalarının ve ekipmanlarının nemden zarar görmesini önlemek amacıyla fotoğraf çantalarına ya da bu ekipmanların saklandığı dolaplara konulan, nem emici özelliği bulunan bir madde.
Retüş: 1. Gerekli film düzeltmeleri, filmde istenmeyen yerlerin abdekle kapatılması.
2. Bozuk, kırık fotoğraflar üzerinde geleneksel yöntemle fırçalar, düzeltme kalemleri ve boyalarla veya bilgisayar ortamında yapılan düzeltme işlemlerinin genel adı
Filtre: İçinden geçen ışığın özelliklerinde çeşitli değişiklikler yaratan cam, jelatin ya da asetattan yapılmış çeşitli renklerdeki araçlardır. Fotoğraf makinasının objektifine takılan düzeltme ya da özel efekt amaçlı filtreler olabildiği gibi karanlık odada renkli fotoğraf baskısı için kullanılan renk filtreleri ya da reprodüksiyon (renk ayrım) filtrelerinden söz edilebilir.
Kontrast: Bir görüntünün en aydınlık ve en karanlık kısımları arasındaki ton farklılığı. Kontrastı etkileyen faktörler; konunun aydınlatma oranı, objektifin özellikleri, duyarlı malzemelerin özellikleri, banyo edilme oranı, agrandizörün özellikleri ve yüzey dokusu.

REPRODÜKSİYON

Abdek:
Örtücü özelliği olan bir boyadır. Filmde istenmeyen yerlerin kapatılmasında kullanılır.
Agrandizör: Kameralara oranla daha çok büyütme imkanına sahiptirler. Esas olarak amatör fotoğraf makinalarında çekilen negatiflerden fotoğraf baskısı yapmakta kullanılır. Matbaalarda agrandizör şeffaf negatif veya dia pozitiflerden çekim yapmak için kullanılır.
Ajitasyon: Filmin duyarlı yüzeye sürekli olarak bozulmamış banyonun temasını sağlamak amacıyla film tankının belirli aralıklarla sallanması işlemi.
Aktivitoller: Banyo içindeki kimyasal aktiviteyi hızlandıran maddeler.
Asetat: Emülsiyon taşıyıcı film taban.
Asetik Asit: Sirke asidi de denir. Keskin kokulu renksiz bir sıvıdır. Filmlerin temizlenmesinde kullanılır.
Bilgisayarlarda Veri Transferi: Bilgisayardaki verileri ara elemanlar (zip,disket,SCSI vb.) yardımıyla başka bilgisayarlara taşıma yöntemidir. Disketlerin en önemli özellikleri taşınabilir olmalarıdır; bilgileri bir diskete kopyaladıktan sonra istediğiniz yere götürebilirsiniz. Ancak diskete fazla bilgi konamaz, başka bir deyişle kapasiteleri sınırlıdır. Ayrıca disketteki bilgilere ulaşım da pek hızlı değildir. Yine de taşınabilir ve ucuz olmaları kolaylık sağlar. DD, (Double Density) çift yoğunluklu, HD (High Density) yüksek yoğunluklu, ED (Extended-density) geliştirilmiş yoğunluklu anlamına gelir./ Sabit diskler(hard disk), tek parçadır. Bilginin saklandığı disk şeklindeki magnetik yüzey, elektro mekanik kısma sıkıca yerleştirilmiştir; çıkarılıp takılamaz. Disklerin sığası, disketlere göre çok fazladır; giga byte. / CD ve sürücüleri, diğer bir yardımcı bellek birimidirler. Üzerine yazma yapılamayan ve ROM gibi davranan CD’ler kısaca CD-ROM olarak anılır. Kapasiteleri, 600 Mbyte’dan az değildir. Bir kez yazma yapabilen ve sonra yanlızca okunabilen CD’ler WORM (Write Only Read Multiply) olarak adlandırılır. Bilgi kaydetmek için kullanılan boş CD’lere CD-R (CD Recordable) denir. Bazı CD’ler hem okunabilir hem de yazılabilir türdendir. Bu tür CD’lere CD-RW (CD-Read Writable) Okunabilir-Yazılabilir CD)denir. Bilgisayar ağları, bilgisayar haberleşmesinin bir alt konusudur. İki bilgisayar herhangi bir yolla doğrudan birbirine bağlanarak iletişimde bulunabilir. Günümüzde ajans ve matbaalardan film çıkış merkezlerine (servis bürolara) bilgisayar ağları yoluyla işlerin transef yolları aranmaktadır. Şimdilik ağların kapasiteleri yüksek çözünürlüklü dokümanları aktarmaya yetmemekle birlikte önümüzdeki yıllarda bu uygulama aktif olarak basım sektöründe görülücektir. / Digital fotoğraf makineleri, görüntüleri fotoğraf filmi yerine hafızasına kaydeder. Üzerindeki LCD ekran sayesinde çekildiği anda fotoğrafı görebilme imkanı sunar ve böylece hata ihtimalini en aza indirir. Bu görüntüleri istediğiniz zaman silebilir ve istediğiniz sürece koruyabilirsiniz. Çektiğiniz fotoğrafları ek bir donanım gerektirmeden, kendi bağlantı kablosu ve programı aracılığıyla bir bilgisayara aktarabilirsiniz. Film çıkış öncesinde tasarımı yapılmış basılacak materyallere resimleri bu ortamlardan transfer edebilirsiniz. / DVD Teknolojisi ( Digital Versatile Disk ), CD-ROM’ların yerini alması planlanan yeni bir optik disk teknolojisi olup 17 gigabyte’lık video, ses ve diğer tipte veri saklama alanına sahiptir. Bu da 133 dakikalık bir filmin tek bir diskte tutulabilmesi anlamına geliyor. DVD’lerden de baskı öncesi MÜY ortamına resim transferi mümkün. / SCSI (Small Computer System İnterface), küçük bilgisayar sistem arabirimi. "Skazi" diye okunur. Çevre birimlerini bilgisayara bağlamak için kullanılan bir paralel arabirim standardı olup, ajans ve matbaalardan servis bürolara yüksek kapasiteli verilerin trasferinin gerçekleştirilmesinde kullanılan bir aygıt. Diğer bir ifadeyle taşınabilir sabit disk. / ZIP, PC’lerde yaygın olarak kullanılan bir veri sıkıştırma biçimi. PSZIP ve PKUNZIP isimli iki yardımcı program, verileri sıkıştırmak ve tekrar açmak için kullanılır. PSZIP kullanılarak sıkıştırılan dosyalar, uzantısı ZIP olan tek bir dosya altında toplanır. Sıkıştırılmış dosya istenirse kendi kendine açılacak bir biçimde oluşturulabilir. Böyle bir durumda sıkıştırılmış dosyaları otomatik olarak açar. Windows altında çalışan Winzip yazılımı da aynı şekilde dosyaları sıkıştırmak ve açmakta kullanılır. Ayrıca disket şeklinde olan ZIP’ler de normal disketlerin yetmiş kati kapasiteye sahiptirler. Veri transferinde yüksek kapasiteli işlerde ZIP’ler tercih edilir. / FULL MOTİON CAPTURE Yazılımı , TV-Vide vb. ortamlardan, MÜY ortamına veri transferini sağlar. TV kartının Soft ware’inde bulunan bir yazılımdır. Yakalama anlamına gelir. TV açıkken görüntü üzerinde mausun sağ tuşuna tıklanır. Bilgisayarda TV ekranı üzerine gelen seçenek kutusundan FULL MATİON CAPTURE seçeneği işaretlenir.
CAPTURE MENÜSÜ:
Capture video: Tüm ayarlar yukarıdaki menüler vasıtasıyla yapıldıktan sonra görüntüyü bilgisayarın harddiskine veya istenilen ortama aktarmak için kullanılır.
Blusensitif fimler: Işığın mavi rengine hassas olan filmlerdir. Mavi ve tonlarına karşı duyarlıdır. Ara kopyalarda ve siyah-beyaz işlerde kullanılır. Naturel bir emülsiyona sahip oldukları için simgesi "N" ile gösterilir. Karanlık odadaki emniyet ışığı turuncudur.
Capstan Sistem: Tarayıcılarda pozlandırıcı kafanın sabit olduğu sistem.
Copix: Renk ayrımı yapılmış bir filmi tekrak tarayıp CPT (Computer the Plate = Bilgisayardan kalıba sistemi) ortamına atma imkanı veren bir sistemdir.
Cromalin ve Gevaproof: Renk prova sistemleridir.
Densitometre: Orjinal, film ve baskı malzemelerinde koyuluğun derecesini bize sayısal değerlerle veren cihazlardır. İki türlüdür; Bunlar, Transmision densitometreler (Işık geçirgenliği olan malzemelerin ölçümlerinde) ve Reflexıon densitometreler (Işığı geçirmeyen opak malzemelerin ölçümlerinde) dir.
Developman: Işığa karşı hassas malzemeye poz verdikten sonra kullanılan kimyevi banyo işlemidir.
Dijital Orjinaller: Bilgisayar ekranındaki tüm dosyalardır. Örneğin, tarandıktan sonra tiff, eps, jpeg v.b. Dosyalar, Cd resimleri, piksel veya vektörel esaslı görüntüler v.b.
Elektronik Renk Ayrım Makinası (Tarayıcı-scanner): Reprodüksiyon atölyelerinde özellikle renk ayrımı yapmak için kullanılan scanner denilen tamamen elektronik olarak çalışan cihazlardır. Tarayıcılar temel olarak fotoğraf, çizim ve saydamların sayısallaştırılmasında kullanılır.İki tür görüntü tarama yöntemi vardır. Siyah ve beyazla birlikte grinin birçok türünü içeren sürekli tonda görüntüler ve yalnız siyah-beyazdan oluşan çizgisel görüntüler şeklindedir. Tarayıcılar donanım olarak hem MAC hemde PC makinalarla çalışabilir.
Drum (Silindir Yüzeyli-Tamburlu) Tarayıcılar: Bu tarayıcılarda orjinal hareketli okuyucu göz sabittir. Orjinal silindire sabitleştirilir ve silindir 600-1600 devir arasında dönmeye başlar. Bu tip orjinallerle dia, fazla kalınlığı olmayan opak ve transparan orjinaller kaliteli bir şekilde taranır.Tamburlu tarayıcılar ışığı algılamak için bir CCD yerine genellikle PMT olarak adlandırılan bir foto çoğaltıcı tüp kullanılır. PMT teknolojisinde taranan görüntü bir tambur etrafında dönerken sabit bir kaynak ışığı, foto çoğaltıcı tüpler kullanarak aktarır. Dönen tamburun gelişmiş foto algılayıcıları ve ileri seviye optik donanımı, tamburlu tarayıcıyı parlak ve koyu bölgelere karşı çoğu CCD tarayıcıdan çok daha duyarlı kılar.
Servis büroya gelen orjinal dia ise küçük silindire, opak ise büyük silindire takılıp orjinalin ebatı ve istenilen ölçüsü makinaya tanıtılır. Orjinalin renk ve ton durumu göz önünde bulundurularak en açık yerinden beyaz ve en koyu yerinden de siyah makinaya bildirilir. Makina böylelikle aratonları ve renkleri kendisi otomatik olarak ayarlar. Şayet operatör tatmin olmamış ise kendi renk bilgisi dahilinde renklere müdahele edip orjinalin en iyi şekilde süzümünün gerçekleşmesini sağlar.
Flatbed (Düz Yüzeyli) Tarayıcılar: Orjinal hareketsiz, okuyucu göz hareketli ve orjinalin yerleştiği yer düz bir satıh olan yatay scannerlerdır. Bu tarayıcılar belirli bir kalınlığa kadar orjinalleri yüksek çözünürlükte tarayabilirler.Transparan orjinalleri tarama özellikleri de mevcuttur.
Flatbed bir tarayıcı bir çok bakımdan bir fotokopi makinasına benzer. Çizim veya fotograf tarayıcının kapağı altına yerleştirilir ve sayısal üretim süreci başlar. Flatbed tarayıcılarda CCD teknolojisi kullanılır. CCD, tarayıcının kafasında yer alan ve taranan nesneye binlerce ışın gönderen bir cihaz olan charged coupled device’in kısaltmasıdır. Kafa üzerindeki foto elektrik hücreler, ışığın CCD’ye geri yansıyan kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) bileşenlerini algılar. Yansıtılan bu bilgiler görüntünün parlaklık ve koyuluğuna bağlı olarak algılanır ve bilgisayara kayıt edilebilecek biçimde sayısallaştırılır. Fladbed tarayıcılar daha çok herhangi bir opak (siyah-beyaz veya renkli) orjinalin bilgisayar ortamına aktarıp düzeltme işleminde kullandığımız çözünürlük seviyesi, tamburlu ve saydam tarayıcılara göre düşük olan masa üstü scannerleridir.
Emniyet Işığı: Karanlık odada kullanılan film ve kartları etkilemeyen kırmızı, koyu yeşil ve turuncu çalışma ışığıdır.
Emülsiyonlu Yüz: Film veya baskı kalıbının ışığa karşı hassaslaştırılmış yüzeyi.
Filtre: Kameralarla yapılan renk ayrımında kullanılan yeşil, kırmızı ve mavi renkteki özel camlardır.
Fixer (Hipo Banyo): Poz dışı kalan alanlardaki emülsiyonun atılmasını sağlayan banyo sistemi.
Flaş: Filmin çekiminde, kontak şasesinde ve fotoğrafçılıkta kullanılan, bir anda çok kuvvetli ışık verip sönen bir nevi lamba.
FM (Diamond Screen) Tram: Bu tram türünde filmde nokta değerleri klasik tramlardan farklıdır. Sistemi püskürtülmüş noktalardan oluşur. Mürekkep püskürtme sistemi gibi çalışır. Türkiyede teknolojik alt yapısının olmamasından ötürü kullanımı yoktur. Çok kaliteli bir tram türüdür.
Gradasyon: Filmin sertlik ve yumuşaklık bakımından erişebileceği maksimum siyahlanma derecesidir.
Gamma: Gradasyon ölçü birimidir.
Gri Kontak Tram: Yanlız siyah-beyaz, hemde renkli orjinallerden veya yarıton negatiflerden pozitif tramlama yapabilir.
Harmoni Screen: Standart tram açısı, tram değeri gibi unsurların yer aldığı bilinen standart tramlama.
Hesap Diski: Ebat ve yüzde oranlarının pratik olarak hesaplanmasında kullanılan araç.
ICC (İnternational Color Control): Dünya renk standartlarına uygunluk.
Kağıt Filmler: Taşıyıcıları selüloz cinsi maddelerden yapılan filmlerdir. Siyah-beyaz kaba işlerde kullanılırlar.
Kalibrasyon: Filmdeki nokta değerlerinin bilgisayar ekranındaki nokta değerleriyle aynı olmasıdır. Kalibrasyon filmin ışığa duyarlılık derecesine, pozlama süresine, filmin banyo makinasından geçiş hızına, banyo eczalarının hazırlanışına ve banyonun ısısına göre değişiklik gösterir. Kaliprasyon ayarları "RIP" yazılımı üzerinde yapılır.
Reprodüksiyon Kameraları: Eni boyu olan fakat derinliği olmayan orjinallerden film veya resim çeken cihazlardır. Fotoğraf makinalarında çekilen resimler, reprodüksiyon kameralar izin orjinal olarak kullanılır. En dikkat çeken farkları repro kameralarının daha büyük olmalarıdır. Repro kameralarını diğer bir farkı çift boyutlu derinliği olmayan orjinallerden resim çekmeleridir. Repro kameraları ile derinlik netliği sağlanamadığı için bir portre veya bir nesne fotoğrafı çekilemez.
Kontrast: Bir görüntünün en aydınlık ve en karanlık noktaları arasındaki ton farklılığı.
LCH Sistem: Bir yandan tarama yaparken, diğer yandan taranmış görüntüler üzerinde düzenleme yapabilme imkanı veren bir program türüdür.
Line Film: Tire ve kontak çalışmalarda kullanılan sert film.
Litho Film: Gri tonları olmayan tire (lith) film, grafik film ve çok sert tramlama filmi olarak bilinir.
Lup: Film incelemeye ve baskıda ayar yapmaya yarayan büyüteç.
Magenta Kontak Tram: Yalnız siyah-beyaz orjinallerden veya yarıton negatiflerden pozitif tramlama yapabilir.
Muare: Aynı açıyla basılmış 2 tramın oluşturduğu desenleme. Baskıda istenmeyen bir durumdur.
Negatif Film: Orjinalin tersi olan film, yani orjinaldeki siyah yerler negatifte şeffaftır. Orjinaldeki beyaz yerler ise filmde siyahtır, ışık geçirmez.
Opak Orjinaller: Işığı geçirmeyen orjinallerdir. Örneğin daha önce basılmış orijinaller, fotoğraflar, kağıt üzerine çizilmiş resimler.
Ortokromatik Filmler: Gri tonları olmayan tire filmdir. Simgesi "O" dur. Kırmızı ışığa karşı duyarsızdır. Karanlık oda ışığı kırmızıdır. Tire ve tramlı işlerde kullanılır.
Otomatik Banyo Makinesi: Pozlandırılmış fotografik film ya da kağıtları kuru olarak alırlar, sıra ile banyo, tespit banyosu, ve su tanklarından geçirirler ve kurutarak dışarı çıkarırlar. Bu makinalar tire(lith), yarıton, kontak fotodizgi filmleri için ayrı ayrı özelliklere sahiptir. Günümüz reprodüksiyonunda otomatik banyo makineleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Banyo işlemlerinde hep aynı kalitede sonuç vermesi, hızlı ve ekonomik olması temel özellikleridir.
Modern bir repro banyo makinesinde aranan nitelikler:
- Banyo süresinin tam ve doğru olarak ayarlanması,
- Banyo sıcaklığının sabit tutulması,
- Banyo hareketinin (ajitasyon) uygunluğu,
- Banyo kuvvetinin (tazeliğinin) uzun süre sağlanması şeklindedir.
Pankromatik filmler: Işığın her rengine hassastırlar. Gri tonları olan yarıton filmlerdir. Simgesi "P" dir. Karanlık oda ışığı koyu yeşildir. Ama hiç kullanılmaması daha uygundur.
Postscript: Adobe Firması’nın geliştirmiş olduğu bir yazılım türüdür.
Pozitif film: Orjinaldeki açık yerleri açık, koyu yerleri koyu veren filmdir.
Pozlandırma: Film, kart veya kalıpların üzerine görüntü aktarılması için belirli bir süre ışıklandırılması.
Film Pozlandırıcılar: Bilgisayar ortamından film çıkış makinesine pozlandırma yapan sistemler. Günümüzde bir film pozlandırıcıdan beklenen kalite, randıman, uygun ebattır. Film pozlandırıcıların flatbed, iç tambur ve dış tambur sistemleri ile çalışan çeşitleri vardır. Piyasada en fazla kullanılanı iç tambur sistemidir. Bu sistemde, tamburun içinde sabit fotografik malzeme üzerine pozlandırma prensibiyle, en yüksek pozisyonlama ve tekrarlama hassasiyeti sağlanmakta, böylece keskin ve her zaman aynı yoğunlukta tram noktaları elde edilmektedir. Söz konusu pozlardırma prensibi basit olduğu kadar son derece etkilidir. Lazer tarafından gönderilen ışını saptırmak için sadece döner bir ayna kullanılmaktadır. Bu ayna lazer ışını her yerde aynı mesafede ve aynı açıda tambur üzerinne monte edilmiş foto malzemeye dikey yönlendirmektedir. Pozlandırma sırasında ölçü hassasiyetini bozabilecek ne malzeme hareketi ne de lazer ışının modülasyonu gerçekleşmektedir.
Reprodüksiyon: Baskı yoluyla çoğaltılması istenen orjinallerden kalıp hazırlamaya uyumlu filmlerin hazırlanması işlemidir.
Rapid-Access: Özellikle tire repro işlemlerinde hızla çalışan film ve banyo sistemlerine verilen ad.
Regenratör: Filmin oksitlenmesini ve yıpranmasını önlemek amacıyla banyoya katılan banyo tazeleyici maddedir.
Retüş: Gerekli film düzeltmeleri. Filmde istenmeyen yerlerin abdek ile kapatılması işlemi.
RIP (Raster Image Prosesing): Film banyo makinası ile film pozlama makinasının masaüstü yayıncılık cihazlarını tanımasını sağlayan bir yazılım türüdür. Film makinalarının tram noktalarını oluşturabilmesi için ajanslardan gelen postscript dökümanları gerekli olan "Bitmap (noktasal görünüm)" moduna çevirir.
Saydam Tarayıcılar: Saydamların daha geniş bir dinamik aralıkları vardır; bu yüzden taramadan elde edilen görüntü opak bir nesneden daha iyi olur ve büyütülmeye daha fazla olanak sağlar. Çoğu saydam tarayıcısında CCD sabittir ve ışık foto algılalıyıcıları bir dizi ayna ve mercek kombinasyonu aracılığı ile yönlendirilir. Saydam tarayıcıların optik sistemi genellikle flatbed tarayıcılardan daha iyi olur.
Scanner Film: Elektronik renk ayrım makinalarında kullanılan yüksek hassasiyette film türü.
Servis Büro: Matbaalarda basılacak orjinalin kalıbının pozlandırılması için gerekli olan renk ayrım filmini oluşturan hizmet sektörüne verilen ad. Ayrıca grafik tasarım için gerekli olan resimlerin kaliteli orjinal taramaları da servis bürolarda tarayıcılar tarafından yapılır.
Termometre: Özellikle banyo işlemlerinde sıcaklıkların belirlenmesinde kullanılan bir cihazdır.
Tire (Lith): Siyah ve beyaz gibi iki tondan oluşma, yani ar tonlarının bulunmaması durumudur.
Tram Çizgi Sayısı: 1cm’lik çizgi üzerindeki tram noktalarının sayısıdır.
Tram: 1 cm çizgi üzerindeki nokta sayısıdır. Orjinaldeki koyuluk farklarını, koyulukların oranına göre, büyüklü küçüklü nokta zeminlerine böler. Zemin veya ara tonlarının noktalara dönüştürülmesi için yararlanılan cam veya filmden yapılmış bir reprodüksiyon aracıdır. Diğer adı da kontak tramdır. Renk olarak Gri Kontak Tram ve Magenta Kontak Tram. olmak üzere iki çeşittir.
Transparan Orjinaller: Işığı geçiren orjinallerdir. Örneğin, diapozitifler, negatif fotoğraf filmleri, transparan malzeme üzerine çizilmiş resimler...
Yarıton Orjinal: Siyah ve koyu bir renkten beyaza kadar çok çeşitli renk ve gri tonların yer aldığı orjinalere yarıton orjinal denir.
Yedirme: Kimyevi maddelerin yardımı ile reprodüksiyon filmindeki tram noktalarının küçültülmesi 


MONTAJ TERİMLERİ

Amonyak :
Ozalit çekimlerinde görüntünün oluşturulması için kullanılan keskin kokulu ve bazik özellikte olan bir tür kimyasal madde.
Astrolon (Montaj folyesi=asetat) : Trase üzerine yerleştirilerek, üstüne montaj yapılan şeffaf folye film. Kimyasal özellikleri bakımından farklılıkları vardır. En çok kullanılan polyester esaslı folyeler boyutlarını en az değiştiren folyelerdir.
Etek-Makas Revolta : İkinci çeşit çevirme şeklidir. Kağıdın 1. yüzü basıldıktan sonra makas tarafı eteğe, etek tarafı makasa getirilerek yapılan baskı türüdür. Ön ve arka baskıda poza aynıdır. Etek-makas revolta kıvırılarak öne doğru çevirmek suretiyle yapılır.
Forma Klavuzu : Mücellithanede ciltleme işini kolaylaştırmak için her tabakanın (formanın) birinci sayfasına monte edilir.
Forma sayı klavuzu : Formanın sırt tarafına merdiven şeklinde monte edilir. Ciltleme esnasında kitabın bütün formalarının yerinde veya çift olup olmadığı kontrol edilir.
Kağıt makas payı : Ofset baskı makinasının kağıdı tutma payıdır. Tabladan gelen kağıdı salıngaç makasları, baskı silindiri üzerindeki makasa verir. Baskı silindiri ile kauçuk silindiri arasından preslenerek geçen kağıda baskı yapılmış olur. Bırakılan bu paya baskı yapılmaz. Silme işlerde bu pay mutlaka bırakılmalıdır.
Kalıp Makas Payı : Kalıp plakasının kalıp kazanına bağlanması için ayrılan paydır.Baskı yapmayan kısımdır.
Kros (Rehber) : Baskıda renklerin yerine oturmasını sağlayan kılavuz işaretlerdir. Montajın en az her iki yanına konur. Genellikle kağıt ortası yerleştirilir. Kalıp çekimi, baskı ve kırım bu kroslara göre yapılır.
Milimetrik kağıt : Üzerinde milimetrik kareler basılı olan kağıt.
Montaj Şablonu : Baskıda görünmesini istemediğimiz alanların örtücü kırmızı bant ve örtücü kırmızı kağıt veya örtücü siyah kağıt ile kapatılması yoluyla elde edilen ve her renk için hazırlanan şablondur.
Montaj : Işığı geçiren bir zemin folye (Astrolan) üzerine, baskısı yapılacak filmleri traseye göre yapıştırma işidir. Resim ve yazı filmlerini, her baskı rengi için ayrı ayrı olmak üzere toplayıp belli bir plana göre boyutlarını değiştirmeyen tam saydam folye üzerine, ayarlı olarak yapıştırılma işlemine montaj denir.
Montajcı : Elle veya bilgisayar destekli olarak montaj yapan kişidir.
Montajda sayfa dağılışı : Bir broşürün, bir kataloğun, bir mecmuanın veya bir kitabın montajında sayfaların tek tek basılıp kırıldıktan sonra sayfa numaralarının doğru olarak serpilmesine denir.
Negatif montaj : Negatif filmlerle yapılan montaj türüdür. Negatif montaj pozitif montaja göre daha zordur. Negatif montajda eski teknolojiye göre pozitif film elde etmek için önce negatif film almak gerektiği için film sarfiyatı daha azdı. Bu yüzden pozitif veya negatif montaja karar vermeden önce bu çalışmaların ekonomik yönü tartışılırdı. Günümüzde bazı gazeteler hala eski teknolojiyi kullandıklarından film sarfiyatını azaltmak için negatif montaj sistemini seçmişlerdir.
Ozalit : Montajda yapılan hataları görmek için baskıya geçmeden önce yapılan prova.
Ozalit Kağıdı : Ozalit çekiminde kullanılan bir tür kağıt.
Pozitif montaj : Pozitif filmlerle yapılan montajlardır. Ofsette montajlar, gazete montajı hariç hemen hemen daima pozitif olarak yapılır. İşine göre negatif de yapılabilir. Burada kullanılan filmlere mat yüzeylerinden bakıldığından yazı ve resimler ters olmak zorundadır. Pozitif montajda renklerin hassas olarak üst üste oturması, negatif montaja göre daha kolaydır. Buna bağlı olarak montajın kontrolü de kolay olur. Bir adet renkli negatif montaj yapılıncaya kadar üç adet renkli pozitif montaj yapılabilir.
Revolta : Baskısı yapılan kağıdın arka yüzüne aynı kalıpla baskı yapılarak iki aynı forma elde edilen baskı şeklidir. İki çeşit revolta vardır.Bunlar ; Yanı üzerine çevirmeli revolta ve Etek-Makas revoltadır.
Yanı Üzerine Çevirmeli Revolta : Çok sık kullanılan bir çevirme şeklidir. Küçük ebatlı basacağımız işin ön ve arka sayfaları kağıdın bir yüzündedir. Yani kalıpta ön ve arka sayfalar bir aradadır. Kağıdın her iki tarafıda basılacağından, bir tabaka ortadan kesilerek iki aynı forma elde etmiş oluruz. Kağıdın 1. yüzü basıldıktan sonra yanı üzerine çevirilerek aynı kalıpla 2. yüzüne baskı yapılır. 1. ve 2. yüz baskılarda makas aynıdır, değişmemiştir.
Trase (Baskı taksimat kartonu-Montaj planı) : Basılacak işin filmlerinin montajı için gerekli olan çizimlerin yapıldığı karton veya kağıt. Milimetrik kağıda çizilir.
Traş Payı (Kesim Çizgisi) : Trase çizildikten sonra ara kesim ve kırıldıktan sonraki kesim yerlerini belirtmek için kullanılan yardımcı işarettir.
Montajda Yardımcı Gereçler :
Antistatik bez : Astrolonların bu bezle silinerek tozlardan arındırılması sağlanır. Antıstatik bezle kullanımda aşırıya kaçılırsa, filimlerin soloteyple yapıştırılması zorlaşır.
Antistatikum : Astrolonlarda elektriklenmeyi gidermek için kullanılan bir madde. Montajdan önce astrolan antistatikum ile iyece temizlenir. Böylece tozlanma ortadan kalkar. Temizlenen astrolona ilk renk monte edilir.
Cetvel veya Gönye : Trase çiziminde kullanılan ölçü aletleridir.
Gretuar : Film montajı ve kağıt kesiminde kullanılan özel bıçak. Montaj yapılırken ışıklı masadan bant alıp filmi folyeye yapıştırmada kullanılır.
Lup : Montajda renklerin ve krosların üst üste oturup oturmadığını kontrol etmek için kullanılan bir tür büyüteç.
Makas : Montajda film kesmede kullanılır. Astrolon üzerine yapıştırılan filmleri kaldırmadan (sökmeden) kesebilen özel makaslar geliştirilmiştir.
Maket bıçağı : Montaj yaparken kullanılan özel ucu kırılabilen özel bıçaktır. Kağıt, bant, filim ve kaket kesimlerinde kullanılır.
Montaj masası : Üst bölümünde ışık kutusu, içi floresan tipi soğuk ışık veren lambalar vardır. Alt kısmında, kolay çekilip itilebilen çekmeceleri vardır. Çekmecelere traseler, montajlar, milimetrikler ve astrolonlar konur.
Rapido : Trase çiziminde kullanılan bir kalem türüdür. Genelde 0.2 ve 0.3 numaraları kullanılır.
Soloteypler : Filmleri montajda astrolona yapıştırmada kullanılır. Şeffaf ve örtücü kırmızı bantlar vardır. Şeffaf soloteyplerin ayrıca iki yüzü yapışkanlı olanlarıda vardır. Bu iki yüzü yapışkanlı bantlar montajda bant yapıştırılacak kadar film kenarlarında yer yoksa kullanılır. İki yüzü yapışkanlı bantların tercih edilmesinin nedeni astrolonda temizliğinin kolay olması, iz bırakmamasıdır.
Bilgisayarda Montaj
Forma Montaj Programlarında Montaj : Bu programlar sadece montaj değil baskı ve baskı sonrası aşamalarada müdahele edebilme imkanı vermektedir. İşinizin Net ebadı, montajın yapılacağı sayfa ebadı, revolta baskının olup olmayacağı, cilt şekli (tel veya iplik dikiş), traş payları, kroslar, kırım ve kesim çizgileri, baskı kontrol şeritleri, diğer klavuz çizgileri (filmin rengi, formanın sırtına konulan belirleyici işaretler) v.s. bilgileri program üzerinde ilgili yerlere girildikten sonra iş film pozlandırıcıya gönderilerek her renk için film çıkış alınır. Alınan bu çıkış tek parça olabileceği gibi (baskı makinasının ebadına göre) daha küçük parçalar halinde de alınabilir. Forma montaj programı olarak piyasada "Imposition", Ultimate Technographics firması tarafından üretilen "Impostrip" ve Heidelberg firmasının üretmiş olduğu "Signastation" programları kullanılmaktadır.
M.Ü.Y. Programlarında Montaj : Sayfa mizanpaj programlarından QuarkXPress, Design Studio ve Indesign programları kullanılırken, çizim programlarından FreeHand ve CorelDraw montaj için kullanılmaktadır.

GAZETECİLİK

Aktüalite: Eski bir haberi canlandırmak.
Amors: İç sayfaya dönen (Devama giden) yazının birinci sayfadaki bölümü.

stacks_image_876E3370-77E0-4DD9-BA10-F772EA6F5C0D

Asparagas Haber: Uydurulmuş haber. (Doğru olmayan, yalan haber.)
Bülten: Haber ve yorumlardan kurulu bir yazı türü…
Dekroşe: Yan sütunlara taşan yazı, başlık ya da resim.
Demarkaj: Bir haberi ve yazıyı yeniden yazmak.
Desinatör: Gazete ve dergiler için, bir kazanın, bir olayın oluş biçimini temsili olarak vermek gerektiğinde, sonuca bakarak ya da görgü tanıklarının anlatımlarına dayanarak canlandırma yapan sanatçılardır.
Devam başlığı: Devam (mabat) sayfalarında kullanılan başlıklardır. Önce verilen başlıkların daha küçük puntolu karakterleri ile dizilir. Diktraksiyon: Oyalayıcı, eğlendirici, dinlendirici yazılar.
Fersude: Baskıda herhangi bir nedenle kirlenen, bozulan, bu nedenle satışa çıkarılamayan gazeteler.
Gabarit: Sayfa maketi hazırlamak için basılmış kâğıt, sayfa düzeni kâğıdı, plan kâğıdı.
Gazete: Belirli boyutlu ve sınırlı sayfalı olup, birbirini izleyen numaralarla yayınlanan, günlük olaylara ilişkin çeşitli yazı, resim ve ilanları içeren, belirli bir eder karşılığında satılan, genellikle günlük, süreli, basım ürünüdür.
Gazeteci: Bir gazetenin haber, yorum, fikir, resim gibi çeşitli konulardaki malzemesini toplayan, yazan, çizen, çeken ve bu malzemeyi, belli biçimler altında okuyucuları için tertip ve tanzim eden kimse.
İkinci baskı:Yeni bir olayı vermek için gazetenin aynı günde ikinci kez basılması.
İktibas: Tıpkıbasım, başka bir kaynaktan elde edilen yazının gazetede aynen yayımlanması…
Kalibraj: Dizilmemiş bir yazının sayfa sütunundaki boyunun hesaplanması.
Kolonaj: Dizgiye gönderilecek yazının kaç sütun üzerinden gireceğini göstermek.
Künye: Gazete sorumluları ile büro çalışanlarının adlarının yer aldığı bölüm.
Küpur: Gazeteden kesilen yazı.
Lapider: Sayfa sonuna ya da paragraf aralarına konan geometrik şekiller.
Lejant: Resim alt yazısı…
Lezard: Bir sayfada sözcük aralarındaki boşlukların alt alta gelmesiyle ortaya çıkan duvar çatlağı gibi beyazlık.
Mabat: Devam sayfası, arka sayfa…
Madalyon: Çerçeveli küçük yazı, resmin bir köşesine konulan küçük resim…
Maketist: Sayfa düzenlemesi, planı yapan kimse.
Manşet: 1. Sayfanın yukarısında gazetenin adının, fiyatının, adres ve telefon numaralarının bulunduğu bölüm. Gazete başlığının sağ ve sol yanındaki yerler, sağ ve sol manşetlerdir.

stacks_image_8F43E70B-490A-4FB8-AFC4-70BBCFA94AF0

Marj: Sayfanın basılmış bölümünün dışında kalan boşluk.
Müvezzi: Gazete satıcısı, dağıtıcısı…
Sansasyonel haber: Tirajı artırmak için süreli olarak heyecanlı haber vermek.
Sansasyonel gazete: Düşüncelerinden çok duygularıyla harekete geçen orta sınıf insanlara seslenen, insanların düşünce tembelliklerinden yararlanarak yayınını sürdüren gazete türü… Bu tür gazeteler insanları zihinsel uğraşlardan çekip alıp, intihar, soygun, dolandırıcılık, hırsızlık gibi eylemler, cinsellik çerçevesindeki olaylar genel içeriklerini oluşturur.
Spot (Özel haber kesiti): Haber metninden biraz daha büyük harfli puntolarla dizilen, haber içindeki özellikleri vurgulamak, ana ayrıntıları başlık kompozisyonu içerisinde sergilemek için kullanılan genellikle sıralamada başlıktan sonra yer alan haber ayrıntısıdır.
Stop press: En son gelen haber ve bu haber için, yani bu haberin gelebileceği düşüncesi ile sayfada bırakılan boşluk.
Sürmanşet: Birinci sayfada büyük puntolarla gösterilen en önemli haber…
Tabloid Gazete: Standart boy gazetenin yazısı büyüklüğünde baskı alanı olan, magazin gazetesi…
Takvim-i Vekayi: II. Mahmut'un özel çabalarıyla çıkarılan, yazarları, düzeltmenleri müderrisler arasından seçilen ilk Türkçe gazete. (Ekim 1831)
Tefrika: Dizi yazısı, roman düzmecesi, uzun bir yazının bölüm bölüm verilmesi.
Teknik Sekreter: İyi bir genel kültür sahibi olan, basın hukuku bilen, grafik tekniklerini, bilgisayar kullanmayı ve arşivlemeyi iyi bilen sayfa düzenlemesinden (Mizanpaj) sorumlu olan kişidir.
Tiraj: Baskı sayısı…
Tirübün (Hangar): Gazeteciler arasında genellikle, başlığın altında yer kalan bölgeye manşet adı verilmekteyse de buranın gerçek adı “tirübün” dür. Üvertür: Tirübün de yer alan haberin başlığına “uvertür” denir.

KARTONAJ VE AMBALAJ TERİMLERİ

Ambalaj: Ambalaj ürünlerin korunması, dayanıklılığının sağlanması, kolay taşınası ve tüketicinin dikkatini çekmesi için kullanılan ağaç, cam, metal, kâğıt-karton vb. materyallerden yapılan ürün tamamlayıcı olan bir araçtır. Bu malzeme cinsleri arasında, matbaacıyı en çok ilgilendiren kâğıt ve özellikle karton ürünlerdir. Kartonaj: Kartonaj kelimesi dillimize Fransızca’ dan adapte edilmiş olup, Fransızca’ da sözlük anlamı olarak; karton kutu, kap geçirme, mukavvacılık ifadelerinin karşılığıdır. Günlük yaşantımızda her zaman ve her yerde karşılaştığımız, kullanıp tükettiğimiz karton malzemeden üretilmiş basılı matbaa ürünlerinin tasarımı ve üretimini anlatan bir kavramdır.

stacks_image_A12E9975-FE3B-48F8-9D2B-92E959F584D5

Konstrüksiyon: Karton ambalajın teknik tasarımı... Görsel tasarıma geçmeden önce ambalajın gerçek baskı kartonundan bir prototipinin (maketinin) üretilmesi gerekir. Bu örnek üzerinde ambalajın ürünü taşıyıp taşımayacağı, kilit sistemlerinin uygunluğu, darlığı, genişliği kontrol edilir. Ayrıca fire durumu gözden geçirilir.
Seperatör (Ayırıcı): Ambalaj ile ürün arasına yerleştirilen karton, oluklu mukavva, strafor ya da hava yastığına verilen ad. Ambalaja konulacak ürünlerin sert ve sivri noktalarının ambalaja dokunan kısımları delici olabilir. Ya da çarpmalara, düşmelere karşı ürünün daha fazla korumaya ihtiyacı olabilir. Bu ve benzeri durumlarda ürün ile ambalaj arasına seperatör (ayırıcı) yerleştirilir.
Tam Kesim: Kutu açınımını karton tabakasından ayırmak amacıyla yapılan kesimdir.
Pilyaj: Katlama yerlerinin düzgün ve kolay katlanması için yapılan ezme işlemidir. Kalın malzemelerin ezilmesinde veya 180 derece katlanacak olan yerlerde kalın ezme kullanılabilir. Ezme bıçaklarının kalınlık değeri yaklaşık olarak kullanılan kartonun 2/3’üdür.
Perforaj:Kolay kopması istenilen bölümlerin belirli aralıklarla kesilmesi işlemidir (Delik veya çentik açılması).
Çoklu Basım: Yüksek tirajlı işlerde büyük ebatlı bir tabaka üzerine çok sayıda ambalaj döşenir ve baskıdan sonra her bir ambalaj kesilerek ayrılır, katlanır ve yapıştırılır. Burada dikkat edilmesi gerekli husus, çoğaltılan filmler ile kesim kalıplarının maliyetinin doğru saptanmasıdır.
Parçalı konstrüksiyon: Belirlenen kutu tasarımının yapısına göre bazen tabaka üzerinden gereğinden fazla fire meydana gelebilir. Bu tür durumlarda, mevcut tasarımı iki ya da üçe bölerek tabakaya döşemek, baskıdan sonra ayrı ayrı parçaları yapıştırma yoluyla birleştirmek daha ekonomik olabilir. Zaman, işçilik ve tutkal gideri doğru hesaplanmak kaydıyla parçalı konstrüksiyon bazı durumlarda yararlı bir uygulamadır.
Kesim Kalıbı: Kutu açınımını karton tabakasından ayırmak için kalıp tahtaları üzerine çeşitli yöntemlerle bıçakları yerleştirerek hazırlanan kalıba kesim kalıbı denir.
Kalıp Tahtaları: Üzerine kesim şeritlerinin yerleştirildiği düzgün yüzeyli, sert ve dayanıklı tahta… Kesim kalıplarında kullanılan tahtalar 8-12 kat arasında değişen, kayın ağacı tahtasından 15-18 mm arasında kalınlıktadır. Kesim kalıbı tahtası mümkün olduğu kadar homojen bir yapıya sahip olmalı ve her bir katının su yönleri birbirine dik olmalıdır.
Bıçaklar (Şeritler): Karton ambalaj üretiminde kullanılan kesim, perforaj ve pilyaj işlemlerini gerçekleştirmek üzere üretilmiş metal şeritler.
Dekupaj: Bıçakların yerleştirileceği kanalların açılması işlemi…
Bıçak Kesim Aracı: Kesim tahtasına kanallar açıldıktan sonra bıçaklar, açılan kanala uygun uzunlukta bıçak kesim aracı ile kesilir.
Dentelaj: Tırtıklı ya da çeşitli eğimler içeren serbest kesimler.
Köprü Açma: Kesim bıçağının kontra plak üzerinde tutunabilmesi için bıçak üzerinde oluk açılması işlemi. Kontra plakta bu oluğun denk geldiği yer doludur ve bıçak buraya tam olarak oturur.
Raport: Bir desenin baskı materyali üzerinde sürekli tekrarlanması.
Hava Yastığı: Genellikle plastik malzemeden yapılmış ürünü dış etkilerden koruyan içi hava ile doldurulmuş koruyucu. Daha çok elektronik eşyalarda kullanılır.
Ürün Üniforma: Bir kimsenin, tasarımı gördükten sonra hatırlamasını sağlayan, ambalajın en anahtar grafikleridir. Bir ambalajın üzerindeki görsel tasarım unsurları. Örneğin bir kolonya kutusu üzerinde baskı olmasa da o kolonya şişesini taşır. Baskılı kısım ürünün üniformasıdır.
Marka İmajı: Çekicilik oluşturması, üzerindeki renk ve yazılarla tanıtma yapması, ambalajın satış arttırıcı imaj oluşturmasını sağlar.
Pencereli Kutu: Bazı ürünlerin (oyuncak, kalem, çakmak, parfüm vb.) ambalaj açılmadan rafta veya vitrinde gözükmesi istenebilir. Bu istek ambalaja açılacak bir oyuntudan yararlanılarak sağlanabilir. Ancak ürünün düşmemesi içinde bu pencere jelâtin vb. bir saydam malzeme ile kapatılmalıdır.

stacks_image_98DA8AFC-B4FD-43AC-B002-07035AA8C224

Temel karton özellikleri:
Su Yönü:
Kartonu meydana getiren elyaflar, üretim sırasında sahife içinde şaşırtılmalarına rağmen üretim prosesi gereği yine de akış yönünde hizalanma eğilimindedirler. Bu eğilim, kartonun suyolunu oluşturur. Diğer bir deyişle, karton yapım aşamasındayken kâğıt hamurunun suyu süzülüp, merdanelerden geçerken kâğıt lifleri bir tarafa doğru yatar. Liflerin yattığı yöne kâğıdın su yönü denir. Kâğıdın su yönü baskı aşamasında makinenin kazan miline paralel olmalıdır. Karton ambalaj özellikle otomatik dolum makinelerinde doluma girecekse karton su yönünün büyük fonksiyonu vardır. Karton suyolunun yanlış olması durumunda ambalajın dış görünümünde yaylanmalar ortaya çıkabilir, ambalajın yan yüzeylerinde dirençsizlik oluşabilir.
Gramaj:Temel özellik olan gramaj, kartonun 1 m2sinin ağırlığıdır. Gramaj sahası bir karton makinesinin belirleyici özelliklerinden birisidir. Kartonun diğer bazı önemli özellikleri gramaja bağlı olarak değişim gösterirler. Baskı, kutu yapımı, dolum ve kullanımda gramajın fonksiyonu yoktur.
Kalınlık: Kalınlık, bir karton üreticisi için en önemli özelliktir. Çünkü kutuluk kartonun en önemli özelliği olan stifnis, kalınlığın bir fonksiyonudur ve Stifnis değerinin artması öncelikle kalınlığın artmasına bağlıdır. Kalınlıktaki 1 misli artış, stifniste 5–8 misli bir artışa yol açabilmektedir. Dolayısıyla kutuluk karton üretiminde hedef, en düşük gramajda en yüksek kalınlığın alınmasıdır. Kalınlık, basılabilirlik ve işlenebilirlik için önemli bir özelliktir. Baskıda, pilyaj ve keskide sağlıklı bir çalışmanın olabilmesi için kalınlığın hem aynı tabakada, hem de balya içinde arka arkaya gelen tabakalarda homojen olması istenir.
Stifnis: Kartonun eğilmeye karşı gösterdiği direnç olarak tanımlanan Stifnis, kutuluk kartonun en önemli özelliğidir. İşte bu özellik bütün kutuluk karton üreticilerinin en iyisine ulaşmayı hedefledikleri bir kalite ölçüsüdür.
Rutubet:Kartonun 105 °C sıcaklıkta kurutulmasıyla tespit edilir. Karton rutubeti, kartonun basılabilirlik, işlenebilirlik ve hatta kullanılabilirlik özelliklerini etkilemektedir. Karton, hidrofil bir malzemedir ve rutubeti kendisininkinden yüksek bir ortama girdiğinde rutubet almaya, tersi durumda ise rutubet vermeye eğilimlidir. Dolayısıyla öncelikle karton rutubeti, çevre rutubetiyle dengede olmalıdır. Eğer bu denge yoksa, kartonla çevre arasında rutubet dengeleninceye kadar rutubet alışverişi olmakta, bu da kartonda düz duruşu etkilemekte, onun basılabilirliğini ve işlenebilirliğini engelleyen ondülasyon ve kıvrılma sorunlarına yol açabilmektedir. Dolayısıyla kartonun depolanması, basılması ve işlenmesinin klimatize edilmiş, yani rutubeti karton rutubetiyle dengede bilinen mahallerde yapılması uygundur. Karton, rutubeti düştükçe gevşekleşir ve kırılganlığı artar. Bu da özellikle yüksek gramajlarda işlenebilirlik özelliğinden olan pilyaj yapılabilirliği, olumsuz yönde etkiler ve pilyajlardaki çatlama eğilimini arttırır. Karton rutubetinin fazla olması ise öncelikle stifnisi düşüreceği için, dolumda sorunlar yaratabilir, transport ve rafta kutular bozulabilir, kullanılabilirlik olumsuz yönde etkilenir. Diğer yandan, karton rutubetinin fazla olması basılabilirlik özelliğini de etkileyebilmektedir. Karton rutubetinin fazla olması, baskı mürekkebinin hem fiziksel, hem de kimyasal kurumasını geciktirdiğinden baskıda kuruma sorunlarına yol açabilir.
Yüzey pH değeri: Karton yüzeyinin pH değeri 4,5’in üzerinde olmalıdır. Yüzey pH değeri kartonun basılabilirlik özelliğini etkilemektedir. pH değerinin 4,5 altına düşmesi baskı mürekkebinin kuruma süresini uzatır. Arka verme sorununu arttırır. Baskı plakasının çabuk aşınmasına yol açar. pH değerinin çok yüksek olması, yeterli dayanıklılığı olmayan baskı mürekkeplerini bozar. Oksidatif kuruyan keten yağı ve benzerlerinin sabunlaşmasıyla Tack problemleri oluşur.
Cobb Değeri: Karton yüzeyinin suya karşı gösterdiği direncin veya suyu kabulünün bir ölçüsüdür. Veya diğer bir deyişle kartonun tutkallama derecesidir. Ve kartonun basılabilirlik ve işlenebilirlik özelliklerini inceler. Ofset baskı tekniğinde ana ilke olarak baskı mürekkebi yanında su kullanılır. Karton yüzeyinin mürekkep almayacak kısımlarına su tatbik edilir. Kullanılan bu su, karton yüzeyi tarafından kontrollü olarak alınmalıdır. Fazla alınması durumunda çeşitli baskı sorunlarına yo açabilir.
Tozlaşma: Baskı sırasında, çapak yaparak baskı kalitesinin bozulmasına, ayrıca kalıp ve kauçuğun yıkama sıklıklarının artmasına ve dolayısıyla da duruş sürelerinin artmasına yol açması sebebiyle kartondaki tozun mümkün olan en az miktarda olması istenmektedir.
Perdah: Perdah olarak isimlendirilen kartonun yüzey düzgünlüğü, kartonun basılabilirliğini etkilemekte ve perdah iyileştikçe yeterli örtücülük için gerekli baskı mürekkebi ihtiyacı azalmakta ve baskı kalitesi iyileşmekte, baskı parlaklığı artmaktadır.

İŞLETME TERİMLERİ

İşletme: Hizmet veya mal üretiminde bulunan ve gereksinmelerin doyumuna doğrudan ya da dolaylı katılan her iktisadi kuruluşa işletme denir. Günümüzde ülkemizdeki matbaa işletmelerinde net bir uzmanlaşma olmamakla birlikte, gelişmiş ülkelerde baskı türlerine, üretim çeşitlerine ya da büyüklüklerine göre uzmanlaşmıştır.
Özel İşletmeler: Mülkiyet bakımından bir şahsa veya şahıslara ait olan işletmelere denir.
Devlet İşletmeleri: Mülkiyeti devlete ait olan işletmelerdir. Doğrudan ya da dolaylı olarak devlet tarafından yönetilirler.
Karma İşletmeler: Bunlar, sermayesi kısmen devlet tarafından ve kısmen de gerçek kişiler veya kurumlar tarafından konmuş işletmelerdir.
Kollektif Şirketler: Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirisinin sorumluluğu ortak alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan ortaklığa denir.
Komandit Şirketler: Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla kurulan ortaklık alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya birkaçının sorumluluğu sınırlanmamış ve diğer ortak veya ortakların sorumluluğu belirli bir sermaye ile sınırlanmış olan ortaklığa denir.
Anonim Şirketler: Bir unvana sahip, esas sermayesi belirli paylara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunan ortaklıktır. Ortakların sorumluluğu yükümlendikleri sermaye payları ile sınırlıdır.
Kooperatif Şirketler: Ortakların ekonomik çıkarlarını ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardım ve kefalet sayesinde sağlayıp korumak amacıyla bir ticaret unvanı altında kurulan değişir sermayeli ortaklıktır. Şahıslar ortaklığıdır, an az 7 kişiyle kurulabilir.
Limited Şirket: İki veya daha fazla kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, ortaklarının sorumluluğu koymayı yüklendikleri sermaye ile sınırlı ve esas sermayesi belirli olan ortaklıktır. Anonimdeki gibi hisse senedi çıkarılmaz. Genellikle aile kuruluşlarıdır.
Holding Şirketleri: Holding birden fazla yavru ortaklığa sahip olan, gerektiğinde onların yönetimlerine karışan bir ana ortaklıktır.
Üretim: Az bulunan şeylerin özdeksel(mal) ya da hizmet olarak çoğaltılmasıdır. Bir şeyin yararını ya da niceliğini çoğaltmaktır.
Yarar: Bir eşyanın ya da hizmetin bir gereksinmeyi karşılama özelliğine denir.
Planlama: Neyin nasıl, ne zaman, nerede, kim tarafından, ne ile ve hangi dizgede yapılacağının saptanması ve açıklanması.
Üretim Planlaması:Talep ile tesislerin kapasite ve teknik olanakları arasında denge kurulmasıdır.
Denetleme: Yapım evresindeki çalışmaların ve bu çalışma sonuçlarının plan, program, buyruk, yönerge ve diğer koşullara uygun olup olmadıklarını çeşitli metotlarla incelemek veya soruşturmak.
Üretim Araçları: Devamlı ya da geçici olarak mal ya da hizmet üretmek için üretim de bulunan bir işletmenin yararlandığı her cins madde ve işçi emeklerine denir.
Anamal (Sermaye) : Bir işletme bünyesinde, işletmenin amacına ve üretim çalışmalarına uygun olarak bir araya getirilmiş olan üretim araçlarının tümüne denir.
Durağan Anamal:
Başka bir şekil almayıp olduğu gibi kalan ve yalnız bir üretim devresinde değil, sürekli üretim devrelerine katılan anamal öğeleridir. Makineler, binalar, toprak, taşıt araçları, çeşitli eşyalar ve tesisat vb.
Oynak Anamal:
Bir üretim devresine katılan ve üretim sonunda yapılmış hale gelen ya da yapılmışın içinde yer alan anamal öğeleridir. Ham ve yarı üretilmiş maddeler, alacaklar, kasa mevcudu, kâğıt, mürekkep vb.
Hâsılat: İşletmecilikte, yapılan giderlerle elde edilen ürünlerin ve diğer bütün varlıkların getirdiği girdilere denir.

MALİYET TERİMLERİ


Maliyet:
Üretim faktörlerinin ( Hammadde, işgücü, sermaye) üretime katılmalarından dolayı ödenen katılım paylarının parasal ifadeleridir. Diğer bir ifadeyle hammaddenin mamul hale gelebilmesi için yapılan masrafların yekününe maliyet denir.
Maliyet Tahmini: Yapılacak bir işin maliyetini tahmin edebilmek için o işe gidecek malzeme, dizgi, tasarım, tarama, film, montaj, ozalit, kalıp, baskı, baskı koruma ve cilt işleri yönünden tahlil edilmelidir. Bu tahlilleri yaparken baskı makinesinin ebadını, kâğıdın gramajını, cinsini, baskı şeklini ve buna benzer durumlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Ön Maliyet: Ön maliyet siparişin üretiminden önceki tahmini maliyettir. Bununla belirli siparişin kaça mal olacağı tespit edilir. Bu tespit daha sonra müşteriye yapılacak teklife esas teşkil eder. Gerçek anlamda ve müşteriye karşı kesinlik arz eden bir teklifin yapılabilmesi için maliyet fiyatlarına ( kalıp, film, montaj, cilt, mücellit, kırım. ) ihtiyaç vardır. Ön maliyet çıkarmakla görevli kişi teknolojik bilgi ve çalışma kapasitesini iyice tanımalıdır. Ön maliyet bulunduğunda bunun üzerine işletmenin karıda eklenerek teklife yazılacak fiyat bulunmuş olur.
Son Maliyet: Son maliyet üretimden sonrasıyla ilgili bir hesaplama türüdür. Amaç başarının ne olduğunu tespit etmek veya sonucu eleştirmektir. Başarı siparişten alınan para ile son maliyetin karşılaştırılmaları sonucu ortaya çıkar ve böylece bakiye siparişle ilgili kazanç veya kaybı belirlemiş olur.
Sipariş Maliyet Sistemi: Aynı özellikleri taşımayan mamullerden farklı zamanlarda belirli miktarlarda üreten işletmelerde uygulanan maliyet sistemidir. Üretim tekniklerinin özelliğinden dolayı matbaa işletmelerinde uygulanan maliyet sistemi sipariş maliyet sistemidir.
Fiyat: Bir malın para olarak değerine fiyat denir. Maliyeti çıkarılan ürünün üzerine işletmenin karıda eklenerek o ürünün fiyatı bulunur.
Kar: Ticarette sağlanan kazanç ya da paradır. Kar oranı işletmecinin öngörümü ve tutumuna ait bir olaydır. Çünkü piyasa koşullarını, işin önemine, ivediliğine, çalışma tipine ve başka işletmelere girişine, rekabete göre bu oran değişebilir.
Ücret: İşletmeler işgücüne, üretime katılım payı olarak bir karşılık vermek zorundadırlar. Çok genel anlamıyla verilen bu para ücret olarak nitelendirilir. —Belli bir zaman süresi içinde ( gün, hafta ) yapılan hizmet karşılığında elde edilen toplam kazanca ücret denir. Devlet memurları kanununa bağlı olarak çalışanların aldıkları karşılığa maaş, iş kanununa bağlı olarak çalışanların aldıkları karşılığa ücret denir. Ücret sistemi 3’e ayrılır. — Zaman Ücreti — Parça Ücreti — Primli ücret

Matbaalarda Kullanılan Bazı Matbu Evrak ve Kullanım Amaçları


Malzeme Sipariş Formu: Matbaa’ya alınan her iş sıra numarasıyla kaydedilir. Böylece yıl sonunda ne kadar iş alındığı ve bunların tutarının ne kadar olduğu bir anda anlaşılır. Maliyetin tam ve doğru çıkarımı işletmeyi kâra götürür. Yapılan işten zarar etmemek için Malzeme Sipariş Formu kullanılır.
Ambar Stok Kartı: Ambardaki malzemelerin kullanımından sonra ambarda o malzemelerden ne kadar kaldığını belirlemek veya malzemenin fiyatını belirlemek için kullanılır.
Günlük İş Kartı: Üretimin planlanması için " Günlük İş Kartı " düzenlenir. Bu kartta hangi işin hangi makinede ve ne kadar sürede yapılacağı ayrıntıları ile belirlenir. Böylece hem matbaadaki işlerin düzenli bir şekilde çıkması sağlanır, hem de personelin daha verimli çalışması sağlanır.
Maliyet Formu:Maliyet formunda işin yapılabilmesi için yapılan tüm harcamalar yazılır. Bu suretle işin kaça mal olacağı bilinir. Hazırlanan bu maliyet formu ile işin ebadı, kullanılacak kâğıt cinsi, baskı çeşidi hakkında, grafik, film, montaj ve kalıp miktarı, mücellit, lak, selofan, baskı gibi giderlerin yanında nakliye maliyeti belirtilir. Böylece eksiksiz bir fiyat çıkarılmış olur ve matbaanın zarar etmesi önlenmiş olur.
İş Zarfı: Her işletme iş zarfını kendi bünyesine ve iş türüne göre düzenler. İş zarfının temel işlevi, üretim programına göre, işin uğrayacağı her serviste çalışanların iş hakkında temel bilgileri alması ve işletmece belirtilen temel ölçütler konusunda haberdar edilerek üretim standartlarının dışına çıkılmasını önlemektir. Böylece hem çıkan bütün işlerin kalitesi standartlaşmış olur, hem de matbaanın zarar etmesi önlenir.
Fason İş Formu: Fason iş, matbaadan matbaaya gelen sipariş herhangi bir matbaanın kendi üretimi içerisinde çözümleyemediği bir işin tamamının veya bir kısmının başka bir matbaa işletmesine devredilmesi halidir. Fason iş formu iki nüsha halinde düzenlenir. Birisi işi veren matbaada kalır, diğeri ise iş ile birlikte işi alan matbaaya gider. Bu şekilde olmasının nedeni ise bir hata meydana geldiği zaman, bu hatanın hangi matbaadan kaynaklandığını bulmaktır.
Baskı Makineleri İş Takip Formu: Bu form işin hangi makinede basıldığı ve ne zaman başlayıp ne zaman bittiği hakkında bilgi verir.
KALİTE SİSTEMİ
Kalite: Bir ürün ya da hizmetin belirlenen veya olabilecek ihtiyaçları karşılama kabiliyetine dayanan özelliklerin toplamıdır. — Kalite, bir mal ya da hizmetin tüketicinin isteklerine uygunluk derecesidir. — Kalite, bir mal ya da hizmetin belirli bir gerekliliği karşılayabilme yeteneklerini ortaya koyan karakteristiklerinin bütünüdür.
Kalite Güvencesi: Ürün ya da hizmetin kalite için belirlenmiş gerekliliği karşılanmasında yeterli güveni sağlayacak planlı ve sistematik çalışmaların toplamıdır.
ISO 9000: İşletmenin koşullarına uygun bir Kalite Güvence Sistemi ( KGS ) geliştirilmesinde ve bir başka organizasyonun KGS’ nin değerlendirilmesinde esas olarak kullanılabilecek bir modeldir. Bu model uygulandığı işletmeye işlem maliyetlerinin azaltılması, yönetim kontrolünün ve organizasyonun toplam etkinliğinin iyileştirilmesi, daha iyi bir ürün tasarımı yapılması, yeniden işleme ve müşteri şikâyetlerinde azalma, verimlilikte iyileşme, işçi-işveren ilişkilerinde darboğazların kaldırılması ve iş ortamındaki stresin azaltılması sonucu iyileşmeler yapılması, şirketin kalite kültürünün iyileştirilmesi ile çalışanlarda daha çok iş tatmini ve kalite bilincinin yaratılması, müşterilere karşı işletmenin güveninin artırılması ve dış satımda başarılı olmak için gerekli olan şirket imaj ve itibarını iyileştirme fırsatını verir…
ISO 9001: Bir işletmenin tasarım/geliştirme, imalat veya tesis kurma ile ilgili gereklilikleri tanımlar. 9001 hizmet organizasyonları içinde uygulanabilir özelliğe sahiptir. Standart, işletmenin büyüklüğüne değil, fonksiyonuna bağlıdır.
IS0 9002: Özellikleri daha önceden oluşturulmuş ve onaylanmış tasarımlar doğrultusunda imalat yapan işletmeler için uygundur. Ürün geliştirme fonksiyonu olmayan herhangi bir imalatçı ya da nakliye, ambalajlama, dağıtım ve taşıma gibi işler yapan hizmet firmalarını eğer belgelendirmek istiyorlarsa bu standarda göre geliştirilebilirler.
ISO 9003: Süreçlerin çok basit olduğu ve ürün kalitesinin nihai ürün üzerinde yapılan muayene ve testlerle belirlendiği işletmeler için uygulanabilir.
Kalite El Kitabı: Bir kalite sisteminin oluşturulması ve uygulanmasında kullanılan temel dokümanlardan birisi de kalite el kitabıdır. Kalite el kitabının ilk amacı sistemin uygulanması ve bunun sürekliliğinde kalıcı bir referans olarak hizmet ederken kalite yönetim sisteminin yeterli tanımının yapılmasını temin etmektedir. Kalite el kitabı kapsamında değişiklikler, tadilatlar, revizyon veya ekler yapmak için yöntemler geliştirilmelidir.
Matbaa Basım Sektörü Meslek Grupları
İşletme Müdürü:Firmanın KGS’ ne göre her türlü işlerinden Genel Müdüre ve Gnl. Mdr. Yrd. Bağlı olarak işletmede son karar merciidir ( Müşterilerle ilişkileri düzenler, maliyet hesabı, malzeme alımı kontrolü, uygun olmayan ürünle ilgili son kararı verir, üretim programları yapar vb. )
Sekreterya: Firmanın her türlü telefon haberleşmesini, yazışmalarını, belgelerini, kargolarını ve diğer haberleşme ( faks, teleks, internet ) işlerini düzenlemekten sorumludur. İşletme müdüründen görev ve yetki alır.
Muhasebe Müdürü: Firmanın mali işlerini ve muhasebe kayıtlarını, yasalara ve gereksinimlere uygun tutmakla görevlidir.
Muhasebeci: Firmanın muhasebe kayıtlarını yasalara ve gereksinimlere uygun tutmakla görevlidir. Muhasebe Müdüründen görev ve yetki alır.
Personel Sorumlusu: Firmanın personel kayıtlarını yasalara ve gereksinimlere uygun tutmakla görevlidir. Muhasebe Müdüründen görev ve yetki alır.
Satın Alma Sorumlusu: Firmanın satın alma faaliyetlerini işletmenin belirttiği ihtiyaçlara göre planlar, uygular. Muhasebe Müdüründen görev ve yetki alır.
Kalite Güvence Sorumlusu: Firmanın KGS’ nin işletmeye uygun olarak kurulması çalışmalarını yapmakla görevlidir. İşletme Müdüründen görev ve yetki alır.
Üretim Sorumlusu: Firmanın üretim bölümlerini yönetir. İşletme müdürüne bağlıdır.
Renk Süzüm Operatörü: Firmanın renk süzüm işlerini yapmakla görevlidir. İşletme müdürü ve üretim sorumlusundan görev ve yetki alır.
Film Çıkış Operatörü: Firmanın film çıkış işlerini yapmakla görevlidir. İşletme müdürü ve üretim sorumlusundan görev ve yetki alır.
Dizgi Operatörü: Firmanın dizgi işlerini yapmakla görevlidir. İşletme müdürü ve üretim sorumlusundan görev ve yetki alır.
Montaj Ustası: Firmanın montaj işlerini yapmakla görevlidir. İşletme müdürü ve üretim sorumlusundan görev ve yetki alır.
Baskı Baş Ustası: Firmanın baskı bölümünü yönetmekle görevlidir. İşletme müdürü ve üretim sorumlusundan görev ve yetki alır.
Kalıp Ustası: Firmanın montaj bölümünden verilen malzemeyi kalıba çekmekle görevlidir. İşletme müdürü ve üretim sorumlusundan görev ve yetki alır.
Mücellit Baş Ustası: Firmanın mücellithane bölümünü yönetmekle görevlidir. İşletme müdürü ve üretim sorumlusundan görev ve yetki alır.
Ofset Baskı Ustası: Firmanın ofset baskı işlerini yapmakla görevlidir. İşletme müdürü ve Üretim sorumlusundan görev ve yetki alır.
Makine Ustaları: Firmanın üretim makinelerini çalıştırmakla görevlidir. İşletme müdürü, üretim sorumlusu ve bağlı oldukları birimin baş ustasından görev ve yetki alırlar.
Şoför: Firmanın motorlu taşıt araçlarını kullanmakla görevlidir. İşletme müdürü ve üretim sorumlusundan görev ve yetki alır.

Reklâm Ajansı ve Reklâm Ajansı Meslek Grupları


Reklâm Ajansı: Bir ürün ya da hizmetin tanıtım faaliyetini yürütecek bilgi ve yeteneğe sahip uzmanların oluşturduğu topluluklardır. Ajanslar, boyut ve hizmet kapasitesi açısından büyük farklılıklar gösterir.
Ajans Yöneticisi: Ajans yönetimi tarafından belirlenen politikaları gerçekleştirmekle yükümlüdür. Birimler arasındaki faaliyetleri koordine eder.
Müşteri Temsilcisi: Müşteri ile ajans arasındaki bağlantıyı kurar. Ajansa karşı müşteriyi, müşteriye karşı ajansı temsil edir.Yeni müşteriler bulur. Yaptığı iş bir tür satıcılıktır. Müşteri temsilcisi müşterilerin faaliyetlerini yakından izlemek durumundadır.
Pazar Araştırma Birimi:Reklâmın yöneleceği hedef kitlenin belirlemesine yönelik araştırmaları yürütür. Ürün ya da hizmetin nasıl ve kim tarafından satın alınıp kullanıldığını anket yöntemiyle saptar ve hazırlanacak kampanyanın amaçlarını yakından belirler.
Yaratıcı Grup: Yaratıcı yönetmen ve metin yazarı yaratıcı grubun çekirdeğini oluşturur. Yaratıcı grup, tanıtım faaliyeti ya da kampanyanın ana temasını kavramsal olarak belirler ve yazılı öneriler geliştirir. Yaratıcı yönetmenler genellikle tasarım ya da sanat kökenlidir. Edebiyat, psikoloji ya da sosyoloji gibi alanlarda bilgi ve deneyim kazanmış metin yazarları ise reklâmda kullanılacak başlık ve sloganları hazırlar. Geliştirilen öneriler daha sonra müşterilerin onayına sunulur.
Sanat Birimi: Sanat birimi, sanat yönetmeninin denetiminde çalışan, tasarımcı, illüstratör, fotoğrafçı ve dizgi operatörlerinden oluşur. Sanat yönetmeni, ajansın yürüttüğü reklâm çalışmalarında tasarım ve sanata dayalı çözümlerin tek sorumlusudur. İşi alır, görev bölümü yapar, sanat birimindeki koordinasyonu sağlar ve yapılan çalışmaları denetler. Taslak yapar ve uygulamayı bizzat gerçekleştirir.
Medya Sorumlusu: Reklâm ajansı ile iletişim araçları arasındaki koordinasyondan sorumludur. Basın ve yayın organlarında yer ve süre kiralar. Basılı medyayı, yayın ve program akışını izler ve reklâmın yapılacağı en elverişli yer ve zaman dilimini saptar.
Trafik Sorumlusu: Ajansa gelen bütün işleri izler. Her işi numaralandırır, sıraya koyar, dosyalar ve denetler. İşlerin hangi aşamada olduğu konusunda sanat yönetmenine bilgi verir.
Üretim Sorumlusu: Üretim teknolojisini iyi bilmek zorundadır. Trafik sorumlusu ile birlikte çalışarak, iş akışını denetler. Basımevleri, çekim stüdyoları ve üretim sırasında işbirliği yapılan yapım şirketleri ile ajans arasındaki koordinasyonu sağlar.
Endüstri Tasarımcısı: Üç boyutlu tanıtım malzemelerini hazırlar. Sergi, fuar, eğitim programları ve ürün ambalajları için tasarımlar yapar. Malzeme ve üretim teknolojisini iyi bilmeli, yaratıcı bir kişiliğe sahip olmalıdır.
Personel Birimi: Bu birim, ajans içinde hizmet içi eğitimi organize eder. İşe yeni başlayanlar için eğitim programları

BASKI NEDİR ?

Baskı; şekil, yazı, grafik ve resimlerin gerçeğine en yakın biçimde, bir yüzey üzerine çoğaltılarak ve hızlı aktarılması olarak tarif edilebilir.

stacks_image_F44869F9-E6CD-4400-830C-37C5729561F0

OFSET BASKI

Ofset kelimesi dilimize İngilizce OFF-SET kelimesinden geçmiştir. Matbaacılıkta "Boyanın kâğıttan önce kauçuk üzerine oturması" anlamında kullanılır.

Baskı teknikleri arasında en yenisi, ofset baskı tekniğidir. Bu teknik, Alois Senefelder´in 1799´da bulduğu litografik baskı (taş baskı) tekniğinin rafine edilmiş biçimidir.

Litografi tekniği, su ile yağın birbirleriyle karışmaması ilkesine dayanır. Basılması istenen imge, yağ esaslı bir mürekkep ile yüzeyi düzeltilmiş kireçtaşı üzerine çizilir. Daha sonra bir sünger yardımıyla su, arapzamkı ve asitten oluşan bir çözelti yüzeye uygulanır. Bu çözelti, imgenin bulunmadığı yağsız yüzeyler tarafından emilirken, imgeyi oluşturan yağ esaslı bölgeler tarafından reddedilir. Taş yüzeyine merdaneyle mürekkep verildiğinde ise bunun tam tersi gerçekleşir. Bu kez, bünyesinde yağ bulunan mürekkep, imgeyi oluşturan yüzeyler tarafından kabul edilirken, imgenin yer almadığı yağsız yüzeyler tarafından reddedilir. Mürekkeplenen taşın üzerine kâğıt konur ve imge, bir pres yardımıyla kâğıt üzerine aktarılır.
Ofset baskı kalıbının hazırlanmasındaki ilk aşama; orijinallerden elde edilen çizgisel ve yarım-ton pozitif filmlerin tasarımdaki konumlarına uygun olarak bir araya getirilmesi, yani montajıdır. Montaj aşamasında, basılacak işle ilgili en son düzeltmelerin yapılabilmesi amacıyla "Ozalit Kopya" hazırlanır. Ozalit kopya, astrolon üzerine hazırlanan montajdan alınır. Yazı, fotoğraf, illüstrasyon gibi bütün çizgisel ve yarım-ton unsurlar, ozalit üzerinde gerçek baskıya oldukça yakın bir görüntü oluştururlar. Gerekli düzeltmelerden sonra, hazırlanan montaj astrolonundan fotografik yöntemlerle baskı kalıbı üretilir. Alüminyum, paslanmaz çelik ya da özel olarak hazırlanmış kâğıtlardan yapılan baskı kalıbının üzeri fotoğraf kağıtlarının üzerinde bulunan emülsiyona benzeyen ışığa duyarlı bir madde ile kaplıdır. Montaj astrolonu, kalıpla üst üste gelecek biçimde kopyalama makinesine yerleştirilir ve aralarındaki hava vakumla boşaltılır. Montaj filminin bütün yüzeyi kalıba çakıştırıldıktan sonra, güçlü bir ışık kaynağı ile pozlandırma işlemine geçilir. Pozlanan kalıp daha sonra elle ya da otomatik makinelerle banyo edilir. Banyonun içindeki kimyasal maddeler, ışık alan bölgelerdeki emülsiyon tabakasını çözer. Özenli bir biçimde temizlenip, basınçlı su ile yıkanan kalıp yüzeyinde baskıya girecek bütün unsurlar kolayca algılanabilir. Özel kimyasal maddelerle gerekli rötuşlar yapıldıktan sonra kalıp baskıya hazır hale getirilir.
Bütün bu işlemler sonucunda; kalıp yüzeyinde basılacak bölümler suyu reddedip mürekkep kabul eden, diğer bölümler ise suyu kabul edip, mürekkep reddeden bir yapıya kavuşur.

Ofset baskıda kalıptaki düz "şekiller" kauçuğa ters olarak basılır. Kauçuktaki ters şekiller kâğıda düz olarak geçerler. Kauçuk yumuşak olduğu için hem kâğıdı zedelemez ve hem de tüm detayların kâğıda geçmesine katkıda bulunur.

1905 yılında Amerikalı RUBEL, taş baskıyı geliştirme amacıyla rotatif bir makine üstünde çalışırken tesadüfen ofset baskıyı bulmuştur. 1907 yılında Batı Almanya´da CASPAR HERMANN, ilk tabaka ofset ve rotatif ofset makine planlarını üç silindir sistemine göre hazırlamıştır. VOMAG, M.A.N. ve FRANKKENTHAL gibi Alman fabrikaları 1. Dünya savaşına kadar bu planlar uyarınca tabaka ve rotatif ofset baskı makinelerini imal ettiler. Ancak savaş çıkınca bu yöndeki gelişmeler durdu. Savaştan sonra çalışmalara yeniden başlandı. 1930 yıllarında makinelerin baskı hızı saatte 3000´e ulaştı. Bundan sonraki araştırmalar, makinelerin baskı hızını daha da arttırmak, emniyet ve kalite seviyesini yükseltmek amacına yönelik olmuştur.

Ofset baskı sisteminin bulunduğu yıllarda albümin kalıp kopya metodu ile çalışılmaktaydı. Henüz film icat edilmediği için, cam negatif plakalardan çinkoya kopya alınırdı. 2. Dünya savaşından sonra reprodüksiyon filmi imalatı ve buna paralel olarak pozitif kalıp kopya sistemi geliştirildi ve yaygınlaştı. Kalıpların daha ince grenlenmesi, baskı makinelerin daha hassas çalışması, ofset baskı sisteminin kalitesini ve önemini artırmıştır.

stacks_image_8A3585FB-9AB5-4DDE-ACA4-E7EAAF90267C

Tabaka Ofset Baskı Makineleri

1) Büro teksir makineleri: Takriben 25x35 cm baskı alanına sahip olan bu makinelerle büro için gerekli formüller, cetvel işleri, el ilanları gibi işler basılır.

Bu makinelerde, renkli işlerin hassas ve temiz basılamamasının başlıca nedenleri boya ve su merdanelerinin sayı ve çap itibarıyla yetersiz olması ve ayrıca siper ve poza ayarlarının yeterince hassas olmamasıdır. Genellikle negatif film ve dolayısı ile negatif hazır emayeli kalıplar kullanılır. Bu kalıplar karton ve alüminyumdandır.

2) Küçük ofset makineleri : 46x64 cm makineler dahil olmak üzere tüm bu ebadın altındaki makineler bu gruba girer. Küçük ofset makinelerinin mürekkep ve su ünitesinin sahip olduğu merdane sayısı arttıkça, mürekkep - su dengesi kolay sağlanır. Boya kâğıda daha eşit biçimde dağılır. Makinenin çift kâğıt veya kağıtsız baskı yapmasını önleyen kontrol sistemine sahip olması bir avantajdır.

3) Orta ve büyük boy ofset makineleri: 1970´li yıllara kadar tek renkli makineler kullanılmasına rağmen artık bu makineler genellikle küçük matbaalar tarafından kullanılmaktadır. Yüksek kapasiteli matbaalar tek renkli makineleri 3. veya 5. renk baskısı, yaldız baskısı veya arka baskı için kullanmaktadır. Tek renkli bir makine ünitesi üç silindir sistemi ile çalışır. Kalıp, kauçuk ve baskı kazanları normal olarak aynı büyüklüktedir. Bazı makinelerin baskı kazanı küçüktür. Kauçuk ve kalıp kazanının çapları ise iki kat çapındadır. Diğer önemli özellikleri ise kâğıt ebadına göre değişmektedir. Çok renkli yani birden fazla rengi tek partide basabilen makineler ise çeşitli silindir düzenlerine göre üretilirler.

Tabaka Ofset Baskı Makinelerinin Silindir Sistemleri

1) Paralel Dizi Sistemi: Tek renkli makinelerdeki kalıp, kauçuk ve baskı kazan takımları birbiri ardına birbirlerine paralel olarak dizilmiştir. Her ünite, ayrı baskı kazanına sahiptir. Üniteler arasında bulunan nakil kazanı, kâğıdın taşınmasını sağlar. Renk sayısına göre üniteler altıya kadar çıkabilir. Örnek olarak M.A.N, Nebiolo, Color-metal Marinoni, Planeta gibi makineler bu sistemde çalışırlar.

2) Roland Sistemi (5 kazanlı sistem): Burada iki kalıp ve iki kauçuk kazanı arasına bir baskı kazanı yerleştirilmiştir. Kazanlar dikey biçimde ve hafif kavisli olarak dizilmiştir. İki renk baskısı yapılan kâğıt, zincirli taşıma sistemi tarafından alınır ve diğer çift renk ünitesine veya istife gönderilir. Roland, Solna ve König-Bauer fabrikaları bu sistemi uygulamaktadırlar.

3) V -Sistemi : Yan yana dizilen iki kalıp ve iki kauçuk kazanın altında bir baskı kazanı bulunur. Çift renk basan bu ünite bir V şekli oluşturur. Çift renk baskı yapılan kağıt, aktarma kazanı vasıtası ile diğer üniteye geçerek diğer iki rengi alır veya istife gider. Çift veya 4 renkli Doğu Alman yapısı Plenata makinelerinden bazıları bu sisteme sahiptir.

4) Satelit Sistemi: 4 veya daha fazla baskı ünitesi bir büyük baskı kazanı etrafında toplanmıştır. Makaslar kâğıdı bir defa tutar ve tüm renklerin basımından sonra taşıma ünitesine teslim eder. Bu sistemin avantajı ayar hassasiyetini büyük ölçüde sağlamasındadır. Bu sisteme "Vomag" sistemi de denmektedir.

5) Ön - Arka Baskı Sistemi: Bu sistemde tabaka kâğıt, aynı baskı ünitesinde hem ön, hem de arka yüzüne baskı alır ve üniteyi terk eder. Burada kauçuk kazanlar arasından geçen kâğıt, gerekli baskı basıncını her iki yüzündeki kauçuk kazanlarından alır. Kauçuk kazanlar kızaklarla temas hâlinde baskı yaparlar. Bu sisteme Kauçuk-kauçuğa baskı da denir. Rulo ofset makineleri de bu sistemde çalışırlar.

Tabaka Ofset Baskı Makinelerinin Ana Üniteleri

1) Kağıt verici sistemler

a) Emici sistem: 19. yüzyıl sonlarına kadar kağıt verme işlemi el ile yapılırdı. Ofset makinelerinin gelişmesi ile kâğıt verici sistemler de geliştirilmiştir. İlk olarak 1792´de Alman Mühendis Klein´ın denemeleri sonucunda istifteki kâğıdın en üst tabakasının hava üfleyici ile kaldırılıp ön pozaya verilmesi sağlanmıştır.

b) Rotary sistem (Spiess): Önceleri bu sistemde kâğıt, transport bantları ile alınıp yürütülür ve vakum kullanılmazdı. Vakum ile kâğıdın emilmesi tekniğinin bulunmasıyla en üstteki, serbest duran kâğıdın, küçük bir sürtme çarkı ile hareket ettirilip, pozaya götürülmesi sağlanmıştır.

c) Non-stop kademeli sistem: Bu sistemde kâğıt istifi üzerinde bulunan emici kafa, emme, üfleme ve hava akımını mekanik olarak düzenler. Kâğıdın arka kenarında bulunan iki emici, kâğıdı birbirinden ayırır ve ileri doğru iter. Aynı anda ayak biçimindeki bir üfleyici altta kalan kağıtlara basınç yapar. Böylece bu kâğıtların, en üstteki kâğıtla birlikte emilmesi önlenmiş olur. Bu arada diğer iki üfleyici 5 ile 8 tabakayı üfleyerek birbirinden ayırarak havalandırır. Havalanan kağıtlar en üstte bulunan taşıma emicileri tarafından kaldırılıp öne itilir. Böylece kâğıt, tabla üzerinde iki transport makarasının altına itilmiş olur. Ondan sonra taşıma emicileri tekrar geri dönüp diğer kâğıdı alırlar ve bir önceki kâğıdın altına sürerler. Kağıt baskıya geçtikçe verici asansör yukarıya doğru hareket eder.

2) Kağıt giriş üniteleri

a) Aparat tablası: Verici asansör ile baskı ünitesi arasındaki bağlantıyı teşkil eder. Üzerinde sonsuz dönen 4-8 adet transport bandı vardır. Daha üstte çelik borudan yapılmış bir çerçeve bulunur. Bu çerçeve üzerine monte edilmiş olan plastik tekerlekler, fırça makaraları, bilyeler, kâğıt durdurucu ve düzeltici fırçalar, tabla üzerinde yürüyen kâğıt tabakalarına yön verirler.

b) Kâğıt düzeltme tertibatı: Baskı ünitesi ile temas etmeden önce çok kısa bir süre durdurulan kâğıt, makaslara paralel hale getirilir. Hafif bir yamukluk varsa düzeltilir.

c) Poza tertibatı: Düzeltilen kâğıt, poza tertibatı tarafından yana doğru çekilerek düzgünlüğü sağlanır. Yan poza, ileri geri hareket eden bir sekman ve üzerindeki hareketli bir kâğıdı yana doğru çeken makaradan oluşur.

d) Makaslar: Ön ve yan pozası ayarlanan kâğıt, makaslar tarafından sıkıca tutulur ve döner haldeki baskı kazanına iletilir. Basılan kâğıt istife giderken makaslar geri döner ve yeni kâğıdı baskı kazanına götürür.

e) Emniyet tertibatı: Emici kafa ile makaslar arasında, makinelerin tiplerine göre değişen güvenlik tertibatları bulunur. Bunlar çift kâğıt akımını, kâğıdın geçmemesini veya kâğıdın eğri veya kırışık olma durumlarını kontrol ederler ve gerektiğinde baskıyı, kâğıt akışını, mürekkep ve su akımını durdurur ve makinenin süratini yavaşlatırlar.

3) Kağıt istif asansörü: Bütün ofset makinelerinde kâğıtlar zincirli makas sistemi tarafından alınır ve istif asansörüne gönderilir. Hızla gelen kâğıtlar emici silindir tarafından yavaşlatılarak durdurulurlar. Yan düzenleyiciler ise kâğıtların yanlarını düzeltirler.

4) Mürekkep ünitesi: Merdaneler vasıtasıyla baskı kalıbına taşınan mürekkebin yeteri kadar incelmesi için merdanelerin sayısı, düzeni ve çapları büyük önem taşır. Merdanelerin asıl görevi, mürekkebin tüm plakaya eşit incelikte dağılmasını sağlamaktır. Taşıyıcı merdane, mürekkep haznesine bitişik verici silindirden mürekkebi alır ve ezici geniş silindire verir. Sağa, sola hareket eden küçük çaplı ezici merdaneler (Vargel) büyük silindire yardımcı olurlar.
Mürekkep ünitelerinde, değişik firmaların kullandığı üç ayrı sistem yürürlüktedir.

Birinci sistemde mürekkep silindirleri, baskı kalıbı kazanının yarıçapı kalınlığındadır. (M.A.N., Roland Ultra) İkinci sistemde silindir çapları daha küçüktür. (Roland, Narris) Üçüncü sistemde ise irili ufaklı birçok silindir iki sistemin karışımını oluşturmaktadır. (Roland parva, Solna gibi firmalar)

5) Nemlendirme ünitesi: Ofset kalıbını nemlendirmek amacı ile kullanılan hazne suyu, ofset sisteminin en önemli özelliğidir. Nemlendirme ünitesinin görevi, ofset kalıbında mümkün olduğu kadar ince ve homojen bir su tabakası oluşturmaktır. Bu su tabakası ne kadar ince olursa, baskı boyası o oranda etkili olur.

a) Su ile nemlendirme sistemi: Su haznesindeki krom kaplamalı çelik silindirden alınan su, bez hortumlu verici merdaneye aktarılır. Su merdaneleri, emici havlu türü bez hortumların içine geçmiş şekilde çalışırlar. Fakat bez hortumlar su gidişindeki dengesizliği kolay düzenleyemezler. Bu yüzden özel kâğıt hortumlar geliştirilmiştir. Belli bölümlerin su ayarı için su sıyırıcı merdaneler veya hazne silindirinin suyunu azaltmak veya çoğaltmak için üfleyiciler yada pompalar kullanılmaktadır.

b) Alkol ile nemlendirme sistemi: Bu sistemde hazne suyuna % 15 ile % 30 arasında alkol ilave edilerek suyun gerilimi azaltılır ve su merdanelerine hortum takmaya gerek kalmaz.

Bu sistemde mürekkep - su dengesi çabuk kurulur. Kâğıdın nemlenmesi klasik hazne suyuna göre daha azdır. Kullanılan mürekkeplerin alkolden etkilenmemeleri ve çözülmemeleri gerekir. Ayrıca alkolün uçucu özelliği olduğu için sudaki alkol miktarı azaldıkça baskı kalitesi düşer.
Nemlendirme ünitelerinde genellikle 5 çeşit merdane sistemi uygulanmaktadır. Bunlar:

1) Dahlgreen: Alkollü hazne suyu, hazne içinde düşük turda çalışan geniş çaplı silindir ( Duktor ) tarafından, kalıpla temas halindeki ilk boya verici merdaneye gönderilir. Duktordaki fazla sular sıkıcı merdane tarafından hazneye akıtılır.

2) Miehle - Matic: Klasik nemlendirme sisteminde olduğu gibi duktordan transport silindiri vasıtası ile alınan alkollü su, geniş çaplı verici su merdanesi tarafından doğrudan doğruya kalıba sürülür.

3) Dampen - Orr: Transport merdanesi mevcut değildir. Duktordan direkt verici su merdanesine aktarılan su, buradan kalıba ulaşır. Verici su merdanesi, yumuşak kauçuktan yapılmıştır ve her iki kenarındaki kauçuk kızaklar, kalıp kazanının kızakları ile bitişiktir. Bu durum güvenli su aktarımına yardımcı olur.

4) Roland - Autodamp: Alman "Roland" firması tarafından sipariş üzerine yapılır. Bu sistemde Dampen-Orr sisteminde olduğu gibi bir tek kauçuk su verici merdane vardır. Diğer merdanelerden daha uzundur ve kalıp kazanına daha iyi uyum sağlar.Baskı durdurulduğu zaman su verici merdane çalışmaya devam eder. Transport merdanesi otomatikman yarım tur ile çalışmaya başlar, yani yarı yarıya daha seyrek su aktarır.

5) Rotaprint Hydra-Color sistemi: Bu sistemde Rota-Fluid denilen gliserinli bir eriyik direkt, kalıba boya süren merdanelere aktarılır.

Baskı Öncesi Yapılması Gereken Ayarlar ve Baskı Kontrolü

1) Kalıp, kazana, germe çubuğu vasıtası ile takılır ve vidalanır. Ayar rehberi, kalıbın düzgün ve ortalıklı takılmasında yardımcı olur.

2) Kâğıt, havalandırılarak asansöre yerleştirilir. Havalandırmanın amacı, kâğıt kenarlarının birbirine yapışmasını önlemektir

3) Mürekkep mümkün olduğu kadar kutudan alındığı gibi kullanılmalıdır. İlave gerekiyorsa, bir pleyt üstünde veya duruma göre boya haznesinde spatula ile iyice karıştırılır. Mürekkebin rengi, baskı orijinaline, inceliği de kâğıda uygun olmalıdır. Kalıptaki şekillerin durumuna ve hizalarına göre, mürekkep ayar vidalarıyla boya akış ayarı yapılır.

4) Kâğıt, boya ve kalıbın cinsine göre boya ve su merdaneleri ve bunların kalıpla temas durumları kontrol edilir.

5) Emici kafa, kâğıdın özelliklerine göre hassas şekilde ayarlanır, vakum lastikleri düzenlenir ve kontrolden geçirilir.

6) Kâğıtları tabla üstünde teker teker gönderen transport makaraların basınçları, siperler, makaslar ve çift kâğıt kontrol elemanları birer birer gözden geçirilir ve gerekli düzenlemeler yapılır.

7) Basılan kâğıtların, tek renkli makinelerde istife, çok renkli makinelerde 2. baskı ünitesine gönderilmesi için gerekli ayarlar yapılır. Ayarların doğru ve eksiksiz olup olmadığını kontrol etmek için; Öncelikle kağıt, mürekkep ünitesi çalıştırılmadan boş olarak makineden geçirilir. Daha sonra yıkanmış ve su verilmiş olan kalıba mürekkep merdaneleri vasıtasıyla mürekkep verilir ve deneme baskısı yapılır.

Makineden çıkan kâğıtlar üzerinde gerekli renk tonu, boya dağılımı, resimlerin duruşu, montaj hataları, kayma, çiftleme, ve her türlü ayar bozuklukları hassas şekilde tetkik edilir ve esas baskıya başlanır. Baskıcının dikkat etmesi gereken hususlar ise; Renk tonunun aynı kalması, ayarlı baskının bozulmaması, basılan işin temizliği, makinenin doğru olarak çalışması, kâğıdın daima düzgün gitmesi ve Mürekkep-Su dengesinin sürdürülmesidir.


OFSET BASKI TERİMLERİ

Alkol:
Baskıda kaliteyi arttırmak için kullanılan uçucu sıvı madde.
Asansör:Baskı makinesi aparatlarından biri… Baskıya girecek olan baskı materyalinin istiflendiği baskı tablasıdır. Buraya baskı materyali düzgün bir şekilde bırakılmalıdır.
Bağlayıcı:
Mürekkep pigmentlerini birleştiren sıvı madde…
Blanket: Basılacak görüntünün baskı materyaline aktarılmasını sağlamak için blanket kazanına takılan materyaldir.
Boya Ünitesi: Boya ünitesi; boya haznesi, taşıyıcı, verici, ezici ve dağıtıcı merdanelerden oluşur. Merdanelerin görevi, hazneden boyayı alıp incelterek, kalıba eşit incelikte ve düzgün olarak aktarmaktır. Kalıba boya veren merdaneler kauçuk kaplıdır. Diğer merdaneler ise çelik veya bakır kaplamadır.
Büro teksir makineleri: Küçük tabaka kâğıtlara baskı yapan küçük baskı makineleridir. Takriben 25x35 cm. ebadındadır. Kalıpları genellikle karton veya ozasol alüminyumdur.
Çok renkli makineler: Birden fazla ünitenin yan yana gelmesiyle oluşturulan makinelerdir. Ünite sayısı kadar renk basma imkânı vardır.
Emniyet tertibatı: Emici kafa ile makaslar arasında, makinelerin tiplerine göre değişen güvenlik tertibatları bulunur. Bunlar çift kâğıt akımını, kâğıdın geçip geçmediğini, kâğıdın eğri veya kırışık olma durumlarını kontrol ederler. Gerektiğinde baskıyı, kâğıt akışını boya ve su akımını durdurup makinenin süratini rölantiye (yavaşlatılmış) alır. Bu kontrol, siviçler yardımıyla veya mekanik dokunma şeklinde ya da fotosel yöntemiyle gerçekleştirilir.
Hazne Suyu: Baskıda mürekkebin dengeli bir şekilde baskı materyaline aktarılması için kullanılan suya denir.
Kauçuk – kauçuk sistemi: (Ön – arka baskı sistemi) Bu sistemde tabaka kâğıt, aynı baskı ünitesinde hem ön, hem de arka yüzüne baskı alır ve üniteyi terk eder. Burada kauçuk kazanlar arasından geçen kâğıt, gerekli baskı basıncını her iki yüzündeki kauçuk kazanlardan alır. Rulo (WEB mi?)set makineleri böyle çalışır.
Kazan devri: Kâğıt akımında makinene nin baskılı-baskısız erişebileceği dönme sayısıdır.
Küçük ofset makineleri: Büro teksir makineleri de küçük ofset makineler sınıfına girer. Küçük ofset makinesi sınıfına 46x64 cm makineler dâhil olmak üzer, bu ebadın altında baskı yapan makineler girer.
Makaslar: Ön ve yan pozası ayarlanan kâğıt, makaslar tarafından sıkıca tutulur ve döner haldeki baskı kazanına iletilir. Basılan kâğıt istife giderken makaslar geri döner ve yeni kâğıdı baskı kazanına götürür.
Merdane: Boyayı veya suyu homojen olarak baskı makinesindeki kalıp kazanına gönderen silindirik yapıdaki parçaya denir.
Merdane Kılıfı: Merdanenin üzerine takılıp, kenarları dikilerek merdaneye tutturulan suyun homojen olarak dağılmasını sağlayan beze denir.
Mizatren: Ofsette; basması gerektiği halde baskısı çıkmayan bölgelerin, baskı yapacak duruma getirilmesi için kauçuk altından yapılan besleme işidir.
Mürekkep: Pigment, vernik ve bağlayıcıların karışımından oluşan materyale renk veren maddedir.
Nemlendirme Ünitesi: Su haznesi, vargel ve su veren merdanelerden oluşur. Kalıba su veren merdaneler kauçuk, diğerleri çeliktir. Kalıba, hazne suyunun eşit incelikte ve düzgün dağılmasını sağlar.
Numaratör: Baskı makinesi üzerinde bulunan ve baskı sayarak kaç adet baskı yapıldığını belirten elektronik cihaz.
Orta ve büyük boy ofset makineleri: Bu gruba 50 cm x 70 cm. 110 cm x 160 cm ebadındaki kâğıtlara baskı yapabilen makineler girer.
Paralel dizi sistemi:Tek renkli makinelerdeki kalıp, kauçuk, baskı kazan takımları birbiri ardına birbirlerine paralel dizilmişlerdir. Her ünite, yani kazan takımı ayrı baskı kazanına sahiptir. Üniteler arasında bulunan nakil kazanı, kâğıdın taşınmasını sağlar. Renk sayısına göre üniteler altıya kadar çıkar.
Pigment: Boyanın özünü teşkil eder. Onun asıl rengini verir. Çeşitli vernik ve dolgu maddeleri ile birleştirilerek boya imalinde kullanılır.
Poza: Baskı sırasında kâğıdın makinede düzgün bir şekilde baskı kazanına iletilmesini sağlayan, ileri geri hareket ettirilebilen parçadır.
Roland sistemi: (5 kazalı sistem) Burada iki kalıp ve kauçuk kazanı arasına bir baskı kazanı yerleştirilmiştir. Kazanlar dikey biçimde ve hafif kavisli olarak dizilmiştir. İki renk baskısı yapılan kâğıt, zincirli taşıma sistemi tarafından alınır ve diğer çift renk ünitesine gönderilir.
Saatlik üretim: Sürekli baskıda ulaşılabilen baskılı tabakaların sayısıdır. Segatif: Boyanın çabuk kurumasına yarayan bir nevi sıvı kurutucu.
Siper: Kâğıdın asansörden alındıktan sonra tırnaklara gidene kadar düzgün durmasını sağlayan parçalardır.
Sparagum: Kauçuğun ezikliğini gidermek için kullanılan kimyasal maddeye denir.
Spatula: Mürekkebin ezilmesi ve karıştırılmasında kullanılan geniş ağızlı alet.
Tabaka ofset: Kesilmiş (tabaka halindeki) kâğıtlara baskı yapan makinelerdir.
Tek renkli makineler: Bu makineler üç silindir sistemi ile çalışır. Kalıp, kauçuk ve baskı kazanları normal olarak aynı büyüklüktedir. Bazı makinelerin baskı kazanları kauçuk ve kalıp kazanlarına oranla daha küçüktür.
Transparan mürekkep: Şeffaf renksiz mürekkep…
Transparan:Işığı geçiren, şeffaf…
Trikromi: Üç renkli seri boyalarla (Cyan+Magenta+Yellow) basılan tram açıları değişik olan baskı çeşididir. +Black.
Üstübü: Baskı öncesi ve sonrasında temizlikte kullanılan temizlik materyali.
V – sistemi: Ofset baskı makine sistemlerinden biridir. Yan yana dizilen 2 kalıp ve 2 kauçuk kazanın altında bir baskı kazanı bulunur. Çift renk baskı yapan bir V şekli oluşturur. Çift renk baskı yapılan kâğıt, aktarma kazanı vasıtasıyla diğer üniteye geçerek diğer 2 renk basılır.
Web ofset makineleri: Ofset baskı sisteminin gelişmiş şeklidir. Bobin kâğıtlara baskı yapar. Tabaka kâğıtlara baskı yapan makinelerden pek farklı değildir. Katlama, kesme, harmanlama, paketleme, kurutma yapabilecek cihazlar eklenerek muayyen bir iş görmek için (gazete, dergi, mecmua vs.) imal edilmişlerdir.

OFSET KALIP TERİMLERİ

Kalıp:
Montajı tamamlanmış filmlerin görüntülerinin, ışık yoluyla aktarıldığı ve bazı kimyasal işlemlerle baskıya hazır hale getirilen yüzeyi ışığa duyarlı metal plakalardır.
Kalıphane: İçinde kalıpları yıkama ve açma küvetleri, turnet, kopya şasesi, laklama masaları, kalıp rötuş masaları bulunan bölümdür.
Ecza muhafaza dolapları: Kalıp eczalarını saklamak ve muhafaza etmek için kullanılan dolaplardır.
Montaj dolapları: Çekilecek ve çekilen montajları muhafaza etmekte kullanılır.
Laklama masaları: Kalıba lak sürmede kullanılır.
Higrometre:Nem ölçme aleti. Kalıphanenin nemini ölçmede kullanılır.
Açma ve yıkama küvetleri: Pozlanan kalıbın açılması ve yıkanması için kullanılan yerdir. Tabanda ızgara bulunur. Ayrıca açma küvetleri üzerinde; kalıp açarken oluşan gazların ve buharın tahliyesi için aspiratörlü davlumbazların olması gereklidir.
Tek metalli kalıplar: Çinko veya alüminyum metallerinden oluşmuş ofset kalıplarıdır.
Çinko Kalıplar: Tek metalli kalıplardır. Tire işler için uygundur. Greni kaba olduğu için ince tramlı hassas işler için elverişli değildir. Yüzeyi donuk ve koyu renktedir. Asitten hemen etkilenir. Çabuk okside olur. Basılan kalıp, üzerindeki iş silindikten sonra gren yapılarak yeniden kullanılabilir.
Aliminyum Kalıplar:Tek metalli kalıplardır. Greni ince olduğu için ince tramlı hassas kopyalar için elverişlidir. Yüzeyi gümüş beyazı rengindedir. Asitten hemen etkilenmez. Çabuk okside olmaz. İnce grenli olduğu için az emaye ve az hazne suyuna ihtiyaç gösterdiği için avantajlıdır. Bu kalıplarda da basılan kalıp üzerindeki iş silinip gren yapılarak yeniden kullanılabilir.
Pozitif tif kalıp: Pozitif montajdan kalıp çekilir. Emayesi turnette döküldükten sonra montaj pozlandırılır. Poz gören kısımlar sertleşip kalıp üzerinde kalır. Poz görmeyen kısımlar açma banyosunda kalıpta çözülüp kalkar. Kalkan kısımlar asit çözeltisi ile derin yedirilir. Böylece 1–2 mikronluk derinliğe inen yerlere daha sonra sürülen lak yerleşir. Asıl boyayı alıp baskı yapan kısımlar bunlardır.
Negatif tif kalıp: Negatif montajdan kalıp çekilir. Kalıbın poz gören kısımları sertleşir. Poz görmeyen yerler ise banyo esnasında çözülür. İşin ekonomik yönü hesaplandıktan sonra negatif montaj gerektiriyorsa; işin negatif filmleri çekilip, negatif montaj yapılır ve negatif kalıp çekilir. Sonuçta baskı orijinalin benzeri olur.
Ozasol banyo: (Ozasol açma) Pozlandırılmış ozasol plakanın muntazam açılmasını sağlar. Tram noktalarını tahrip etmez. Plaka kenarlarındaki geç açılmayı ortadan kaldırır. Pozlandırmadan sonra plaka üzerine kâfi miktarda dökülür. İş olmayan kısımlar beyaz (plakanın rengi) oluncaya kadar banyo edilir. Piyasada yoğunlaştırılmış şekilde satılır. Yaz sulandırılma ve kışın değişik oranlarda sulandırılır. Her firmanın değişik şekilde miktarı ticari etiketlerde yazılıdır.
Tif emaye: Ofset tif klişelerinin hazırlanmasında hassas ve ince tramlı işler için asit tipi developmanlı hazır çinko ve alüminyum hassaslaştırma solüsyonu.
Tif açma: Emaye ile hassaslaştırılmış ve pozlandırılmış kalıpların developman solüsyonudur. Kalıbın muntazam açılmasını sağlar. Pozlandırmadan sonra kalıp üzerine dökülür. İş olan kısımlara tampon ile yayılır. Kalıp üzerinde dairevi hareketlerle iş olan kısımlarında beyaz köpük bırakıncaya kadar açılmasına devam edilir. Banyo artıkları rakle ile temizlenir.
Tif İndirme: Tif lakının yerleşebilmesi için gerekli derinliği sağlayan ve kalıbın tirajında çok öneli olan bir malzemedir. İstenilen indirmeyi (derinliği) çabuk sağlar. Açılan yazı veya tram noktalarını hiç bir değişikliğe uğratmaz. Açma banyosundan sonra kalıp üzerine (öncelikle iş olan kısımlara) tampon ile tatbik edilir. Rakle ile banyo artıkları temizlenir, ispirto veya su ile iyice temizlenir.
Tif Lak: Tram çukurlarına iyice nüfuz eder. İnce tabaka teşkil eder. Kalıp ispirto veya su ile temizlenip kurulandıktan sonra lak pamukla sürülür, inceltilir ve kurutulur.
Tif Karartma: Laklanan imajın daha iyi kontrol edilmesini sağlamak vs. maksatlar için koruyucu amaçlı bir developmandır. İstenilen siyah örtücülüğü verir. Kalıbın makinede hemen alışmasını sağlar. Sürülen lak kuruduktan sonra üzerine pamukla tif karatma sürülür ve pudralanır.
Koruyucu Zamk: Kalıpları bekleme esnasında oksidasyondan koruyan koruyucu maddeler ihtiva eden uzun ömürlü bir karışımdır. Kalıbın uzun süre muhafaza edilmesini sağlar. Kalıp çekiminden sonra ve makine durmalarında kullanılır.
Ozasol Baskı Plakaları: Yüzeyi elektrolitik ile kaplanan hazır emayeli plakalardır. Pozitif veya negatif çalışırlar. Su vermede üstün gelişmeler sağlar. Yüksek baskı tirajına dayanıklıdır. Pozitif ve negatif plakalar olmak üzere iki türü vardır.
Pozitif Ozasol Plakalar: Pozitif montajlar çekilir. Poz gören kısımlar banyoda çözülür gider. Poz görmeyen kısımlar baskı yapar. Yaklaşık baskı tirajı 50.000’dir.
Negatif Ozasol Plakalar: Negatif montaj çekilir. Bunda poz gören kısımlar sertleşir. Diğer kısımlar banyoda çözülür. Dayanma süresi pozitif kalıplara göre daha azdır.
Ozasol Fikser: Plakanın karartmayı çabuk almasını sağlar. Plakanın ton yapmasına mani olur. Su-Mürekkep dengesini süratle temin edilir. Banyodan sonra plaka su ile yıkanır ve ozasol fikserle fikserlenir.
Ozasol Karartma: İyi koruyucu vazifesi görür. Plaka üzerinde kuruma yapmaz. Plaka fikserli iken pamuk tamponla iş olan yerlere sürülür.
Ozasol Banyo: Ozasol kalıplarda kullanılan yoğunlaştırılmış bir banyodur. 1+9 oranında sulandırılarak kullanılır.
Çok Metalli Kalıplar:İki veya üç değişik metal tabakanın birleşmiş şeklidir. Bu metal tabakaların, su ve boyaya olan reaksiyonları birbirleri ile zıttır. Boyayı kabul etmesi gereken yerlerde lak yerine, bakır bulunur. Suyu tutması gereken yerler ise çelik, krom-çelik alaşımı ile kaplıdır. Yüksek baskı tirajlı işlerin temiz ve yoyaya doygun olarak basılabilmesine imkân verirler. Ortalama baskı sayısı 100.000’dir. Dezavantajı: Teçhizat ve kalıp olarak pahalı olmaları, bir defa kullanılabilmeleri ve tashih imkânlarının çok sınırlı olmasıdır.
Bi-metal kalıp: Bakır-krom veya bakır-nikel gibi çift tabakalı metal ofset kalıbı. Bakır veya pirinç taşıyıcı tabaka ve onun üzerinde bir krom tabakasından oluşur. Krom tabakası suyu kabul eder, boya almaz. Oksidasyonu önlemek için zamklamaya gerek yoktur. Kalınlığı 0,5 mm. Ortalama baskı sayısı: 100.000’dir.
Tri-metal kalıp: Üç metalli plakalar. (Krom, bakır, alüminyum) veya (Krom, bakır, çelik) gibi... Bu kalıplarda çelik veya alüminyum taşıyıcı tabaka üzerinde bakır tabaka bunun üzerinde de krom tabaka bulunur. Kalınlığı 0,5 mm.dir. Ortalama baskı sayısı 1.000.000 dur.
Quatro metal kalıplar: Dört metalli plakalardır. Taşıyıcı alüminyumdur, üzerine bakır onun üzerine özel bakır, onun üzerine de krom gelir. Özel bakırın faydası baskıda mürekkep akıcılığını artırmaktır. Ortalama baskı sayısı 1.000.000 dur.
Grenaj:Baskısı yapılan plakanın tekrar kullanılır hale gelmesi için yapılan temizleme işlemidir. Çinko ve alüminyum kalıplar kopyadan önce grenlendiği gibi basılan kalıpları tekrar kullanmak için silme işidir. Grenlenen kalıbın yüzeyi matlaşır. Bu yüzeyde çok küçük çukurlar oluşur. Bu çukurlar hazne suyunun tutunabilmesini sağlar. Kalıp grenlenmemiş olsa hazne suyu kalıp üzerinde kalmaz. Kalıp ton tutar. Çok metalli kalıplar grenlenmez.
Gren makinesi: Çinko ve alüminyum kalıpların üzerindeki işi silmede kullanılır. Kalıp gren makinesinin tablasına yerleştirildikten sonra, kalıbın üzerini kaplayacak şekilde porselen bilyeler dökülür. Belli aralıklarla ince özel kum ve su dökerek titreşim yardımıyla kalıbın üzerindeki işler silinir, küçücük çukurcuklar oluşur.
Mekanik Grenleme: Kalıbın kum tanecikleri ile bombardıman edilmesi, fırça yardımıyla matlaştırılması veya bilyelerle kalıp üzerine küçük çukurlar açılmasına denir.
Elektrokimyasal Grenleme: Bu yöntemde plakanın yüzeyi iletken bir banyoda elektronların alüminyum oksidi çok ince bir tabaka halinde ayrıştırmasıyla gözenekli hale getirir. Mekanik yolla matlaştırılmış plakadan greni çok daha incedir.
Hamlama asidi: Grenaj sonrasında kalıbı temizlemek için % 3 oranında kullanılır. Kalıp fırçalandıktan sonra suyla yıkanır. Grenli kalıp üzerindeki toz ve yabancı maddeleri temizler. Emayenin kalıba daha iyi tutunmasını sağlar.
Hamlama:Plaka üzerindeki yağların ve kirlerin asitli su ile temizlenmesi.
Rakle:Banyo işlemleri sırasında kalıp üzerindeki banyo artıklarının sıyrılarak atılmasını sağlayan özel lastikli sıyırgaç. Bunlara ilaveten ayrıca; mezür, pamuk, fırça, huni, filtre ve ispirto gibi sarf malzemeleri de gereklidir.
Emaye:Işığa karşı hassas kimyasal malzeme…
Turnet: Ofset kalıpları hazırlanmasında çinko plakaların emaye ile aynı zamanda kurumasına yarayan alet. Çeşitli büyüklükte yuvarlak bir dolap halindedir. Ortada bir motorla dönen kollar vardır. Bunun üzerine çinko kalıp bağlanır, döndürülerek tam ortadan emaye dökülür, kapak kapatılır; tur adedi tayin edilir, ısıtma anahtarı açılmıştır. Kısa bir müddet sonra kalıp hazır olur. Fabrikasına göre çeşitli modelleri, dik ve yatık olanları vardır. Isıtma ve kurutma tertibatı, devir sayacı, termometre, kalıp yıkamak için telefon duş tertibatı vardır.
Kopya Şasesi: Montajı hassas plaka yüzeyine geçirmeye yarayan özel ışıklı cihazlardır. Kalıp pozlandırmada kullanılır. Montajın emayeli kalıp ile vakum altında pozlanmasını sağlamaktır. Yeni çıkan şaseler; bir ışık kaynağı, çift vakum çerçevesi ile kaliteli kalıplar süratle baskıya hazır lale getirilir. Güçlü mor ışık en modern metal halojen ampulü iyi izole edilmiş, lamba ile çerçeve arasında ideal mesafe ayarlanmıştır. Cihazın bir çerçevesinde kalıp pozlanırken diğer tarafında da kalıp değiştirilebilir. Gerek ışık kaynağı gerekse çift taraflı kullanımı dolayısıyla %80 oranında zaman ve enerji tasarrufu sağlar. Ön tarafında elektronik kontrol ve kumanda sisteminde; otomatik ayarlanan poz süresi, vakum göstergesi, lamba saat göstergesi mevcuttur.
Açma tamponu: Kalıp kopya, banyo işleminde kullanılan özel fırça.
Kalıp rötuş masaları: Kalıplardaki film ve bant izlerini rötuş yapmak ve zamklamada kullanılır.
Retüş:Kalıp-kopya işlemi sırasında, istenmeyen yerlerin atılması işlemi.
Korrektör: Kopya işlemi tamamlanmış plaka üzerinde, istenmeyen yerlerin çıkarılmasını sağlayan kimyasal solüsyon.
Difüzyon Pozu: Kalıp üzerindeki bant, film, astrolon, pislik vb. izlerini pozlama yoluyla yok etmek için difüzyon perdesi ile verilen pozlamaya denir.
Hazne Suyu Konsantresi: Düz ofset baskı makineleri için asidik bir hazne suyu konsantresidir. Konvansiyonel nemlendirme sistemleri için hazırlanmış olup kalıpları oksidasyona karşı korur. Kalıbı temiz tutar, renk canlılığını ve parlaklığını temin eder. % 3 – 4 oranında 4.5 pH değerine ayarlanarak kullanılır.
Kalıp Temizleyici: Ofset baskı kalıplarındaki kuru ve taze boyaları kâğıt ve toz lifleri ile diğer birikintileri ve toplamayı süratli ve güçlü bir şekilde temizleyen mükemmel bir kalıp temizleme sütüdür. İhtiyaca göre su ile çoğaltılarak da kullanılabilir.
Lak Sökücü: Plaka üzerinde lakın giderilmesiyle grenaj zamanından tasarruf edilir. Kalıpta yapılacak düzeltmelerde eski lakı sökerek yenisi için lak yerlerini hassaslaştırır. Pamuğu emdirilmiş lak sökücü ile iyice ovulur. Suyla temizlenir.
Mizantren:Basan kısımların daha iyi çıkması için ve basılacak işten daha iyi netice alabilmek için kalıp arkasında veya kazan kâğıdında yapılan işleme denir.
Ton Giderici: Ofset plakalarında tam bir temizlik yaparak, kurumuş mürekkep, yüzeydeki oksidasyon, tonlama ve diğer kirleri temizleyen ve güçlü temizlik özelliği ile imaj sahalarının mürekkep tutma özelliğini arttıran bir karışımdır. Çinko ve alüminyum kalıplarda, baskı öncesi, baskı anı ve baskı sonrası meydana gelen oksitlenmeyi giderir. Kalıpların tekrar kullanılmasında koruyucu olarak uzun süre saklanmasını sağlar. Ton yapan kısımlar pamuk ve süngerle iyice ovulur. Bol su ile temizlenir.
Tram: Gerek tipo baskıda klişe, gerek ofset ve tifdruk baskılarda kalıp yoluyla resim basmaya yarayan noktacıklardır. Baskı çeşidi ve baskı malzemesine göre göre cm2’ye düşen nokta sayısı değişir.
Termal Kalıp: Bilgisayardan kalıba sisteminde kullanılan lazer yöntemiyle üzerine görüntü aktarılan ısıya duyarlı kalıplardır. Bu kalıpların üzerine görüntü aktarılırken direkt bilgisayardan verilen komutla lazerli pozlama yapılır. Son teknolojik ofset makinelerinde (Speedmaster vb.) kullanılabilindiği gibi klasik ofset makinelerinde da kullanılabilir.
Polyester Kalıp:Film gibi pozlandırılıp yeniden kalıp çekmeye gerek olmadan baskı makinesine bağlanabilen kalıptır. Her türlü ofset makinelerinde kullanılabilir.

TİPO BASKI

Tipo baskı, kabartma şekillerle yapılan baskıdır Baskı yüzeyi mürekkeplenip, kağıda bastırılır. Böylece mürekkep, basınçla kağıda geçirilir.

Tipo baskı, baskı
işlemlerinin en eskisidir. Çinlilerin VIII.ve IX. yüzyıllarda tahta bloklar üstüne yapılmış kabartmalarla bir tür baskı yaptıkları bilinmektedir. Günümüzdeki anlamıyla tipo baskıysa. 1450'de Avrupa'da, GUTENBERG'in, sözcükleri oluşturacak biçimde bir araya yerleştirilen tek tek harfleri dökmesiyle başlamıştır.

Tek tek harflerle baskı yapılmasını sağlayan tek yöntem, tipo baskıdır. Tipo yöntemi, sonradan düzeltme gerektiren baskılarda yaygın olarak kullanılır.

stacks_image_5A21802B-0965-4D9F-B553-3DEB7B88D27A

TİPO BASKI TERİMLERİ

Yüksek baskı:
Tipo baskı sistemidir. Basan yani boya alan kısımlar yüksekte olduğu için bu ismi almıştır.
Hurufat: Matbaacılıkta sıcak dizgide kullanılan büyük küçük bütün harfler, rakamlar ve şekillere denir.
Harf kasası: Dökülmüş harfleri düzenli bölmelerde saklayan veya hizmete koyan özel yapılı kutulardır.
İşaret kertiği: Harfin kalın yüzeyindeki oyuk.
Düz baskı: Litografi adı verilmiş olan taş baskıdır.
Tire: Siyah ve beyaz gibi iki tondan oluşma yani ara tonların bulunmaması durumu.
Orijinal:Klişesi yapılmak üzere hazırlanmış olan bir fotoğraf, bir resim çizgi ile yapılmış bir şekil ve bir harta örneğidir.
Klişe: Matbaada harflerin ve resimlerin basılması için hazırlanan m e t a l kalıplardır. Yâda tipo baskı kalıbı…
Dycril ve printight: (Daykıl) Bir nevi naylon klişe. Fotopolimer tabaka.
Tire klişe: Siyah-beyaz olarak hazırlanmış bir orijinalin noktasız (tramsız) ton farkı olmadan hazırlanan baskı kalıbı.
Ototipi klişe: Yarım ton resim ve fotoğrafların tram kullanmak suretiyle yapılan baskı kalıbı. Altlık: Klişe baskıda, klişe kalıbının altına konulan m e t a l yükseklik… Anterlin: Dizilen satırların birbirine karışıp bozulmaması için satır aralarına konulan umumiyetle iki punto genişliğindeki m e t a l boş satır.
Garnitür: Çember içindeki sayfaların düzenlenmesi için kullanılan büyük boş malzeme.
Boş takım: Dizgide kelime ve harf aralarını doldurmak için kullanılan hurufat m e t a linden yapılan yarım puntodan bir kadrata kadar olan dizgi malzemesidir.
Gale: Dizilen kalıpların bağlanmak ve taşınmak üzere yerleştirildiği tabla.
Çember: Tipo baskı için hazırlanan dizgi kalıpları ve klişelerinin düzenli olarak bağlanmasını sağlayan, her baskı makinesinin kendi ölçüsüne göre ezel boyutlarda hazırlanmış olan dörtgen demir çerçeve. Vizo: Kalıp sıkıştırmada kullanılan vidalı kilit tertibatı.
Takatuka: Kalıpta hurufatı veya basılacak kalıbı bir düzeye getirmek için vurularak kullanılan tahtadan alet.
Mizantren: Tipo baskıda kullanılan kalıbın her bölümünün aynı kalitede baskı yapması için kalıp altından veya kazan kâğıdında yapılan işleme denir. Veya basılacak bir yazı veya resim formasının bazı yerleri hafif ve bazı yerleri kuvvetli basar ki bu kusurları düzeltmek için yapılacak işe mizantren denir.
Çift: El dizgide harfleri düzeltmek veya değiştirmek için kullanılan cımbız şeklinde alet.
Dubleks: Tram açıları farklı aynı iki klişe ile veya yine aynı kliye ile yarım tram kaydırılarak iki renk basılan baskıya verilen ad.
Espas:
Harflerin yan yana getirilmesiyle meydana gelen kelimelerin aralarına konulan harflerden daha kısa olan m e t a l parçalara ara boşu yada espas denir.
Dublton boya: Tek renk basıldıktan sonra iki renk gibi gözüken boya.
Galvano plasti: Kaplama kalıp.
Soğuk baskı: Ciltler ve kâğıtlar üzerine yapılan kabartma boyasız baskı. (Gofre)
Gofre: Kâğıdı baskıda kabartma işlemi.
Karışık kalıp: El dizgi kalıbı içinde, makine dizgi ve klişe olursa bu kalıba karışık kalıp denir.
Matris: Sıcak dizgide döküm için kullanılan dişi harfler.
Matris kâğıdı: Stereotipide döküm için kullanılan dişi mukavva kalıp.
Papye kâğıdı: İçinde herhangi bir dolgu maddesi olmayan emici yumuşak kâğıt.
Ara kâğıdı: Yeni basılmış olan işteki boyanın, kendisinden sonra gelen kâğıdın arkasını kirletmemesi için araya konulan emici veya bir tarafı parlak kâğıt.
Perforaj: Baskı makineleri ile kâğıdın kopması için yapılan noktaları veya çizgileri delme işlemi veya m e t a l çizgi.
Pliyaj: Konik; cilt işlerinde, katlanmayı kolaylaştırmak için, karton veya mukavva üstünde oluk açmak.
Plunger: Makine numaratörünün rakamlarını döndüren yazı kısmı.
Pedallar: Tipo baskı makinesidir. Bu tip makinelerin ilk modelleri ayakla çalıştırıldığı için bu ismi almışlardır. Yüksek baskı sistemi içinde pedallar, el tezgâhları dediğimiz baskı preslerinin geliştirilmiş şeklidir. Bu makinelerde baskı kazanları düzdür. Diğer makinelerde ise baskı kazanı silindiriktir.

FLEKSO BASKI:

Doğrudan yüksek baskı sisteminin bir dalıdır. Baskı kalıbının yüzeyinde yüksekte kalan işli alanlardaki mürekkep almış görüntülerin basınç etkisiyle baskı malzemesinin üzerine geçirilmesi esasına dayanan bir baskı yöntemidir. Kalıbı lastik olan baskı tekniğidir.Flekso baskı yönteminde kullanılan baskı kalıplarının baskı kalıplarının baskı yapan kısımları yüksektedir. Baskı kalıplarının basmayan kısımları ise derindir. Flekso baskı makineleri rotatif oluf bobin kâğıt veya plastik folyeler üzerine baskı yapar. Flekso baskı sistemi çoğunlukla ambalaj, etiket ve gazete baskısında kullanılmaktadır.

stacks_image_97BE69A9-75EA-4AFB-A8C1-7F479B03EC9A

FLEKSO BASKI TERİMLERİ

Anilin boya:
Taş kömürü eterinden elde edilen organik boyadır. Flekso baskıda kullanılır.
Anilox merdane: Tramlı merdane. Görevi hazne merdanesinden aldığı mürekkebi baskı silindirine aktarmak olan anilox merdane krom veya seramikle kaplı m e t a lden yapılmış olup üzerinde lazerle oyulmuş olup eşit derinlikte gözenekler bulunmaktadır.
Hazne merdane: Mürekkep püskürtme merdanesi
Rakle: Mürekkep sıyırma bıçağı.
Polietilen:Etilen gazının yüksek basınç ve temperatör altındaki polimerizasyondan meydana gelen termoplastik (yani ısı ile yumuşayıp yapışabilen bir filmdir. Ambalaj ve baskı sektöründe kullanılan ucuz ve şeffaf film.
Polivenil klorür (PVC) : Vinyl asetat ve vinyl klorür monom erlerinin polimerizasyondan elde edilen PVC film kokusuz, şeffaf, elastik ve termoplastik bir yapıya sahiptir.
Polipropilen: Dökme PP film aynen PE gibi baz reçinenin çeşitli katkı maddeleri ile takviye edilmesinden sonra meydana gelir.
Selofan:Odundan elde edilen selüloz daha sonra kimyasallarla reaksiyona sokularak viskoz ve daha sonra da selüloz hidrat haline getirilerek film şeklinde preslenir. Bu preslenen filme selofan denir.
Poliamid film: Isı yapışmadığı için genellikle PE ile lamine(birleşik) kullanılır.
Polyester: Polyester filmler (Pet)
Film: Ambalaj dalında film lifsiz organik bir maddenin ince ve elastik bir tabakasıdır.

stacks_image_27058663-73B7-4EC3-B4EC-D0336CBF4938

Metalize film: M e t a lizasyon bir filmin düşük basınç altında rezistans ile ısıtılan seramik çubuklar üzerinde oluşan alüminyum buharları ile kaplanmasıdır. Bu metot kaplama, ambalaj sektörü için en ekonomik olduğundan dolayı çok kullanılır.
Alüminyum folyo: Su buharı ve gazlara karşı en iyi bariyer malzemelerden birisidir. Alüminyum folyonun kullanıldığı laminasyonlar sırasında karışıklıklar daha sonra folyonun yırtılmasına neden olur. Tamamen zehirsizdir. Dünyada gıda maddeleri ile direkt temas etmesine izin verilen malzemedir.
Laminasyon: Genel manada iki veya daha fazla materyalin birleştirilerek tek ve dayanıklı bir malzeme haline getirilmesi işlemi.
Solvent: Tiner, neft, terebentin, vernik gibi eriyiklerin (sıvı akışkan) genel adı.
UVC pozu:Flekso baskıda kalıp pozlama için kullanılan ve dalga boyu en düşük olan ışık kaynağı. UVC-pozu plaka yüzeyindeki yapışkanlığı ortadan kaldırır. UVC ışığı insan gözüne son derece zararlı olduğundan çıplak gözle bu ışığa direkt olarak bakılmamalıdır.
Nyflex kalıpları: Bu plakalar oldukça yumuşaktır. Oluklu mukavva baskılarında tercihen kullanılır. Sertlikler 34–42 Shore arasında değişmektedir.
Fotopolimer:Plastik klişe ana maddesi.
Fotopolimer kalıpları:
Polimer (plastik) malzemeden fotomekanik usullerle üretilen kalıplara Fotopolimer kalıp denir. Bu kalıplar genellikle bükülebilir şekilde yapılmaktadır.
Flekso baskı kalıpları:Flekso baskıda hazırlanma yöntemine göre ayrılan iki ana kalıp türü vardır. Bunları lastik ve kauçuk kalıplarıdır.
Çinko klişe: Çinko klişenin hazırlanması fotomekanik yedirme yöntemi ile yapılmaktadır. Bu yöntem 2 şekilde yapılmaktadır. a)- Manuel olarak hassaslaştırma b)- Fabrikasyon olarak hassaslaştırma
Shore: Flekso baskıda kullanılan klişelerin sertlik derecesi.
Rölyef:Kabartma etkisi
Densite: Filmin yoğunluk değeri. Ya da kâğıt üzerindeki renk yoğunluğu…
Forsa: İki kazan arası basınç ayarı.
Şap banyosu: Asit banyosu… Çinko kalıbın yıkanması için yapılır.
Emülsiyon: Kalıba dökülen hassas madde… (Işığa karşı duyarlı madde)
Hidrometre: Asitölçer…

TİFDRUK BASKI

(Almanca tif=derin, druck=baskı) Oyulmuş bakır kalıplarından baskı yapılan sistemdir. Mürekkep haznesi içinde baskı motifini belirleyen değişik derinlikteki çukurlarla kaplı bir silindir dinmekte, bir ragle sıyırıcı basmayacak bölümlerden fazla mürekkebi sıyırmakta, kauçuk kaplı bir merdane ise kâğıdı silindir üzerine presleyerek baskıyı gerçekleştirmektedir.

stacks_image_7565B62C-677A-47DB-81C1-C27209EF0497

TİFDRUK BASKI TERİMLERİ

Çukur baskı makinesi: Baskı yapan kısımlar çukur, yapmayan kısımlar ise yüksek olduğu kalıplardan baskı yapan makinelerdir. Baskı kalıptan kâğıda direkt olarak yapılır. Bu makinelerin diğer yaygın adı tifdruk baskı makineleridir. Almanca "tief" (derin), "druck" (baskı) kelimelerinden üretilmiştir.
Transfer makinesi: Çok renkli işlerde pigment kâğıdının silindire geçirilmesinde kullanılan makinedir.
Pigment kâğıdı: Çukur baskı kalıplarının hazırlanmasında kullanılan yüzeyi ışığa hassas kâğıt… Üzeri boyalı jelâtinle kaplı 120 – 150 gr/m2 lık kartondur. Bu karton odunsu ve selülozdan yapılmış ve tutkallanmıştır. pH derecesi 7 dir. Kimyevi reaksiyona girmez. Tutkallı olmasının nedeni boyutlarını değiştirmemesini sağlamak içindir. Pigment kâğıdının üzerindeki jelâtinin görevi, resmi taşımak, silindire aktarmak ve kabarma oranına göre asidin silindire değişik oranlarda işlemesini sağlamaktadır.
Polyester film: (Auto film) Pigment kâğıdı yerine kullanılır. Uygulama aynıdır. Pigment kâğıdı 150 g/m. lık kartondan yapıldığı için ve üstelik de ıslak çalışıldığı için boyutlarını değiştirebilmektedir. Polyester filmlerde pigment kâğıdındaki jelâtin tabakasına sahiptir. Yalnız kâğıt yerine taşıyıcı olarak polyester film kullanılmaktadır.
Strip: Polyester filmde, polyester ile jelâtin arasında bulunan bağlayıcı bir tabakadır. Bu tabaka, film silindire sarıldığı zaman jelâtin tabakasının silindire kolaş göçmesine yardımcı olur.
Gümüş halojen film: Silindir kopya filmidir. Pigment kâğıdı veya polyester filminin yerine kullanılır.
Direkt silindir kopyası: Pigment kâğıdı, polyester film veya gümüş halojen filmlerini pozlandırıp banyo etmek yerine hassas emülsiyonu doğrudan doğruya silindir yüzeyine sıvanır. Pozitif montaj silindir üzerine pozlandırılır. Tashih yapılır. Sonra asitle yedirme işlemi yapılır. Bu sistemin avantajı; resim boyutlarının değişme sorununu ortadan kaldırır. Modern tifdruk silindir hazırlamada direkt kopya sistemi uygulanmaktadır.
Elektronik gravür:Elektronik silindir hazırlama sistemidir. Baskı görüntüsünün pozitif filmden doğrudan doğruya bakır silindir üzerine transfer edilerek yapılmasıdır.
Sodyum bikarbonat:Pigment kâğıdının ışığa duyarlı hale getirilmesine yarayan kimyevi bir maddedir. Pigment kâğıdı potasyum bikarbonat eriyiği içinde banyo edilerek, ışığa duyarlılık kazandırılır. Potasyum bikarbonat(K2Cr2O7) yerine amonyum bikarbonat ((NH4)2Cr2O7) kullanılabilir.
Tifdruk tramı:Siyah kareler halinde veya tuğla biçimindedir. Kalıp silindiri üzerinde boya çukurlarının ve çukur çevrelerinin oluşmasını sağlar. Boya sıyırıcı raklenin temas ettiği kısımlar tramda şeffaftır. Şeffaf kısımların, siyah kısımları oranı normal olarak 1/3, 1/4, 1/5 oranında olanları vardır. Tifdruk tramını, ofset ve tipoda kullanılan tramlardan tamamen ayırmak gerekir. Çünkü tifdruk tramı, yarım tonları noktalara çevirmek için kullanılmaz. Yalnızca raklenin boyayı sıyırması için zemin teşkiline yarar.
Klasik sistem tramlama:Burada, tramlar, yüzey itibari ile aynı büyüklükte, ancak resim tonlarını değişik derinlikteki noktaların aldığı boya miktarları ile sağlanıyor.
Oto tipi tramlama: Bu da tifdrukta tramlama sisteminden birisidir. Nokta büyüklükleri, tipo ve ofsette olduğu gibi, değişiktir. Bu noktaların çapları, resim tonlarını verir. Noktaların derinlikleri aynıdır. Noktaların çevrelerinde, raklenin boyayı sıyırması için gerekli olan çizgiler bulunur. Bu çizgiler tramlı pozitif lith filmdeki şeffaf biçimdedir. Oto tipi tifdruktaki noktaların hiçbiri birbiri ile temas halında değildir. Her nokta bağımsız olarak bulunur. Bu tifdruk oto tipi tramını, ofset ve tipo için kullanılan tramlarlardan ayıran bir özelliktir.
Rakle:Kalıp silindirinden boyayı sıyıran mekanizmadır. Boya sıyırıcı raklenin temas ettiği kısımlar tramda şeffaf olan kısımlardır.
Soğuk ışık: Pigment kâğıdın kopyasında poz aracıdır. Isınmadığı için pigment kâğıdı fazla etkilenmez, genleşmez. Eğer pozda kâğıt ısınırsa pigment kâğıt genleşir, uzar bu da ayarsızlığa neden olur.
Galvano sistem: Çelik silindir üzerine bakır kaplanmasıdır. Bakır kaplanması galvano sistem ile yapılmaktadır.
Ballard bakır kaplama: Silindire bakır kaplama sisteminden biridir. Yaklaşık 0,5 mm. kalınlığındadır. Bu tabaka parlatılır. Kopyadan sonra, asitle yedirilerek baskı yapacak çukurlar oluşturulur. Baskı işi bittikten sonra silindir üzerinden sökülüp, elektroliz yolu ile yeniden kaplama işlerinde kullanılır. Bu sistem bir defa kullanılır.
Temel bakır kaplama: Bu da silindire bakır kaplama sistemidir. Bu tabaka daha kalındır. Yaklaşık 3 mm’ dir. Baskıdan sonra çukurlar kayboluncaya kadar üstten sıyrılıp, sonra üzeri yeni kopya yapılır. Bunun dezavantajı her sıyırmada temel bakır tabakası incelir. Dolayısıyla silindirin çapı da daralmış olur. Bu dezavantajdan dolayı bu sistem tercih edilmemektedir.
Asfalt lakı: Bakır silindire yedirme işlemine başlamadan önce, silindir jelatinsiz yani basmayacak bölgeleri veya hatalı kısımları, kapatmaya yarayan maddedir.
Yedirme: Bakır silindirin "Demir III Klorür" FeCl3 ile derinlik (çukurlaştırma) yapma işidir. Yedirme işleminden sonra silindir baskıya verilir.
Arttırma tashihi: Silindir çukurlarının daha çok derinleştirilmesi ve resim tonunun daha yükseltilmesi demektir. Arttırma tashihi için önce silindir yüzeyi temizlenir. Merdane dayanaklı boya verilir, yedirilmek istenen çukurluklar çıplak kalır. Korunmak istenen çukurlar boya ile doldurulur. Sonra yedirme yapılır. İstenen derinliğe ulaşınca yedirme tamamlanmış olur.
Eksiltme tashihi: Silindir çukurlarındaki derinliğin azaltılarak resim zayıflatılmasına denir.

TAMPON BASKI

Klişe üzerine verilen boya bir Rakle ile sıyrıldığında yalnızca dış kısımlarda kalır. Silikon ve yağ karışımından oluşan tampon ise bu dişi kısımda kalan boyayı alarak basılması istenilen cismin üzerine bırakılır. Bu tamponun in büyük özelliği boyayı kolay kabul etmesi ve kusursuz aktarmasıdır.

stacks_image_EB6C4E92-8F31-43E7-8BD0-C3A987248C1B

TAMPON BASKI TERİMLERİ

Fotopolimer Klişe
: Plastik kalıp
Klişe: Pozitif film görüntüsünü taşıyan kalıp.
Rakle: Fazla boyayı sıyıran bıçak.
Silikon Tampon: Klişeden görüntüyü alıp baskı materyali üzerine aktaran silikon ve yağ karışımından oluşan tampon.
Morlock Gf: Tampon baskı makinesi türüdür. Mürekkebin çevre ile ilişkisi kesilmiştir. Bu sebeple hiç sulandırmadan iki üç gün kullanılabilir.
Morlock Mtr1: Tampon baskı makinesi türüdür. Yapışkan bir bant vardır ve bu yapışkan bant programlandırılan baskı sayısına gelindiğinde tampon altına hareket eder.Tampon bu yapışkan banda basınca üzerindeki boya artıklarını bırakır.
Morlock Mds500: Tampon baskı makinesi türüdür. Büyük ve üç boyutlu parçalar üzerine dört renge kadar baskı yapabilirler.
Hazne: Baskıda kullanılacak boyanın konulduğu ve boyayı koruyan m e t a l kap.
Koruyucu Bant: Klişenin üzerinde bulunan ve onu ışığa karşı koruyan bant…
Tesbit Banyosu: Pozlandırılan klişenin açılmasını sağlayan banyo.
Kapatma Lakı: Klişe tespit banyosundan çıkartılıp el değmeden suda yıkanır ve kurutulur. Kurutulduktan sonra hatalı yerlerin kapatılmasında kurutma lakı kullanılır.
Demir klorür Dolu Küvet:Tespit banyosuyla açılan kısımların açılmasında kullanılan ve içinde Demir klorür bulunan küvetlerdir.

SERİGRAFİ

İpek Baskı - Şablon Baskı - Elek Baskı diye de anılan serigrafi, tekstil sanayiinde, grafik sanatlarda ve baskı resim çalışmalarında yaygın olarak kullanılan bir baskı tekniğidir. Bu teknikte; metal ya da ahşap çerçeveye gerilmiş ipek, plastik veya metal dokumadan oluşan elek şeklindeki kalıp üzerinde baskı yapılacak yerler açık bırakılıp diğer yerler maskeleme, boyama ya da fotomekanik yöntemlerle kapatılır. Sonra bu eleğin içine konulan baskı boyası (mürekkep) , bir sıyırıcı (rakle) ile sıyrılarak açık kalan yerlerden kağıt, cam, kumaş, vb. malzemeler üzerine geçirilir.

stacks_image_AABC7E47-69E9-4EF7-B61E-267C24E5D11D

Serigrafi Baskı Gereçleri :

Grafik sanatlarda, baskı resim çalışmalarında sıkça kullanılan serigrafi tekniği için gerekli olan araç- gereçleri tanımanın, uygulamadaki sorunları en aza indirmek açısından önemi büyüktür.

Gazeler (Elek dokumalar):
Konuşma dilinde genellikle “ipek” olarak isimlendirilen gazeleri üç grupta incelemek mümkündür.

İpek dokuma: Tabii ipeğin en iyi kalitesinden yapılır. Emilsiyonu daha kolay tutar. Esnektir. Çok fazla germe olanağı olduğundan küçük ve orta boy baskılarda sıkça kullanılır.
Sentetik dokuma: Plastik maddeden yapılan bu dokumanın mürekkep geçirgenliği fazladır ve kimyasal maddelere karşı çok dayanıklıdır. Uzun süre kullanılabilir. Emilsiyon kolay temizlenir.
Metal dokuma: Broz ve paslanmaz çelik tellerden dokunur. Esnekliği çok azdır. Çabuk gevşer, kolay bükülür ve kırılır. Trikromi baskıya çok uygundur.

Dokumalardaki iplik kalınlığı ve iplik sayısı mürekkep geçirgenliği açısından önemlidir. İplik sayısı, cm2’ deki ipliği belirtir. İplik kalınlığı ise dokumanın kuvvetini belirler. İnce (Small), Orta kalın (Medium), Kalın (Thick) ve Çok Kalın (Heavy Duty) olmak üzere uluslararası standartlara uygun dört ayrı iplik kalınlığı vardır. Dokuma ipliklerinin kalınlığı arttıkça ilmekler arasındaki açıklık ve boş elek yüzeyi azalır. Genellikle elek dokumalar, baskısı yapılacak işe uygun iplik sayısına göre seçilir. Örneğin, tramlı bir resim için 180- 200’ lükdokuma, ince yazılı bir baskı için 130- 140’ lık bir dokuma, testil üzerine baskı yapılacagında ise 40- 50’ lik bir dokuma seçilmelidir.

Çerçeveler :
Dokumalar, ahşap ya da metal bir çerçeveye gerildikten sonra kullanılabilir. Ahşap çerçeve, nem,sıcaklık ve ipek germelerinde deforme olmasına karşın en çok kullanılan çerçevedir. Hafiftir, hazırlanması kolay ve ekonomikir.

Genellikle çam tahtasından olanlar tercih edilir. Çerçeve kalınlıgı, eleğin büyüklüğüne göre 5x5 cm veya 8x8 cm olabilir. Nem ve ısıdan fazla etkilenmemesi için çerçevenin önceden boyanmasında yarar vardır.

Metal çerçeveler, 40x40x2 mmboyutlarındaki alüminyum ya da galvanizli demir borulardan yapılır. Eğer çerçeve paslanırsa dokuma zarar görür. Metal çerçevelerde dokumanın iyi yapışması için çok düzgün olan yüzeyin pürüzlendirilmesi gerekir.

Rakleler (Sıyırıcılar) :
Rakle, elek üzerindeki boyanın şablon deliklerden baskı yapılacak yüzeye geçmesini sağlayan sıyırıcıdır. Rakleler, değişik profillerde kesilmiş kauçuklardır. Agaç, çam ve çelik olanları da vardır. Kauçuk ve lastik rakleler, tahta veya alüminyum tutuculara takılarak kullanılır. Baskı yapılacak malzemenin cinsine, şekline, kullanılan mürekkebe, mürekkebin yüzeye yayılma derecesine ve baskı motifinin özelliğine göre rakle seçilmelidir. Kalın bir mürekkep tabakası isteniyorsa köşeleri yuvarlaılmış rakle kullanılmalıdır. Fakat fazla mürekkep, baskı kenarlarını bozabilir. Kagıt, karton ve benzeri malzeme üzerine yazı veya tramlı bir resim basılacaksa köşeleri dik açılı olan rakle tercih edilmelidir. Boyayı çok fazla emen tekstil türü malzemeler için ucu tamamen yuvarlatılmış rakleler kullanılır.

Serigrafi Baskı Mürekkepleri :
Serigrafi baskılar için her türlü boya kullanılabilir. Önemli olan baskı yapılacak yüzeye ve baskı konusuna uygun boyayı seçmektir. Ayrıca bu boyanın ipek dokusuna ve rakle yapısına uygun kıvamda (incelikte) olması gerekir. Naylon dokumalar, baskı mürekkebindeki asit ve alkalilere karşı dayanıklıdır. İpek dokumalar ise alkalilere karşı hassastır.

İncelticiler, Geciktiriciler, Hızlandırıcılar :
Serigrafi mürekkebinin yapışkanlıgını (viskozitesini) düşürmek için yeteri kadar inceltilmesi gerekir. Bu inceltme, mürekkebin ipek gözeneklerinden kolay geçmesini ve elegin baskı yüzeyinden kolay ayrılmasını saglar. İnceltici tiner her boya serisine göre degişebilir. Terebentin, Boya inceltmede sıkça kullanılan bir maddedir. Selülozik boyanın Selülozik inceltici ile, sentetik boyanın sentetik inceltici ile inceltilecegi unutulmamalıdır.

Geciktirici tiner, mürekkebin yüzey üzerindeki kuruma süresini geciktirir. Çogunlukla yaz aylarında kuruma süresini uzatmak için kullanılır.

Hızlandırıcı tiner, boyanın kurumasını hızlandırır. Özellikle beklemeden birkaç renk baskı yapılacaksa, boyaya yeteri kadar hızlandırıcı katılmasında yarar vardır. Bu tiner de genellikle kış aylarındaki baskılarda tercih edilir.

Temizleyiciler :
Baskı sonrası ipekte kalan artık boyalar, boyanın özelligine uygun temizleyicilerle temizlenir. Temizleme işi, ipegin uzun süre kullanılabilmesi için çok titiz ve aceleye getirilmeden yapılmalıdır. Selülozik boyalar, selülozik tinerle, sentetik ya da yarı sentetik boyalar ise sentetik tiner veya terebentinle temizlenir. Sentetik boyalar için (saglık yönünden ve ekonomikliği nedeniyle) gazyagı da iyi bir temizleyicidir.

Diğer Gereçler :
Kalıp hazırlarken, baskı yaparken ve baskı sonrasında kullanılan bazı gereçler vardır ki, gelişmiş bir serigrafi atölyesinde buunların bulunması çalışmayı kolaylaştırır Serigrafi tezgahı Makinesi veya masası : Serigrafi makinesi, elek çerçevesinin baglanabildigi, ileri- geri, saga- sola kaydırma ayarlama olanagını üzerinde taşıyan, delikli masa yüzeyinin altındaki vakumla baskı kagıdını emerek tutan bir düzenektir. Serigrafi makinesinin olmadıgı bir yerde, örnegin evde yapılacak bir çalışmada kalıbı masaya baglayarak baskı yapılabilir. Bunun için kalıbın baskı anında inip kalkmasını saglayacak bir menteşeli mengene düzenegi yeterlidir.

Işıklı masa:
Emülsiyon sürülmüş ipegin kalıp haline gelmesi için baskı yapılacak işin güçlü bir ışıkla ipege aktarılması, pozlanması gerekir. ozlama için, en altta ışık kaynagı, üstte ise kırılmayacak kalınlıkta bir cam bulunan sandıktan yararlanılır. Işıgın cama olan uzaklıgı üst yüzeyin köşegeninden büyük olmalıdır. Işıklı masanın iç yan yüzeyinin ışıgı yutmayan aksine yansıtan bir maddeyle (folyo, beyaz yaglıboya, beyaz bez, v.b.) kaplanmasında yarar vardır. Ayrıca bu yan yüzeylerde lambanın meydana getirdigi ısıyı dagıtacak havalandırma delikleri de bulunmalıdır.
Işık kaynagı olarak masa genişligine göre yeterli floresan lamba kullanıldıgı gibi büyük wattlı özel foto lambaları da kullanılabilir.

Asetat, aydınger, tire (line) film:
 İpege pozlanacak olan resim, asetat ya da aydınger gibi ışık geçirgenligi olan yüzeylere önce siyah mürekkeple çizilir. Bu çizim anında aydınger biraz marullanabilir, fakat mürekkebi emmesinden dolayı rahat çalışılır. Asetat da ise yüzey yagdan arındırılmazsa sürülen mürekkep iyi yapışmaz, dökülür. Bu nedenle asetata çalışmadan önce pudra veya gomalak sürülmesinde yarar vardır.Ayrıntılı resim veya ince yazıların kalıbı ise tire filme alınarak hazırlanabilir. Tire film çalışması için bir karanlık odanın, reprodüksiyon kamerası ya da yanlarında spotları bulunan bir agrandizörün bulunması gerekir.

İpek yıkama (banyo) ortamı ve hortum:
İpekte ışık almayan emülsiyonların, ıslatılarak sonra da su püskürtülerek dökülmesi, yıkanması gerekir. Pozlama sonrası vakit kaybetmeden banyonun yapılması, bunun için de uygun bir mekan ve küvet gerekir. Şablonun oluşması için hortumla yapılacak püskürtmenin basıncı fazla olmamalıdır. Fazla basınçlı su şablonun keskinligini bozar.

Kurutma tezgahı:
Çalışma ortamının dar oldugu yerlerde çok sayıdaki baskıları kurutabilmek için üst üste tel raflardan oluşmuş bir kurutma tezgahına ihtiyaç vardır. Fakat duruma göre atölyeye ip gerip çamaşır mandallarıyla da kurutma ortamı yaratılabilir.

Kurutma makinesi:
İpege sürülen emülsiyonun kurutulmasında ve pozlama sonrası yıkanmış kalıbın kurutulmasında bir saç kurutma makinesinin ya da klima cihazının büyük kolaylıklar sagladıgı bilinmelidir. Fakat ısının 40 dereceyi geçmemesi gerekir. Gerek emülsiyon kurutulurken, gerek banyo sonrası ipegin aşırı sıcak ortamda kurutulması sakıncalıdır, ipek iplikleri büzülebilir, bozulabilir.

stacks_image_A5CF9B81-1479-4854-A9B5-4487627B2D74

SERİGRAFİ BASKI TERİMLERİ

Serigrafi Baskı:
Bir çerçeveye gerilen ince dokulu kumaş (ipek) ya da m e t a l örgü üzerinde; basılacak şeklin içine rastlayan delikler açık bırakılır. Dış kısım delikler ise, özel maddelerle kapatılır. Böylece oluşturulan herhangi bir yüzey üzerine konulup, özel bir lastikle içine mürekkep yayılarak, toplanınca açık deliklerden aşağı sızan boya şeklin yüzey üzerine çıkmasını sağlar.
Serigrafi: Elek gibi gerilmiş ince özel ipek dokumaya dizilmiş ya da yazılmış yüzeylerden geçirilen boya ile baskı yapılan sisteme denir.
Gaze (ipek): Çerçeveye gerilen ve üzerinde görüntüyü taşıyan dokumalardır.
Elek: Kalıp ipeği...
Foto Şablon: Elek üzerinde ışığa duyarlı foto grafik emülsiyonlar kullanmak suretiyle yapılan çalışmaya denir. Lak: İpek üzerinde film yada emülsiyonla örtülmeyen kısımlardaki yüzeyleri kapatmaya yarayan sıvı maddelerdir.
Stensil: Şablon, serigrafi kalıbı.
Tiner: Eritgen, mürekkebi incelten sıvı.
Rakle: Eleğe konan mürekkebi aşağı geçiren, ahşap ya da alüminyum tutacağı ve buna takılıp değiştirilebilir özel bir lastik bölümü bulunan baskı aracıdır.
Akrelik boya: Su ile inceltilebilen temizlene bilen her türlü akrilik ve plastik esaslı boyalardır.
İnceltici: Yapısında mürekkebin bağlayıcısındaki reçineyi çözen, mürekkebi incelten istenilen kıvama getiren kimyasal maddedir.
Geciktirici: Mürekkebin kurumasını hem şablonda hem de sonraki kurutma tertibatında yavaşlatmayı sağlayan kimyasal maddedir.
Köpük kırıcı: Mürekkeplerin karıştırma ve ragle ile baskı yapma anında mürekkepler köpürebilir bunu engellemek için kullanılan kimyasaldır.
Kalıp açıcı: Baskı sırasında ipekteki tıkanmaları engelliyen kimyasal maddedir.
Pistole: Rakle kullanmadan mürekkebi basınçlı havayla kalıbın içine püskürten tabanca görünümlü bir baskı aracıdır.
Rulo: Lastik bir silindir ve tutma sapından oluşur. Mürekkep ezmeye ve kalıp hazırlamaya yarayan aygıt.
Spatula: Kalıba mürekkep koymaya, kalıptan mürekkep sıyırmaya ve mürekkebi ezmeye yarayan ağaç saplı, çelik ya da plastikten yapılma araç.
Rölyef (Kabartma): Basılan işe, kabartma tozu serpilip, tozun fazlalığı döküldükten sonra, elektrik ocağı üstünde ısıtılarak baskının kabartılmasıdır.

DİGİTAL BASKI


Dijital Baskı Nedir ? Dijital Baskı : Kelime anlamı itibari ile baskının bilgisayar destekli dijital ortamlarda yapılması demektir. Biraz daha açıklarsak dijital baskı : Son yıllarda geliştirilmesine hız verilen hassas dijital ortamların birden çok sağlayıcı desteğiyle dijital ortamda üretilerek bez kumaş naylon vb. yüzeylere yazılma işini yapan alet , iş gücü sonucunda ortaya ürün çıkarma işine denir.

stacks_image_3922FAE2-077B-4409-A939-A15FE1A80529
Dijital Baskı nerelerde kullanılır ?

Günümüzde dijital baskı işi birçok alanda hizmet vermektedir. Özellikle reklamcılık, promosyon ,ajanslar reklam ajansları, çeşitli kumaş ,tekstil ,bayrak firmaları ,büyük firmaların yan sanayi kolları artık dijital baskı kullanmak durumundadırlar. Kullanım alanları son yıllarda o kadar çok artmıştır ki dijital baskı ortamı birbirine bağımlı birçok sektör meydana getirmiştir.Yapımı haftalar alan bir bill board artık bilgisayardan maille gönderiliyor , bu maili alan dijital baskı firması gerekli yapıyı hazırladıktan sonra dakikalar içinde dijital baskı işini gerçekleştiriyor.

stacks_image_B971D9DF-E2A6-418C-A9D1-F2423DC24F1D

DİGİTAL BASKI TERİMLERİ

Digital Baskı:

Geleneksel ofset baskı tekniğinde kullanılan, film ve klasik anlamdaki kalıp gibi iki vazgeçilmez unsurun ortadan kaldırılmasıyla, herhangi bir fotoğraf, dia pozitif, negatif ve basılmış görüntünün, tarayıcılarla ya da doğrudan dijital kameralar yoluyla bilgisayara aktarılarak, üzerinde çalışılıp değişiklikler yapılmasına; bilgisayarda metin, grafik, çizim v.b. birleştirilerek bir grafik dokümanın bir dijital baskı makinesi yardımıyla doğrudan baskı materyaline basılmasına olanak tanıyan sistemin geneline verilen addır…


DİGİTAL BASKI TEKNİKLERİ:

NİP (non – impact printing) yani (dokunmasız baskı) türleri

1- Elektrofotoğrafik ve elektrografik sistemler:
Büro fotokopi cihazlarının çoğunluğu ve lazer yazıcıların temel tekniği bu gruba girer.
2- Elektrosensitif sistem:cereyan akım vasıtasıyla bazı maddeler değişime uğramaktadır. Daha çok küçük baskı sahası olan cihazlarda tatbik edilir. Örneğin, printerli masa hesap makinesi.
3- Manyetografi sistemleri: Elektrostatik sistemlerde olduğu gibi görüntü tonerle elde edilir.
4- İnkjet sistemler: Mürekkep damla damla püskürtülür ve görüntü bu sayede olur. 5-
Termografi sistemleri:
Görüntü ısı yoluyla sağlanır. Bunun için renkli hassaslaştırılmış bantlar veya sıvanmış malzeme kullanılır. Uygulama sahası yavaş renkli yazıcılar ve dijital renkli fotokopi cihazlarıdır.
DİGİTAL İMAGE: Bir görüntünün bilgisayar ortamına taşınarak orada çeşitli görsel malzemelerle desteklenip işlendikten sonra bir dijital baskı makinesinden çıkış alınmasına denir.
RIP(Raster İmage Prosesor): Bilgisayarda hazırlanan (Postscript dili ile) metin , grafik ve resimleri bir yazıcının ve pozlandırıcının anlayabileceği dile çeviren yüksek performanslı, prosesor(hesaplayıcı) dır.

stacks_image_24B84E2D-2A1B-49DF-8C21-3136D54EE964

DIŞ MEKAN BASKI:

Dış mekanda kullanılan reklâm ve tanıtım amaçlı broşür, afiş, billboard, araba üstüne yapıştırılan stickerler v.b. gibi malzemelerin hazırlanmasında kullanılan baskı çeşitleridir. Dijital baskı yöntemiyle dış mekan baskı:

    2- Saç tabela üzerine vinyl baskı: Saç tabela üzerine yapıştırılan reklâm afişleridir.
    3- Araç üzerine uygulama:
    Folyoya dijital baskı yapılır. Parça parça basılan iş araç üzerine ısıyla geçirilir. Isıyla işin araç üzerine iyice kavranması sağlanır.
    4- Yol kenarları reklâmları:
    Kuşe ya da 1. Hamur kâğıda dijital baskıyla basılır.
    5- Üç boyutlu reklâm panoları: Grafik solvent bazlı mürekkeple vinyl ya da folyo üzerine basılır.
    6- Yer grafikleri: Sürtünmeye dayanıklı solvent bazlı mürekkep kullanılarak baskı yapılır. Laminasyon malzemesiyle sürtünmeye karşı laminasyon yapılır.
    7- Mega light orta refuj ışıklı reklâm panoları:Grafik ters olarak durantransdeninel yarı opak bir malzemeye basılır.
    8- Creative cephe kaplama baskılar: Vinyl ile hazırlanan grafik solvent bazlı mürekkeple basılır. Mağaza ve alışveriş merkezlerine dış kısmına bu baskı türü ile reklâm asılır.
    9- Mağaza cephe uygulamaları: istenilen büyüklükte iş hazırlandıktan sonra makine ebadına göre parça parça basılır. Laminasyonla birleştirilir.
    10- Bilboardlar:Çeşitli gramajlarda 1. Hamur kâğıtlara istenen grafik basılır.
    11- Posterler: Kuşe kâğıda, muşambaya, kumaşa veya vinyl üzerine solvent bazlı mürekkeple baskı yapılır.
    12- Bez afişler: Grafik kumaş üzerine istenilen ebatta basılır.

    İÇ MEKAN(İN DOOR) BASKI:

    1- Vitrin içi uygulamalar:
    Vitrin içine yapıştırılan uygulamalardır.
    2- Sanatsal baskılar: Tuval üzerine çalışılmış bir resim gibi sonuç veren baskılardır.
    3- Stand sistemi oluşturma: Basılan iş stant şekline göre parçalar ayrılarak işi standa yapıştırılır.
    4- Cam grafikleri: Cam yüzeyleri için üretilmiş delikli bir materyal üzerine baskı yapılır. Bu baskıya içtende baksan dıştan da baksan aynı gözükür.
    5- Market, iş merkezi ve bunun gibi yerler için reklâm panoları uygulamaları: Dış havaya maruz kalmayacağı için laminasyona gerek yoktur.
    6- Dekorasyon uygulamaları ve ışıklı baskılar: Hazırlanan grafik duratrans denilen yarı şeffaf bir malzemeye basılır.
    7- Muşamba üzeri uygulamalar: Baskı materyali muşambadır. Baskısı bittikten sonra elastik bir yapıya sahip olduğundan istenilen her yere monte edilebilir.

    HOLOGRAM BASKI
    Hologram: Doğru ışıklandırma altında, nesnelerin gerçekte olduğu gibi, farklı açılardan görülebildiği üç boyutlu görüntülerdir. Bu üç boyutlu görsel verilerin kaydedilmesi, depolanması ve tekrar görülebilmesini sağlayan işlemler dizisine de "Holografi" denir. Hologram; ışıklandırma şartları altında bakıldığında, cisimlerin gerçek dünyada olduğu gibi değişik açılardan görülebildiği, üç boyutlu görüntülerden ibarettir. Holografi ise üç boyutlu görsel bilginin kaydedilebilmesi, depolanması ve tekrar gözlenebilmesini sağlayan işlemleri dizisidir. Hologramın kullanım alanları geniştir. Her türlü termo plastik işleme dayanıklı düz satıhlarda uygulanır. Tatbik edilen ürünü daha fazla değerlendirir ve tüketici üzerinde ürünün "kaliteli, lüks, değerli" olduğu imajı yaratır. Grafik tipografik ve holografik eleman kombinasyonu baskılarda (kitap-dergi kapağı, dosya, ambalaj kutuları, etiket, tebrik kartları, reklâm broşürleri ve panolar, hediyelik eşyalar vs.) çok göz alıcı ve etkili olur. Hologramın en önemli hedef grupları arasında kozmetik ve ilaç sanayi, kitap dergi ve tebrik yayınevleri, elektronik ve fotoğraf firmaları, bankalar ve sigorta şirketleri, otomobil ve makine üretimi, tekstil sanayi, yüksek kaliteli ticari ürünler ve gıda sanayi bulunmaktadır.

    stacks_image_32583FAF-DEC4-4D34-A127-49ABCCA86153

    Beyaz (normal) Işıklı Hologram: Bu Hologram yöntemi; üçüncü boyutu bir eksene indiren ve sanki objeyi bir yatay yırtmaçtan seyrediyormuş imajını yaratan Hologram yöntemidir.
    Referans Dalgası:Işık yayılması bir dalgalanma olarak tarif edilebilir. Bir objeden yayılan ışık dalgası, mesela bir fotoğraf malzemesi vasıtasıyla doğrudan kaydedilemez. Objenin ışık dalgasını tamamen kaydedebilmek için, üzerine referans dalga olarak bilinen ikinci bir dalga bindirilir. Bu olaya "Işık Enterferansı (Girişim)" denir. Enterferans neticesinde mekan itibarıyla dağılan ışığı fotoğraf malzemesine kaydetmek mümkündür.
    Master Kalıp (Shim): Geliştirilen hologramın çok sayıda kapsamının üretilebilmesi için kâğıt, ince plastik film veya metal folyo üzerine, holografik görüntüyü oluşturan karmaşık, mikroskobik şekillerin basılabildiği kalıplardır. Holografik ürünler; kredi ve kimlik kartları, pasaport, hisse senedi gibi kıymetli evrak, marka etiketleri, logolar gibi marka koruyucu malzeme üzerinde geniş çapta kullanılır. Master kalıp, fotoresit master plakadan elektroplating yöntemi ile üretilir. Bunlar özel holografi laboratuarlarında hazırlanır. Bu kayıt olayına uluslar arası dilde "Mastering" denir.
    Hologram Baskısı: Master kalıp üzerindeki holografik görüntü, özel baskı makinesinde basınç ve sıcaklık altında üretim malzemesine aktarılır. Bütün bu işlemler sırasında kullanılan kimyasal maddelerin saflığı ve temizliği, çevre şartları, son ürünün kalitesi yönünden çok önemlidir.

    stacks_image_73D76CC9-E1BB-43E9-9375-2120A06D19F2

    Hologram çeşitleri:

    3D (3 boyutlu):
    Orijinal objeler veya küçültülmüş/büyütülmüş modeller içerir. Gerçek cisimle benzeri görüntü verir.
    2D/3D: 3D gibi derinliğe sahip olan ve bakış açısı değiştiğinde tayf renkleri değişen hologram tipi. Bunlarda düş bir grafik motif (çizim, logo, şekil) ön plandadır.
    2D: Çeşitli resim bölümlerinde renk değişimi vardır fakat derinlik yoktur. Özellikle dekorlar, yazılar ve basit grafiklerde kullanılan hologram tipidir.
    Saçılım Ağı (Diffraction Grafings) Hologramları: Bu tür hologramlar, gerçek görüntü vermezler. Ancak çok ilgi çekici prizmatik şekiller yaratırlar. Değişik açılardan gökkuşağı etkileri oluştururlar.
    Stereogramlar (Multiplex): Çok boyutlu etki oluşturmak için holografik süreç uygulanan, hareket içeren hologramlardır. Hareketli cisimler, özel efektler ve bilgisayar grafikleri stereo gramlar oluşturmak için kullanılabilir.
    İnteraktif Hologram: Çift pozlandırma yoluyla üretilen hologramlarda bakış açısı yatay değişikliğe uğradığında farklılık meydana gelmektedir. Aynı objede farklı (içerde/dışarıda, açık/kapalı) hareketler görülmektedir.
    Entegral Hologram: Motifler normal ışıklandırmada bir film kamerası ile çekilir ve bölümler halinde yüzlerce bireysel resim parça parça lazer tekniği ile bir master hologram oluşturulur.
    Empülsiyon Hologramlar: Hareketli objelerin veya canlıların çekimi ancak katı rubin lazerle yapılabiliyor. Çünkü ancak bu lazerlerin flaş süresi 1/1 000 000 saniye (hatta 1/1 000 000 000 saniye) olmaktadır. Bu tip hologramlar ancak özel ihtisaslaşmış laboratuarlarda gerçekleştirilebilir.
    Kinegram: Sadece emniyet sahalarında kullanılan özel mikro strüktürlü hologram tipidir.

    BANKNOT (PARA) BASIM TEKNOLOJİSİ

    Gravür Tekniği:
    Bir banknotun sahteciliğe karşı ana emniyet unsurudur. Bir çeşit oyma tekniğidir. Gravür sanatçıları bile kendi yaptıkları bir çalışmanın aynısını ikinci bir kez yapamazlar.
    Giyoş: Resim, peyzaj, portre dışında banknotun fonunda görülen elle yapılması mümkün olmayan çok ince, yer yer inceli kalınlı, yer yer birbirine paralel, birbirini kesen ve tamamlayan negatif ve pozitif çizgilerin meydana getirdiği simetrik veya asimetrik şekil ve motiflerdir.

    stacks_image_6F6B8D27-19FB-4398-9A07-A517023A2B49

    Banknot Tekniği: Şu aşamalardan oluşur. İlk olarak bir banknotun ön ve arka yüzüne basılacak olan resim, portre, tarihi yer manzara vb. unsurların seçimi gelmektedir. Daha sonra seçilen unsurların grafik tasarımlarının, gravürlerinin yapılması, giyoş çizimlerinin ayarlanması, baskı makinesi için şablonların hazırlanması, kâğıt ve mürekkebin hazırlanması, baskı servisinde kuru ofset, çukur baskı ve Numaratör baskılarının yapılması, kurutulması, kalite kontrolünün yapılması, kesim ve paketlenmesi gelmektedir.
    Baskı Makineları: Banknot basımında kullanılan makineler aşağıdadır. Bu makineler sırayla baskı yaparlar, bir makine bastıktan sonra belli bir zaman bekletilen (kurutulan) kâğıtlar diğer makinede işleme tabi tutulur. 1-Simultan (Kuru ofset) baskı makinesi 2-İntağlio (Çukur) baskı makinesi (arka baskı) 3-İntağlio (Çukur) baskı makinesi (ön baskı) 4-Numaratör baskı makinesi
    Kâğıt: Banknot basımında emniyetli olması ve baskı kalitesinin iyiliği yönünden pamuktan veya pamuk-keten karışımından imal edilmiş kâğıtlar kullanılır. Banknotun dayanıklılık ve emniyet özellikleri düşünülerek en kaliteli pamuk ve ketenler seçilir. Önce hammaddeler temizlenir ve yabancı maddelerden arındırılır. İstenilen rengin elde edilmesi için (çeşitli kimyasal maddelerle) ağartma işlemi uygulanır. Daha sonra pişirme, bunu takiben bol artezyen su ile yıkanır. Tekrar su ilavesi ile hamur haline getirilir. Bu safhada istenen fiziksel dayanıklılığı sağlamak için gerekli ilaveler yapılır ve bu %99,5 su, %0,5 elyaftır. Bu karışım elekten geçirilerek kâğıt elde edilir. Eğer arzu edilirse renkli elyaflar kâğıdın hamuruna katılır. Emniyet şeridi ve filigran ise kâğıdın imalatından sonra ve kurutulurken yapılırlar. Kâğıt üretimi ülkemizde olmadığından dolayı; dışardan ihraç etmekteyiz.
    Nyloprint Kalıp: Kuru ofset makinesinde kullanılır. Fotomekanik atölyelerinde montajı yapılmış yada bilgisayardan elde edilmiş filmler, düz baskı kalıp atölyesinde kalıp şekline dönüştürülür. Her rengin montajı ve kalıpları ayrı ayrı yapılır.

    BASKI SONRASI İŞLEMLERE İLİŞKİN TERİMLER

    Cilt:
    Baskılı formaların çeşitli teknikler uygulanarak kitap haline getirilmesi işlemi.
    Ciltçi: Kitap ciltleme işini yapan kimse (mücellit).
    Ciltçilik: Bir yapıtın sayfalarını çeşitli işlemlerde bir araya getirip ona son biçimini vererek süslü ve koruyucu sert ya da yumuşak bir kapakla donatmaya yönelik etkinlik.
    Cilt makineleri: Cilt işleri için kullanılan, kâğıt kesme, makas ve giyotinleri kırma-katlama makineleri, harman makineleri, tel ve iplik dikiş makineleri, tutkal, kambura, kapak takma, zımba ve pilyaj makineleri…
    Giyotin (Bıçak): Kâğıt tabakalarının küçük ebatlara bölünmesinde ya da ciltlenmiş formaların ağızlarından traş alınmasında kullanılan; günümüzde çoğu elektronik kumanda sistemli kesim makineleri.
    Mukavva Bıçağı:
    Mukavvayı kesmek ve yarmak için kullanılır. Özel olarak bu işi için imal edilir. Sap kısmı kuvvetli, ağız kısmı ise istenilen ölçüye göre ayarlanabilen ve iki ağız keskin bir bıçaktır.

    stacks_image_503428BA-7F55-431F-B201-E1A7A898AF80

    Amerikan cilt: Tutkallı cilttir. Bu yöntemle formalar dörtkenarından kesilir ve plastik tutkalla sırtlarından birbirlerine yapıştırılır. Sırt yüzeyini tülbent ya da tel ile daha da sağlamlaştırmak mümkündür. Uzun süre kullanılması gerekli kitaplar ya da ajanda gibi yılın her günü kullanılması zorunlu olan ürünler dışında karton kapaklı ciltleme sistemleri geliştirilmiştir. Bu sistem ülkemizde Amerikan Cilt türü olarak tanımlanmaktadır. Amerikan cilt makinesinde, harmanı çekilmiş formaların sırt kısmı özel tırtıllı bıçaklarla traşlanır, bu bölüme tutkal sürülüp kapak takılarak preslenir. Günümüzde yüksek tirajlı (roman, öykü, ders kitabı vb) ürünlerde ekonomik ve hızlı olması nedeniyle tercih edilir. Kuşe kâğıtların ciltlenmesinde tercih edilmemelidir.
    Mekanik Ciltleme: Bu yöntemde; kapak ve iç sayfalar bir araya getirildikten sonra m e t a l ya da plastikten yapılmış spiral, vida ve perçinlerle birbirine tutturulur.
    Telle Dikiş: Formaların ya da tabaka halindeki kâğıtların tel zımba ile birbirine tutturulması işlemidir. Sırttan ve üsten telle dikiş olmak üzere iki şekilde yapılır. Sırttan Telle Dikiş: Dergi, broşür, bülten ve katalogların ciltlenmesinde, maliyeti düşük ve uygulaması en kolay olan sıttan telle dikiştir. Sayfaların tamamen açılarak kolay ve rahat bir okuma sağlaması bu yöntemin en büyük avantajıdır.
    Üstten Telle Dikiş: Sırttan tutturulmayacak kadar kalın kitap, dergi, makbuz, bloknot, fatura ve bilet koçanlarının bir araya getirilmesinde üstten telle dikiş yöntemi kullanılır. Tek dezavantajı sayfaların tamamen açılmasına olanak vermemesidir. Tel, zamanla paslanıp sayfayı yırtabilir. Bu nedenle telle dikiş yöntemi, sözlük, ansiklopedi gibi başvuru niteliği taşıyan ve uzun ömürlü olması gereken yayınlarda tercih edilmemelidir.
    İplikle Dikiş: Bu yöntemle formalar sırtlarından delindikten sonra; ipek, pamuk ya da naylondan yapılmış ipliklerle dikilirler. İpliklerle dikiş yöntemi günümüzde artık makineleşmiştir. Bu makineler basılan bütün formaları arka arkaya ve birbirine bağlı olarak diker. Dikilen formalar daha sonra, kitabın içeriğini oluşturan gruplar halinde kesilerek birbirinden ayrılır. İplikle dikiş pahalı ama en uzun ömürlü ciltleme yöntemidir.

    stacks_image_92BC7A41-D7E2-4C96-95A4-19A59FA946AD

    Üç ağızlı giyotin: Ciltçilikte kullanılan ve kitapların üç tarafını da el değmeden arka arkaya, otomatik kesen giyotin bıçak…
    Kambura: Ciltte kitap sırtlarının yuvarlatılması işlemi. Çok sayfalı ve sert kapaklı kitap ajanda vb. materyallerin dayanıklılığını arttırmak ve estetik görünmesini sağlamak amacıyla iplik dikiş ve tutkallamanın ardından el ile (çekiç ile sırta vurarak) veya makine ile yapılan bir işlemdir.
    Forma: Matbaacılıkta kullanılan temel hesaplama birimlerinden birisi olup, sekiz ön, sekiz arka olmak üzere 16 sayfadan oluşan kitap bölümüdür. Tabaka kâğıdın saat yönünde üç kez katlanması ile elde edilir. Baskı hesabı, 4, 8, 16 ve 32... sayfa şeklinde 4'ün katları olarak planlanır. 4 sayfalık planlama çeyrek forma, 8 sayfalık planlama yarım forma ve 16 sayfalık planlama tam forma olarak ifade edilir.
    Kırım: Tabaka halindeki basılı materyalin elle ya da makine ile katlanarak forma haline getirilmesi işlemi. Dört temel kırım tekniğinden söz edilebilir. Yatay, dikey, akordeon ve bohça kırım. Bu dört kırımdan 64 çeşit kırım üretilebilir.
    Harman: Formaların cilt öncesi kitap birimi haline getirilmek üzere sırayla yan yana veya iç içe dizilmesi. Bazı durumlarda tabaka harmanı yapılması da gerekebilir. Tabaka harmanı için yatay ve kule tipi harman makineleri üretilmiştir.
    Perforaj: Fatura, irsaliye, vezne alındıları, uçak vb. araçların biletlerinde kopyalarının kolay kopması için baş ve sırta yakın kısma boydan boya açılan deliklere denir.
    Pilyaj: Dosya, broşür, dergi vs. gibi basılmış materyallerin kırım yerlerine denir.
    Gofre (Kabartma) : Davetiye, tebrik, kartvizit vb. gibi materyallerin üzerine kabartma tozu serpilerek ve bu kısmın üst tarafta kalacak şekilde fırınlanması işlemine denir. Gofraj işlemi, bir dişi ve bir erkek kalıp yardımıyla tipo baskı makinelerinde de yapılabilir.
    Yaldız Baskısı: M e t a l klişe veya kurşundan hazırlanmış tipo baskı kalıbının ısıtılarak, cilt bezi ya da benzeri bir materyal üzerine konulmuş yaldız kâğıdına (elle veya mekanik) yoluyla elde edilen transfer baskı.
    Yaldız Boyama (Bronzlama): Toz halindeki varak, gümüş vb. yaldızların şeffaf baskı yapılmış baskı altı malzemesine serpilmesi yoluyla yapılan boyama işlemi. Dini kitap baskılarında, tarihi mozaik baskılarında ve ambalaj sanayindeki lüks ve pahalı kutu, kâğıt baskılarına uygulanan altın, gümüş, bakır ve bronz rengindeki tozların sürülmesini kolaylaştırır.
    Şiring (Paketleme) : Teslime hazır hale getirilmiş dergi, kitap, broşür, katalog gibi basılı materyallerin tek tek ya da ikili, üçlü olarak postaya verilmesi için plastik ambalaj malzemesinin (folyo) ürünlere sarılıp, ısı yardımıyla kenarlarının yapıştırılması işlemine denir. Ürünlerin taşınma ve depolanma sırasında nemden zarar görmesini ve dağılmasını önler.
    Ebru: Ebruculuk, ciltleme tekniğinde kâğıtta desen oluşturmak için el becerisiyle yapılan işlere denir.
    Şömiz: Sıvama kapakların dışına sarılan gömlek. Şömizler kitap kapağı gibi tasarlanıp basılarak sert kapaklara takılır.
    Lama: Giyotinin kesici çelik ağzı…
    Cilt Tezgâhı: Ciltlenecek kitapların elde dikildiği tahta aygıt.
    Cilt Ana Kapağı (Yan kâğıdı) : Ciltlenmiş bir kitapta, dış kapakların iç yüzlerini cilde bağlayan, dış kapakla ara kapak arasındaki yaprak (Bu kapağın ön ve arka yüzü yazısızdır.) Osmanlı ciltçiliğinde bu kapaklar çoğunlukla ebruludur.
    Broşlamak: Basımevinde basılan yaprakların ya da dikilmiş formaların sırtına karton ya da kâğıt yapıştırarak bir cilt oluşturmak.
    Kılavuzlu Cilt: Kitabın niteliğine ve önemine göre, kapakların, tek, çift ya da üçlü kılavuzla bezendiği cilt.
    Kordonlu Cilt: Forma kırnaplarının kitabın sırtında küçük çıkıntılar oluşturduğu cilt.
    Yarıklı Cilt: Forma kırnaplarını geçirmek için yaprakların sırttan yarıldığı cilt.
    Kalamazo: İçine hareketli föy (yaprak) takılan ve bir anahtar düzeneği ile föy arasına göre ayarlanabilen bir tür klasördür. Kalamazolar, bilgisayarların olmadığı dönemlerde bankalarda, vergi dairelerinde ve pek çok işletmede muhasebe hesaplarının tutulmasında yardımcı defter olarak kullanılırlardı.

    BASKI YÜZEY KORUMA İŞLEMLERİ

    Baskı Yüzey Koruma:
    Cilt işi bittikten sonra kitap, dergi, broşür, dosya vb. gibi materyallerin üzerine güzel bir görüntü vermek ve dış etkenlerden korumak için yapılan bir işlemdir. Bunlar selefon, laklama ve verniktir.
    Selefon (Laminasyon): Basılı broşür, dosya, kitap kapağı gibi çok kullanılan basılı materyallerin dış etkenlerden korunması (güneş, nem,yağ vb.) için baskı yüzeyine sıvama yoluyla kaplanan ince bir jelatindir. Matlık veya parlaklık etkisi yaratabilir.
    Lak:Broşür, kitap kapağı, katalog, dosya, davetiye gibi işlerde baskıyı dış etkenlere karşı korumak ve ürüne parlaklık kazandırmak için baskı yüzeyine mürekkep gibi uygulanan bir madde. Kanserojen etkisi nedeniyle gelişmiş ülkelerde kullanımı giderek azalmaktadır. Vernik: Baskı yüzeyine uygulanan koruma işlemlerinden biri olup dayanıklılık ve parlaklığı lak kadar olmasa da yüzeye uygulanması kolay bir madde.

    CİLTCİLİKTE KULLANILAN EL ALETLERİ


    Demir Gönye ve Demir Cetvel:
    Ölçüm işlerinde dayanıklı olması açısından m e t a l ölçü aletleri tercih edilmelidir.
    Çekiç: Özellikle elle kambura açma işi için gerekir.
    Pergel: Değişik cilt işlerinde kullanılır.
    Deri Bıçağı: Deri kenarlarını inceltmeye yarar.
    İp Kıskacı: Deri ciltlerde sırtın ip kabarcıklarını düzenlemeye yarar.
    İp Dağıtmak İçin Teneke: Bu alet cilt iplerinin uçlarını dağıtmak için kullanılır. Çinko parçasından yapılır.
    Biz: Bu alet pek çok işin yanı sıra, daire şeklinde mukavva parçaları keserken de işe yarar.
    Istaka: Cilt işlerinde kullanılan kâğıt katlamaya yarayan kemik ya da tahtadan yapılmış yassı bir el alet.
    İskarpela: 15 mm genişliğinde keskin ağızlı bir alettir. Cilbentlerde şerit geçecek yarıkları açmak için kullanılır.
    Testere: Küçük bir el testeresi ve kıl testere bulundurulacak olursa oyma kalıp motifleri ve küçük yuvarlak kutu mukavvaları kesilebilir. Forma sırtlarını işaretli yerlerden kesmeye yarar.
    Tahtalar: Kapağı takılmış kitap ve mukavvaları sert ağaçtan tahtaları arasında baskıya konur. Değişik büyüklükte tahtalara ihtiyaç vardır.
    Yaldız Baskısı İçin Kumpas: Bu alet masa üzerine yatırılabilecek ve elle rahatça sıkılabilecek şekilde yapılmıştır. Bununla kitapların yaldızlama işi yapılır.
    Deri Taşı: Üzerinde deri traş edilecek olan bu taş tahminen 30x40 cm büyüklüğünde bir litografya taşıdır.
    Deri Ütüsü: Bu alet deriyi düzeltme de kullanılır.
    Cilt İğneleri: Bunlar kitap dikmek ve şiraze örmek için kullanılan yorgan iğneleridir. Genelde büyük boylu ve ince olanları tercih edilir.
    Zımpara kâğıdından eğeler: Bunlar üzerine zımpara kâğıdı yapıştırılmış mukavva veya tahta parçalarıdır. Büyükleri bir elle kolayca kavranabilecek kadar olmalıdır. Bu aletle mukavva kenarları yuvarlatılır. Bundan başka mukavvanın üzerinde veya kesik yerlerindeki pürüzleri düzeltir. Boya çanakları, fırçalar, boya serpmek için teller ve sert fırçalar: Bunlar kitap kenarlarını boyamak, ayrıca renkli kâğıtlar yapmak için kullanılır.
    Dikiş tezgâhı: El ile dikilecek kitap, defter gibi işlerin dikilmesi için kullanılan alete denir. Alt kısmı yeterli büyüklükte bir tabla ile, üstte gergi ipi veya şeritlerin gerileceği bir çerçeveden ibarettir. Tahtadan yapılmıştır.

    CİLTCİLİKTE KULLANILAN MALZEMELER


    KARTONLAR

    Krome Kartonlar: Bir yüzleri satine edilmiş olup çoğunlukla ilaç kutuları ve diğer küçük ambalaj işlerinde kullanılır.
    Krome Lüks Kartonlar: Bir yüzleri çok iyi satine edilmiş olup lüks kapak, davetiye, kartvizit, reklâm işlerinde tercih edilir.
    Bristol Kartonlar: Çok iyi cins kartonlar olup kapak işlerinde kullanılır.
    Dosyalık Kartonlar: Bristol cinsinden olup genellikle dosya ve karteks işlerinde kullanılır.

    MUKAVVALAR


    Gri Mukavva:
    El işlerinde ve makinelerde kullanılmak üzere 2 çeşit imal edilir. Uzun elyaflıdır. Kutu, ambalaj, anakart ve benzeri işler makinelerde kullanılan, ciltlemede kapak olarak kullanılanlarda elle yapılır. Kullanılmış eski kâğıtlardan imal edilirler.
    Saman Mukavva: Yalnız el işleri için imal edilirler. Kısa elyaflı olup gevrek bir yapıdadır. Çabuk kırılır. Ana maddesi buharlaştırılmış samandır. Paket olarak hesaplanır. Ucuz olduğundan kalitesiz cilt işlerinde kapak olarak kullanılır.
    Holzpappe (Odun hamurundan) : Bu mukavvaların öz maddesi kısa lifli odunlardır. El işleri için yapılanları paket usulü hesaplanır. Makinede kullanılacak olanlar ise gr/m2 olarak hesaplanır. Takvim ve çeşitli pano işlerinde kullanılır.
    Astarlı Mukavva: Hem el işlerinde hem de makinede kullanılacak şekilde imal edilir. Ana maddesi buharlaştırılmış odun parçalarıdır. Astarlı olduğundan lüks kutu işlerinde ve ambalaj yapımında iyi netice verir.
    Preslenmiş Mukavva: Hadern denilen bir maddeden yapılır. Sert bir taşla zımparalanıp cilalanır. Çok sert olduğundan klasör, kartaj işlerinde kullanıldığı gibi cereyan geçirmediğinden izolasyon işlerinde de kullanılır.
    Sert Mukavva: İsminden de anlaşıldığı gibi çok serttir. Bükülebilir. Fakat kırılmaz. Çanta imalinde, fihrist ve kartaj işlerinde kullanılır.
    Sırt Mukavvası: Yumuşaktır, kitap sırtlarında kullanılır. 80-100'lük paketler halinde satılır, hesabı da paket üzerinden yapılır.

    CİLT BEZLERİ

    Kaliko Cilt Bezi:
    Kalikolar pamuk ipliğinden yapılan cilt bezleridir. Dayanıklı cilt yapımında kullanılır. İlk olarak 1825 de yapılmıştır. Suya karşı hassastır. Islaklık leke bırakır. Sudan etkilenmeyeni de yapılmıştır. İki yüzü de örülmüştür. Fakat örgü dışarıdan belli olmaz.
    Vinleks Cilt Bezi: Ana maddesi PVC (POLY VİNLY CLORUR) dır. Yıkanabilir, dayanıklıdır. Çeşitli kalınlıkta yapılabilir.
    Üzeri Yazıyabilir Bezler: Özel olarak ehliyet, nüfus cüzdanı, kimlik kartları için imal edilir.
    Alkor: Taşıyıcıları iplik değil kâğıttır. Ambalaj kâğıtları üzerine PVC kaplanarak yapılır.
    Suni Deri: Dosya, klasör, kitap cildi sumen işlerinde kullanılır. Ana maddesi PVC' dir,
    Diğer Bezler: Cilt kapağı olarak kullanılmayan tülbent, Paprolin bezlerde vardır. Bunlar daha çok harita onarımında şerit yerine forma sırtlarında kullanılır.
    Deri Çeşitleri: Maroken, Sahtiyan, Domuz, Keçi, Koyun derileri cilt işlerinde en çok kullanılandır. Sayılanların ilk üçü en iyi ve dayanıklı olanıdır. Bunlar kimyasal işlemden sonra ciltlemede kullanılır. Koyun derisi ucuz, dayanıklı ve parlak olduğundan renklendirilerek kullanılır. Renklendirme de analin ve örtücü boya kullanılır. Örtücü boya derideki hataları giderir.

    DİĞER MALZEMELER

    Tül (Gaze):
    Ciltçilikte sırta konan ve formaların kendisine dikildiği veya zamklandığı seyrek elyaflı, fakat sağlam pamuklu bez.
    Şiraze:
    Kitapların kafaya bağlandıkları yerin iki ucunda ibrişimden örülen ince şerit.
    Kırnap: Ciltlemede kullanılan belirli uzunluktaki iplik.
    Kola: Soğuk ve sıcak olarak iki şekilde yapılır. Hammaddesi nişastadır.
    Jelatin: Kemikten imal edilen yapıştırıcıdır. Çırış: Bitkisel bir yapıştırıcıdır…
    Dekstrın: Mısırın 200 derecede kaynatılmasıyla elde edilen zarf ve pul arkalarında kullanılan çabuk kuruyan bir yapıştırıcıdır.
    Selüloz: Duvar kâğıtlarıyla afişlerin yapıştırılmasında kullanılır.
    Plastik tutkal: Cilt işlerinde kullanılan 30 kg. ‘lık bidonlar içerisinde satılan bir yapıştırıcıdır. Yapılacak işe göre az miktarda su katılır.
    Cilt boyaları: keten, deri, pandizot kumaş ve benzeri cilt kapağı malzemeleri üzerine baskı yapmak için kullanılan, ışığa dayanıklı örtücü boyalardır.
    Sıcak tutkal: Boncuk ve tabaka halinde satılır. Suda eritilerek kullanılır. Kitap kabını ve sırtını yapıştırmada kullanılır.
    Sentetik Yapıştırıcılar: Ana maddeleri PVC'dir. Su ile yapılanları olduğu gibi aseton ve benzinden yapılanları da vardır. Bu yapıştırıcılar bir kere sürülünce bir daha su veya benzinle dahi çıkmaz.
    Gummi Arabikum: Buna bizde "Arap Zamkı" denir. Az yapraklı defter, kitap işlerinde kullanılır.

    BASKI ALTI MALZEMELERE İLİŞKİN TERİMLER


    Baskı taşıyıcı malzemeler:
    Boyayı kabul eden ve onu üzerinde taşıyabilen, cisimlere "baskı taşıyıcı malzemeler" denir. Bu malzemeler genellikle kâğıt, karton, mukavva olabileceği gibi, plastik folye, cam, seramik, m e t a l, kumaş gibi çeşitli materyaller olabilir.
    Kâğıt: Hammaddesi odun, saman, paçavra gibi bitkisel maddeler olan, üzerine baskı yapılmaya elverişli tabakaya kâğıt denir.
    Kâğıdın gramajı: 1 m2’nin gram olarak ağırlığı.
    Kâğıdın hamuru: Kâğıdın yapılmadan evvelki son durumu…
    Kâğıdın suyu: Kâğıdın makinede dokunuş istikameti…
    Rule kâğıt: Bobin halinde sarılmış sonsuz kâğıt…
    Birinci hamur kâğıt: Selülozu çok, odunu azdır…
    İkinci hamur kâğıt: Odun miktarı ile selüloz miktarı birbirine yaklaşıktır.
    Üçüncü hamur kâğıt: Odun miktarı çok, selüloz miktarı azdır.
    Kuşe kâğıt: Yüzeyleri dolgu maddeleri ile kaplanıp perdahlanarak kaliteleri yükseltilen bu kâğıtların her iki yüzü parlak olanlarına kuşe kâğıdı denir.
    Tabii kuşe: Tabii kuşede dolgu maddeleri, kâğıt hamurunun içine karıştırıldığı için, yüzeysel dolgu maddeli kuşe kâğıtlara oranla bunların beyazlıkları daha azdır.
    Kromelüks (krome) kâğıt: Bir yüzü dolgu maddeleri ile kaplanıp perdahlanarak kalitesi yükseltilen bu kâğıtlara krome kâğıt veya kromelüks adı verilir. Bu kâğıtların bir yüzü parlak diğer yüzü mattır.
    Bristol karton: Çok beyaz ve iyi kalite bir karton cinsidir. 1., 2., 3., kalitede cinsleri vardır. Bir yüzü yarı parlak diğer bir yüzü beyaz mattır.
    Pelur kâğıt: Çok hafif, çok ince kâğıttır. Düz ve soğan pelur cinsleri mevcuttur.
    Otokopi kâğıtları: Diğer adı mikro kapsül sıvamalı kâğıt olan otokopy kâğıtları, kendinden kopyalı kâğıtlar olarak bilinir. Kâğıdın bir yüzüne gözle göremediğimiz, içi mürekkeple dolu mikro kapsüller sıvanır. Kâğıdın diğer yüzüne sert bir cisimle bastırıldığında (kalem gibi) mikro kapsül patlar ve bir alttaki kâğıt yüzeyine aynı görüntü geçer. Fatura, irsaliye gibi çok kopyalı işlerde kullanılır. CB, CFB, CF cinsleri mevcuttur.
    Ozalit kâğıtları: Kâğıt veya aydınger orijinallerden resim ve proje çoğaltmaya yarayan yüzeyi ışığa karşı duyarlı madde ile kaplı kâğıttır. Matbaalarda amonyak developerli olanları kullanılır. Yapılan montajların baskıdan önce müşteriye onay için ozalit maketleri kullanılır ve direk montajda kullanılır.
    Aydınger kâğıtları: Daha çok mimarların kullandığı kaygan yüzeyli, saydam özel bir kâğıt cinsidir. Matbaalarda düşük tirajlı tire işlerin baskısında film yerine kullanılır. Dizgilerin ters emülsiyonlu olarak lazer yazıcıda çıkış alınması yoluyla elde edilen aydınger çıktılar, doğrudan montajda kullanılır.
    Papye kâğıdı: İçinde herhangi bir dolgu maddesi olmayan emici yumuşak kâğıt.
    Kalender: Kâğıt fabrikalarında kâğıt ütüleme ve parlatma ünitesi veya makinesi.
    Higrometre: Nem ölçü aleti…
    Karton: Bitkisel selülozun mekanik veya kimyasal yollarla istiflendirilmesi veya atık kartonların yeniden liflendirilmesiyle elde edilen hamurlardan üretilen sert, dayanıklı ve kalın kâğıt malzeme olarak tanımlanabilir.
    Stifnis:Kartonun eğilmeye karşı gösterdiği direnç olarak tanımlanan stifnis kutu üretiminde kullanılacak kartonun en önemli özelliğidir.
    M e t a l: Daha çok ambalaj sanayinde kullanılan ve dayanıklıkları uzun ömürlü olan sac, teneke vb. materyallerdir. Tabaka halinde basılırlar. Daha sonra şekillendirilirler. Üzerlerine renkli baskı yapılması için öncelikle beyaz emaye ile kaplanırlar, daha sonra baskıya alınırlar. Kola kutuları, konserve kutuları, diğer teneke (yağ, peynir, zeytin, pasta vb. ambalajlanmasında kullanılır.
    Cam: Transfer baskı (laboratuar aletleri vb), tampon baskı ve serigrafi baskı da kullanılan baskı altı malzemesidir. Ambalajlamada cam kavanoz ya da şişe olarak karşımıza çıkıp, etiketli olarak kullanılabilirler.
    Plastik: Enjeksiyon kalıplama yöntemiyle endüstriden gelen erimiş plastik yüksek basınçla kapalı ve soğutulan bir kalıp içine püskürtülür ve orada sertleştirilir. Arzu edilen şekli aldıktan sonra çıkartılır.
    Plastik Filmler:Polietilen (PE), polipropilen (pp), polivenül klorür (PVC), poliamid., polyester gibi türleri olan plastik filmler ambalaj sanayisinde; kimlik, kredi kartı vb. üretiminde yaygın olarak kullanılırlar. Vakumlu gıda sanayi, pet şişe sanayi, laminasyon teknolojisine dayalı kimlik kartı üreten sektörler plastik filmlerden yararlanılır.
    Alüminyum folyo: Su buharı ve gazlara karşı en iyi bariyer malzemelerden birisidir.Tamamen zehirsizdir. Dünyada gıda maddeleri ile direkt temas etmesine izin verilen malzemedir. Alüminyum folyonun her iki tarafına baskı yapılabilir. Işığı iyi yansıtır. Bir tarafı mat ve diğer tarafı düzgün ve parlak olarak üretilir. Göz alıcı tararımlar yaratabilmek için ters baskılı bir filme lamine edilebilir.
    Ahşap: Serigrafi baskı ve tampon baskı tekniğinde baskı altı malzemesi olarak kullanılabilir.
    Kumaş:Serigrafi baskının yaygın kullandığı baskı altı malzemelerden birisidir.

    MATBAA MÜREKKEPLERİ

    Mürekkebin Yapısı

    Fabrikalarda imal edilen ve satışa sunulan mürekkeplerin yapılarını oluşturan temel elemanlar basit olarak aşağıdaki gibi bir sınıflamaya tabi tutulabilir.

    1- Pigment = Öz
    2- Bağlayıcılar = Vernik
    3- Çözücüler
    4- Kimyasal yardımcı maddeler

    stacks_image_45C36573-201E-424E-BD45-BD84E46AFFCC

    Pigment : Renkli zerrelerden teşekkül etmiş ola pigment mürekkebin renk unsurudur. Fonksiyonları şöyle sıralanabilir:
    a- Mürekkebe renk verir.
    b- Aşağıdaki ek özellikleri kazandırır.


    Dayanıklılık :
    I- Işık dayanıklılığı: Özellikle ultraviyole ışınlarına dayanıklılığı ifade eder (Güneş ışığına karşı)
    II- Isıya dayanıklılık: Materyal üzerine tatbik edildikten sonra normal dışı ısıya maruz kalacak mürekkepler için pigmentin ısıya dayanıklılık derecesi çok önemli dir. (Teneke baskılarda olduğu gibi)
    III Sabun - alkali , asit gibi kimyevi maddelere dayanıklılık : Bilhassa ambalaj sanayinde kullanılan baskı için önemlidir.
    IV- Çözücülere dayanıklılık: Burada kast edilen uçucu çözücülerdir. Tertibinde Etilalkol gibi uçucu maddeler bulunduğunda çözülmeye sebebiyet verir. Su da uçucu ve dolayısıyla çözücüdür. Vernik ve laklar çözücü olarak düşünülmez.


    Örtücülük: Mürekkebe örtücülük vasfını kazandıran, ayarlayan pigmentlerdir.


    Bağlayıcılar: Reçine, yağ vs. maddeler olup
    a- Mürekkebin parlaklığını tayin eder
    b- Kimyasal dayanıklılık kazandırır
    c- Pigment zerrelerini baskı metaryeline tesbit etmeyi sağlarlar.


    Çözücüler: Pigment ve bağlayıcılara matbaa makinelerinin gösterdikleri özelliğe göre baskı materyellerine baskı yapılabilmesi için kazanması gereken akıcılık kabiliyetini kazandırır. Umumiyetle reçineleri çözmek için kullanılır. Çözücü mürekkebin kuruması esnasında mürekkebin nevine göre buharlaşarak veya emilerek baskı meteryali üzerinde bir reçine filmi meydana getirir. Bu film içinde pigment zerrecikleri dağılmış halde bulunur.


    Yardımcı Maddeler : Mürekkep içerisine katılan kurutucu, inceltici vs. maddelerdir. Mürekkebin renk nüansını örtücülük gibi vasıflarını değiştirmez. Diğer vasıflarını ayarlar.


    Kurutucular : Mürekkebin uygun bir zamanda sertleşmesini temin etmek için bağlayıcının kuruma zamanını hızlandırmak için kullanılır.


    İncelticiler: Mürekkebin yolma dayanıklılığını ve baskı derecesini arttırmak için kullanılır.


    Bezir yağı ve Vernik : Bezir yağı keten tohumlardan çıkarılır. Vernik bezir yağının kaynatılmasıyla ortaya çıkar. Keten tohumlarından çıkarılan bezir yağından elde edilen vernik üç cinstir. İnce, Orta, Kalın. Bunlar öz maddesiyle karıştırır. Vernikler üç şekilde elde edilir:
    a- Keten tohumlardan (Bezir yağı)
    b- Petrolden (Reçine, solvent vernikleri)
    c- Bazı ağaçların yağından (Çin ağacı yağından) Verniğin öz maddesiyle karıştırılmasında iki önemli husus gerçekleştirilir.
    - Öz maddesini kağıda nakleden ve özle iyi karışan bir madde olması
    - Hava ile temas edince, kuruma hassasiyetinin bulunmasıdır. matbaa mürekkepleri yapılan baskı işlemine göre, baskı makinaları vasıtasıyla çeşitli kalılnıklarda baskı yapılan metaryellere tatbik edilir. Mürekkep kalınlıkları, ofset baskıda en ince, serigrafi baskıda en kalınıdır. Mürekkepler makinanın hızı, baskı işleminin cinsine uygun bir karışımda formüle edilmelidir. matbaa sanayinde kullanılan mürekkepler baskı branşına göre birbirlerinden farklı durum arz ederler. Kullanılan mürekkepler hususiyetleri bakımından farklılık gösterirler, yapılış bakımından ayrılık göstermezler.


    Baskı Tekniklerine güre kullanılan;

    MÜREKKEPLER
    Kullanılan mürekkepler ikiye ayrılır:
    1-Siyah mürekkepler
    2-Renkli mürekkepler

    Siyah mürekkepler
    Öz Kısmı : Petrolün yakılmasından ve hava gazından üretilen işler, öz olarak kullanılır. Kaliteli siyah mürrekkep imalinde kullanılır.
    Yağ Siyahı: Balık yağı, katran yağı,bazı nebati ve hayvani yağlar hususi yapılmış ağzı kapalı bir taraftan hava akımı veren, kazanlarda yakılır. Oluşan duman kazanın diğer borusundan çıkar, birçok bölmeler üzerinde is bırakılır. Bunlar toplanır ve öz olarak kullanılır. Örtme kabiliyeti (fazla olduğundan oto tipi işlerde kullanılmaz. Elde edilen is vernik ile karıştırılarak mamul haline getirilir.)


    Renkli Mürekkepler:
    Bunlarda ikiye ayrılır:
    1- Örtücü Mürekkepler
    2-Şeffaf Mürekkepler


    Örtücü Mürekkepler : Kaliteli ve kalitesiz cinsleri vardır. Resim, kitap, broşür, duvar afişleri, bunlara benzer baskı işlerinde örtücü mürekkeplerin her rengi kullanılır. Özü toprak boyalardır. Bir üstten basılan renk bir önceki basılan renkte etkilenmez.


    Şeffaf Mürekkepler: Trikromi adı verilir. Renkli baskılarda kullanılan kaliteli mürekkeplerdir. Üst üste basılan renkler birbirleriyle etkilenir. Etki neticesi değişik renk tonları elde edilmesi sağlanır.


    Yardımcı Maddeler: matbaa mürekkeplerinin tatbik sahalarının geniş olması zaman zaman matbaacıların değişik yardımcı maddeler kullanmaya zorlar. Matbaacı makina yartlarına baskı atelyesinin ısı ve nem durumuna, kullandğı baskı malzemesinin özelliklerine uymak zorundadır. Bu durumlarda önemli olan kullanılan yardımcı maddeyi seçmek lüzumu kadar kullanmaktır. Mürekkepler uygun olmayan yardımcı maddelere karşı ters tepkiler gösterir. Zaman ve kalite kaybına neden olur. Mürekkep fabrikaları kendi imal ettikleri mürekkeplerin bünyelerine bağdaşacak çeşitli yardımcı maddeleri de piyasaya sürmektedirler. Unutulmması gereken husus A firmasının mürekkep yapısına uygun yardımcı maddeleriyle muamele etmelidir.Önemli olan mürekkebin bünyesinde meydana gelecek kimyasal ve fiziksel değişmelerin elde edilmesi renk şiddetinin değişmemesidir. ilave yüzdelerini çok iyi ayarlamak lazımdır. Yüzdesindeki fazlalık mürekkebi bulamaç haline getirir, kısaltır, onu zemin baskılardan başka bir işte kullanılmayacak hale getirir. Misalden de anlaşılacağı gibi mürekkebin viskozitesinde bir düşüş ve bunun yanında da yapışkanlık değerinin normalin altına düşmüş olmasıdır. Matbaacı mürekkebe herhangi bir ilave yaparken yardımcı madde seçiminde çok dikkatli davranmalı ilaveyi teraziyle tartmalı veya kademeli olarak yapmalıdır. Kısa olarak özetlersek teknik açıdan lüzumlu ilaveler yapılmalıdır. Alışkanlık bu iş için bir ölçü teşkil etmemelidir. Kullanılan yardımcı maddeler baskı işlemlerini kolaylaştıran ve aynı zamanda zorlaştıran unsurlardır.

    MATBAA MÜREKKEP TERİMLERİ


    Mürekkep:
    Herhangi bir motifi, resmi, yazı ve şekli baskı materyallerine aktarılmasını sağlayan bir maddedir.
    Yağ bazlı mürekkepler: Tipo ve ofset baskı sistemlerinde kullanılan mürekkeplerdir.
    Bağlayıcı:
    Mürekkep içindeki pigment zerreciklerini kâğıda, daha doğrusu baskı altı malzemesine yapışmalarını sağlayan oksidasyon kurumalı vernik.
    Pasta: Mürekkebin kalitesini etkiler, imalat esnasında ilave edilir. Kaliteli bir mürekkepte sürtünmeye karşı mukavemet,boyanın haznede yatmaması ve boyanın kauçuğa yapışmamasını sağlar.
    Matbaa boyaları: Matbaa boyaları esas itibariyle ikiye ayrılır. Bunlardan öz; renk veren, vernik de yağ kısmıdır.
    Toprak boyalar: Bunlar doğada doğal olarak bulunur. Kullanılmaya elverişli bir hale getirmek için ayıklanır, temizlenir, yıkanır kurutulur, öğütülür elenir ve nihayet karıştırılarak kullanılır.

    Kimyevi madeni boyalar: Toz boyalar gibi hemen doğrudan doğruya temizlenip öğütülmek suretiyle kullanılmazlar. Bunların birkaç nev’ i bir arada hususi kazanlarda kaynatılarak ve kimyevi muamelelere tabi tutulmak suretiyle boya maddeleri elde edilir.
    Uzvi boyalar: Nebati ve hayvani maddelerden çıkarılan boyalardır.
    Beziryağı: Beziryağı keten tohumundan elde edilir. Bunlar preslerde iyice ezilerek yağı çıkarılır. Sikatif: Kurumayı hızlandıran bir maddedir. Havanın oksijen ile mürekkebin bağlayıcı bünyesinin reaksiyonunu hızlandıran özel bazı karışımlardır.
    Solvent bazlı mürekkepler: Flekso, tifdruk ve serigrafi baskılarında kullanılan mürekkeplerdir.
    Pigmentler: Mürekkebe renk veren maddelerdir. Basılan mürekkep filminin şeffaf veya örtücü oluşunu, ışık ve kimyasal maddelere dayanıklılık derecesini tayin eder. Bu nedenle mürekkebin en önemli bir parçasıdır.
    Vernikler: Mürekkebin pigmentten sonra en önemli yapı taşıdır. Mürekkepte pigmenti baskı yüzeyine taşımak ve orada tutunmasını sağlamaktır.
    Kuruma: Mürekkebin baskı yapıldıktan sonra akışkan halden katı geçmesi olayına denir.
    Penetrasyon(Nüfuz etme): Mürekkebin sıvı fazının baskı yüzeyi tarafından emilmesi yoluşla oluşan kuruma şeklidir.
    Oksidasyon ve Polimerizasyon: Mürekkebin vernik ve pigment kısmı havanın oksijeni ile birleşerek kimyasal reaksiyonlar sonucu polimerleşip sertleşmektedir.
    Polimerler: Yapılarında düzenli bir şekilde tekrarlanan küçük moleküllü birimlerden oluşmuş yüksek molekül ağırlıklı bileşiklerdir.
    Buharlaşma (Evaporasyon): Mürekkep yapısında bulunan uçucu solventlerin baskıdan hemen sonra buharlaşarak mürekkep filminden uzaklaşmaları yoluyla oluşan kuruma şeklidir.
    Radrasyon: Ultroviyole(UV) ve Infraruj (IR)ışık enerjileri yardımıyla mürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesi, polimerleşmesidir.
    UV kuruma: Ultraviole ışık enerjisi yardımışla mürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesi, polimerleşmesidir.
    IR kuruma: Infraruj ışık enerjisi yardımıyla mürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesi, polimerleşmesidir.
    Renk sabitliği: Işık haslığıda denir. Renklerin kaç gün süreyle solmadan kaldığını gösteren birimdir. Renk sabitliğini etkileyen pigmentlerdir. Renk sabitliği 1 ela 8 değerleri arasında değişir. 1 rakamı rengin kısa zamanda solacağını gösterir. 8 olan renk ise uzun süre rengin solmadan kaldığını gösterir (1=Çok düşük, 2=Düşük, 3=Orta, 4=Oldukça iyi, 5=İyi, 6=Çok iyi, 7=Üstün, 8=Mükemmel).
    Tigsotropi: Durgun haldeki mürekkep çok katıdır ve kolay kolay akmaz, fakat biraz karıştırınca akmaya başlar. Mürekkebin bu özelliğine "tigsotropi" denir.
    Tack (Yapışkanlık): Mürekkebin ayrılmaya gösterdiği dirençtir. Veb ofsette yaş üstüne yaş baskılarda mürekkeplerin tacklarına göre sıralanmaları büyük önem arz eder. Sonradan basılan rengin ilk basılanı yolmaması (veya ilk basılan rengin üzerine tutunabilmesi) için, skala mürekkeplerin tacklara göre sıralanması gerekmektedir.
    Pantone mürekkepler: ÇBS Printaş pantone renkleri "PANTONE" sistemi esas alınarak hazırlanmıştır. 10 ana renk ve şeffaf beyazın belli yüzdelerde birbiri ile karışımları neticesinde 1000 ayrı renk elde etme sistemidir.
    Jobbing mürekkepler: Emici özelliği olan materyallere yapılan genellikle tire işlerin baskılarında kullanılan tipo mürekkepleridir.
    Heat-Set mürekkepleri: Mürekkebin ihtiva ettiği çözücülerin ısı yardımıyla ortamdan uzaklaştırılması ile kuruyan veb ofset baskı mürekkepleridir. Kısaca ısı ile kuruyan mürekkep diyebiliriz.
    Nüans: Ayrıntı, ton farkı…

    GRAFİK TASARIMCILARINA SÖYLENEN YALANLAR...

    1- Bunu bizim için ucuza yada ücretsiz yap, bir dahakinde telafi edelim! Saygın hiç bir iş sahibi, daha sonra ödenmek üzere yada ücretsiz olarak emeğini ve zamanını vermez. Bir tesisat ustasına "Bu seferlik lavaboyu bedava ver ve yerine monte et, bir dahaki lavabo ihtiyacımızda telafi ederiz!" dediğinizi hayal edebiliyoırmusunuz ? Bu tip müşteriler muhtemel bir sonraki işte zaten sizi aramayacaklardır.
    2- Son halini görmeden asla ücret ödemeyiz!
    Bu müşterilerin sizden avans istemenizi engellemek için kurduğu bir tuzaktır. Heme her tür işte önce avans verilir ve ondan sonra işler devam eder. Müşterinizle devamlılık arzeden bir ilişkiniz olması durumunda farklı davranabilirsiniz, ancak yeni bir müşteri hiç bir zaman çalışmalarınızı ücretinizin bir kısmını ödemeden görmemeli.
    3- Bu işi bizim için yap, senin için iyi referans olur, işlerin açılır! En büyük yalanlardan biri. Aynı şeyi lavabocuya söylediğinizde, size vereceği yanıt, "İşimi kusursuz yapsam bile farkedilmek için bunu size bedavayamı yapmam gerek?" olacaktır. Ayrıca işi bu şekilde yaptıran işveren etrafındakilere projeyi ne kadar ucuza çıkardığını böbürlenerek anlatacaktır. Çevresinden sizi yeni bir iş için arayan olsa bile muhtemelen size diğer işten aldığınız ücreti önereceklerdir.
    4- Demo çalışmalara bakarken “Seninle çalışıp çalışmamaya henüz karar vermedik. Ama malzemeleri burada bırak ben ortağımla,yatırımcımla,karımla,patronumla görüşeyim.” Bunu söyleyen kişi emin olabilirsinizki çalışmalarınızı teslim ettik sonra 15 dakika içinde diğer tasarımcıları arayarak fiyat bilgisi isteyecektir. Geri aradığınızda size ona verdiğiniz fiyatın çok yüksek olduğunu ve x bir tasarım firmasının daha uygun fiyat vererek işi aldığını söyleyecektir. Elbette onlar ucuz olacak, çünkü siz zaten saatlerce çalışarak ön çalışma ve danışmanlık hizmetini ücretsiz olarak verdiniz. Sözleşme yapana kadar hiç bir yaratıcı çalışmayı müşterinin ofisinde bırakmayın !
    5- Proje iptal olmadı, sadece ertelendi. Hesabımız açık kalsın 1-2 ay sonra devam ederiz! Muhtemelen etmeyecektir. İşte duraksama varsa muhtemelen o proje cansızdır. O ana kadar yaptığınız kısmın ücretini almamanız ise büyük hata olacaktır. 2 ay sonra geri aradığınızda o proje ile ilgili olarak başka biri atanmış olabilir, ve bilin bakalım ?! Bu yeni sorumlu kişi sizin adınızı bile duymamış olabilir!
    6- Sözleşme mi ? Ne sözleşmesi, biz arkadaş değilmiyiz ? Birşeyler yanlış gidene dek elbette arkadaşız. Akabinde senin takım elbiseli aşağılık benimde gerzek tasarımcı olmamam için sözleşme şart. Ancak yaptığınız işler için para ödenmemesini bekliyorsanız o sizin bileceğiniz iş. Saygın her iş sahibi mutlaka sözleşme yapar. Sizde yapmalısınız.
    7- Faturayı iş üretildikten sonra kesip gönder! Daha çok basılı grafik işlerinde, eğer uygulama yada basımını sizin yapmadığınız bir iş için, neden başkasının iş bitiş tarihini bekleyesenizki. Siz zaten tasarımınızı teslim ettiniz ve kabul edildi. O zaman faturanızı kesebilirsiniz. Bu sizi başka türlü bir bekletme taktiği olabilir. Müşteriniz işin tasarım sonrası aşamalarında ortaya çıklacak sorunları çözebilmek için sizi bekletiyor olabilir.
    8- Senden önceki şu kadara yapmıştı… Tamamen alakasız bir söylem. Eğer daha önceki çok iyi bir iş çıkarmış olsa şu an sizinle değil onunla konuşuyor olmaları gerekirdi. Bir öncekinin ne kadar ücret aldığı yada talep ettiği sizi hiç ilgilendirmemeli. Piyasanın altında ücret talep edenler yakında bu piyasadan ayrılacak demektir ya iflas edeceklerdir yada sektör değiştireceklerdir.
    9- Bizim bütçemiz bu kadar diyen firmalar İnanılmaz değilmi ? Adam araba almak istiyor hiç araştırmadan alacağı araba için ne harcayacağını biliyor. Her proje belli ölçekte bir ücrete karşılıktır. Daha az paraları varsa sizde karşılığında daha az çalışarak işi çıkarabilirsiniz. Ama bunu onların anladığından emin olun. İşi basitleştirerek sunacağınız bütçeyi kısın.
    10- Finansal sorunlar yaşıyoruz, işi teslim et, biz biraz kazandıktan sonra ödemeni yapalım! Tabii ki, ancak ödeme yapılacaklar listesinde en alt sıralarda olduğunuzu bilin. Bir firma kötü gittiğini açıklayabiliyorsa emin olun göründüğünden çok daha kötü durumdadırlar. Ayrıca bir banka olmadığınızı unutmayın geciken ödemeler ile ilgili olarak size ek ödeme yapılmasını isteyin. İster tasarım ajansı sahibi olun ister freelance çaışın bu 10 maddelik listedekilere bir gün muhtemelen rastlayacaksınız. Yada bir çoğuna rastladınız bile.
    Okuduğunuz yazının kaynağı yabancı, buda şu anlama geliyor Türkiye’de bu işi yapıyorsanız bu maddeler haricinde daha sert ve farklı zorluklar ile karşılaşmanızda olası. Zaman zaman sizlerden, tasarım işine girmek ve bunu meslek edinmek isteyenler için tavsiyeler yada mesleğe yeni başlamış kişilerin iş hayatlarında yaşadıkları zorluklar ile ilgili e-postalar gelmekte bu makale işe yeni başlayanlar için önemli bir kilometre taşı olacaktır. Özellikle serbest çalışanlar için.

    GRAFİK TASARIMCILARINA SÖYLENEN YALANLAR...

    1- Bunu bizim için ucuza yada ücretsiz yap, bir dahakinde telafi edelim! Saygın hiç bir iş sahibi, daha sonra ödenmek üzere yada ücretsiz olarak emeğini ve zamanını vermez. Bir tesisat ustasına "Bu seferlik lavaboyu bedava ver ve yerine monte et, bir dahaki lavabo ihtiyacımızda telafi ederiz!" dediğinizi hayal edebiliyoırmusunuz ? Bu tip müşteriler muhtemel bir sonraki işte zaten sizi aramayacaklardır.
    2- Son halini görmeden asla ücret ödemeyiz!
    Bu müşterilerin sizden avans istemenizi engellemek için kurduğu bir tuzaktır. Heme her tür işte önce avans verilir ve ondan sonra işler devam eder. Müşterinizle devamlılık arzeden bir ilişkiniz olması durumunda farklı davranabilirsiniz, ancak yeni bir müşteri hiç bir zaman çalışmalarınızı ücretinizin bir kısmını ödemeden görmemeli.
    3- Bu işi bizim için yap, senin için iyi referans olur, işlerin açılır! En büyük yalanlardan biri. Aynı şeyi lavabocuya söylediğinizde, size vereceği yanıt, "İşimi kusursuz yapsam bile farkedilmek için bunu size bedavayamı yapmam gerek?" olacaktır. Ayrıca işi bu şekilde yaptıran işveren etrafındakilere projeyi ne kadar ucuza çıkardığını böbürlenerek anlatacaktır. Çevresinden sizi yeni bir iş için arayan olsa bile muhtemelen size diğer işten aldığınız ücreti önereceklerdir.
    4- Demo çalışmalara bakarken “Seninle çalışıp çalışmamaya henüz karar vermedik. Ama malzemeleri burada bırak ben ortağımla,yatırımcımla,karımla,patronumla görüşeyim.” Bunu söyleyen kişi emin olabilirsinizki çalışmalarınızı teslim ettik sonra 15 dakika içinde diğer tasarımcıları arayarak fiyat bilgisi isteyecektir. Geri aradığınızda size ona verdiğiniz fiyatın çok yüksek olduğunu ve x bir tasarım firmasının daha uygun fiyat vererek işi aldığını söyleyecektir. Elbette onlar ucuz olacak, çünkü siz zaten saatlerce çalışarak ön çalışma ve danışmanlık hizmetini ücretsiz olarak verdiniz. Sözleşme yapana kadar hiç bir yaratıcı çalışmayı müşterinin ofisinde bırakmayın !
    5- Proje iptal olmadı, sadece ertelendi. Hesabımız açık kalsın 1-2 ay sonra devam ederiz! Muhtemelen etmeyecektir. İşte duraksama varsa muhtemelen o proje cansızdır. O ana kadar yaptığınız kısmın ücretini almamanız ise büyük hata olacaktır. 2 ay sonra geri aradığınızda o proje ile ilgili olarak başka biri atanmış olabilir, ve bilin bakalım ?! Bu yeni sorumlu kişi sizin adınızı bile duymamış olabilir!
    6- Sözleşme mi ? Ne sözleşmesi, biz arkadaş değilmiyiz ? Birşeyler yanlış gidene dek elbette arkadaşız. Akabinde senin takım elbiseli aşağılık benimde gerzek tasarımcı olmamam için sözleşme şart. Ancak yaptığınız işler için para ödenmemesini bekliyorsanız o sizin bileceğiniz iş. Saygın her iş sahibi mutlaka sözleşme yapar. Sizde yapmalısınız.
    7- Faturayı iş üretildikten sonra kesip gönder! Daha çok basılı grafik işlerinde, eğer uygulama yada basımını sizin yapmadığınız bir iş için, neden başkasının iş bitiş tarihini bekleyesenizki. Siz zaten tasarımınızı teslim ettiniz ve kabul edildi. O zaman faturanızı kesebilirsiniz. Bu sizi başka türlü bir bekletme taktiği olabilir. Müşteriniz işin tasarım sonrası aşamalarında ortaya çıklacak sorunları çözebilmek için sizi bekletiyor olabilir.
    8- Senden önceki şu kadara yapmıştı… Tamamen alakasız bir söylem. Eğer daha önceki çok iyi bir iş çıkarmış olsa şu an sizinle değil onunla konuşuyor olmaları gerekirdi. Bir öncekinin ne kadar ücret aldığı yada talep ettiği sizi hiç ilgilendirmemeli.

    1. https://lh6.googleusercontent.com/_ZmXYnqhc03A/TVvOtyB_IfI/AAAAAAAAB94/P7TYAWXPDJc/s800/img88.jpg